Türkiye’de yetişen 27 kuşburnu türünden 17’sine ev sahipliği yaparak adeta bir gen merkezi olan Gümüşhane‘de, “dikenli gül” olarak da bilinen kuşburnu meyvesinin sofralara uzanan zahmetli yolculuğu başladı. Doğal olarak yetişen ve 100 gramında bir kasa portakala eşdeğer C vitamini barındıran bu şifalı meyve, iki gün süren yorucu bir emeğin ardından marmelat olarak kavanozlardaki yerini alıyor.
Gümüşhane’nin ‘Dikenli Gülü’ Hasatta!
Toplanmasından Pişirilmesine Tamamen Doğal ve Emek Yoğun
Vatandaşlar tarafından dikenli dallarından tek tek toplanan kuşburnu, önce temizleniyor, ardından haşlanıp kevgirlerden ve ince eleklerden geçirilerek pişirilmeye hazır hale getiriliyor. Bir saatten fazla süren pişirme işleminin ardından kavanozlara doldurulan marmelat, kış aylarının vazgeçilmez şifa kaynağı oluyor. 7 yıldır bu işi yapan Güldeniz Coşkun, makine kullanmadan, tamamen elle yaptığı 1 kilogramlık marmelat için toplama aşamasıyla birlikte yaklaşık iki gün harcadığını belirterek, “Gerçekten meşakkatli ama yemesi gayet güzel” dedi.
Gümüşhane’nin ‘Dikenli Gülü’ Hasatta!
Toprak TV Olarak
Gümüşhane‘den gelen bu kuşburnu haberi, endüstriyel gıdanın unutturduğu en temel gerçeği bize hatırlatıyor: Emek ve Sabır. Güldeniz Hanım’ın “bir kilo ürün iki günümü alıyor” sözü, bugün bir market rafından kolayca aldığımız bir kavanoz marmelatın ardındaki o paha biçilmez alın terinin özetidir. Bu haber, aynı zamanda “odun dışı orman ürünlerinin” kırsal kalkınmadaki stratejik önemini gösteriyor. Gübre ve kimyasal madde kullanılmadan, doğanın kendi döngüsü içinde “organik” olarak yetişen bu meyveler, hem birer şifa deposu hem de doğru markalaşma ile Gümüşhaneli üreticiler için önemli bir gelir kapısıdır. Adına festivaller düzenlenen kuşburnu, sadece bir meyve değil, bir coğrafyanın kültürü, geleneği ve en önemlisi sağlığıdır. Bu emeğe ve bu doğal hazineye sahip çıkmak, hepimizin görevidir.