Sorting by

×

Küresel Gübre Piyasasında “Hindistan Faktörü”: Lojistik Kilit…

    Değerli çiftçi kardeşlerim, sektörün kıymetli temsilcileri;

    Bugünlerde küresel tarım piyasaları, zorlu bir kışın ardından toprağın uyanışını bekleyen o sessiz ama gergin sabırla sınanıyor. Geçen hafta “Körfez Çıkmazı” olarak adlandırdığımız tablo, bu hafta Hindistan’ın devasa alım hamlesiyle birleşince artık sadece lojistik bir sorun olmaktan çıktı; tam anlamıyla bir “ürüne erişim” mücadelesine dönüştü.

Hindistan’ın bu hamlesi, sıradan bir alım ihalesi olmanın ötesinde küresel arzın yeniden dağıtımını tetikleyen stratejik bir kırılmadır. Çünkü dünya piyasasında artık fiyat değil, “Kimin malı hangi ülkeye ulaşacak?” sorusu konuşuluyor. Hindistan’ın 2,5 milyon tonluk talebi, daralmış arzın büyük bölümünü kendine çekerek diğer ithalatçı ülkeleri ciddi bir rekabet baskısı altına aldı. 9 Nisan tarihli uluslararası raporlar bunu net şekilde doğruluyor: Hürmüz Boğazı hâlâ kapalı, hiçbir gübre gemisi boğazı geçemedi ve “Belki fiyatlar düşer” beklentileri yeni bir maliyet duvarına çarptı. Ateşkes haberine rağmen İran tarafı “Anlaşma ihlal edildi” açıklaması yaparken, Hürmüz’ün batısında bekleyen tankerlerdeki yüklü ürün miktarı 986 bin tonu aşmış durumda.

ÜRE: HİNDİSTAN’IN DEV ADIMI VE “850 DOLAR” YENİ EŞİĞİ

Sevgili dostlar, bu hafta üre piyasasının tek odağı Hindistan Potash Limited’in (IPL) açtığı dev alım ihalesiydi. Gözden kaçırılmaması gereken kritik detay şu: Hürmüz’ün batısında bekleyen ve sevk edilemeyen yaklaşık 1 milyon tona yakın ürün, fiilen arz dışı kaldı. Bu durum fiyatı yukarı iterken fiziki bulunurluk riskini de büyütüyor. Orta Doğu’daki üretim tesislerine yönelik saldırılar ve teknik kesintiler ise İran, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi kritik üreticilerde kapasite kayıplarına yol açarak darlığı derinleştirdi. IPL ihalesi bugün (15 Nisan) kapanıyor, teklifler 23 Nisan’a kadar geçerli olacak ve yüklemeler 14 Haziran’a kadar tamamlanacak.

Hürmüz’ün batısındaki yüklü gemiler ise bu ihaleye teklif veremiyor.

• Mısır ve Kuzey Afrika Zirvede: Mısır’da granül üre satışları 842 ₺ FOB seviyesine, Cezayir’de Mayıs yüklemeleri ise 858 $ FOB seviyesine ulaştı.
• Rusya ve Baltık Hattı: Güvenlik riskleri nedeniyle üretimde zorlanan Rus üreticilerle birlikte, prilled üre fiyatları 710 $ FOB bandına yükseldi.
• Nijerya Faktörü: Dangote, Nisan sonu yüklemeleri için 850 $ FOB hedefini ilan etti.

AMONYAK: SİSTEMİN DAMARLARI GERİLİYOR

Ürenin ve nitratın temel taşı olan amonyak piyasası, Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış durumda. Doğu’da arz şoku sürerken; ABD Körfezi ve Trinidad gibi bölgelerde üretim güçlü devam ediyor ve bu bölgeler Avrupa için yeni bir alternatif tedarik kapısı haline geliyor. Doğu’da Çin’in olası ihracat yasağı konuşulurken, Arap Körfezi ve Güneydoğu Asya fiyatları 670-700 $ bandına sıçradı. Bu ayrışma, önümüzdeki haftalarda navlun maliyetlerini ve ticaret rotalarını yeniden şekillendirecek stratejik bir dönüşümün ilk işaretidir.

FOSFAT VE POTAS: MALİYET BASKISI KEMİKLEŞTİ

Fosfat tarafında asıl kırılma fiyat artışından öte, ekonomik sürdürülebilirliğin bozulmasıdır. Hindistan’da DAP üretimi ve ithalatı mevcut fiyatlarla ciddi zarar yazmakta; piyasa tamamen devlet destekleriyle ayakta durmaktadır. Hükümet NBS desteğini %10 artırsa da bu durum, DAP’ta iç piyasada 240-250 $/ton, ithalatta ise 300 $/ton zarara yol açıyor. Brezilya’da MAP 900 $CFR seviyesine demir atarken, Hindistan DAP’ta 865$ CFR fiyatıyla piyasaya geri döndü. Mısır NCIC’nin DAP/SSP ihalesi de rekor seviyede kapandı.

Potas piyasasındaki “sessizlik” ise aslında bir bekleme halidir. Kükürt tedarik zincirindeki kırılma özellikle SOP tarafında maliyetleri yukarı çekmeye devam ediyor. Hindistan’ın 60 bin ton granül MOP ihalesi tek teklif üzerine iptal oldu. Bu yüzden potastaki durağanlık, önümüzdeki haftalarda ani sıçramaların habercisi olabilir.

BENCE: ASIL SAVAŞ “ZAMANLAMA VE ERİŞİM”

Değerli dostlarım, gelin şimdi bu işin en can alıcı noktasına, yani hasadın kaderini belirleyecek olan asıl gerçeğe gelelim. Bugün yaşadığımız bu kriz aslında sadece bir fiyat meselesi değil; bu artık bir “fiziki erişim ve zamanlama” krizidir.

Neden mi böyle diyorum?Çünkü Hindistan’ın 2,5 milyon tonluk devasa talebi piyasadaki serbest malı silip süpürürken, Hürmüz’ün batısında mahsur kalan 1 milyon tona yakın ürün tarlaya ulaşamıyor. Hep söylerim ve tekrar söyleyeyim ki; tarımda şakaya gelmez bir kural vardır: Tarlada bir haftalık gecikme demek, hasatta %20 verim kaybı demektir. Toprak o gübreyi istediği an vermezseniz, sonra dünyaları da dökseniz o eksilen bereketi geri getiremezsiniz.

Sözün özü şudur dostlar: Bugün piyasada yeni bir denklem oluştu ve bizim bu denklemi doğru okuyup çözmemiz gerekiyor. Çünkü; fiyat riski yönetilebilir ama tedarik riski yönetilemez. Fiyat yükselirse bir şekilde maliyet hesabı yapılır, ancak mal yoksa üretim tamamen durur. Bu sezonun asıl kazananı, “en ucuza aldım” diyerek bekleyen değil; lojistik kördüğüm derinleşmeden malı vaktinde deposuna koyan ve doğru zamanda toprağıyla buluşturan üreticimiz olacak. Fiyatlar elbet konuşulur ama vaktinde atılmayan gübre yüzünden kaçan bereketin telafisi olmaz.

DEVLETİMİZ İÇİN STRATEJİK ÖNERİLER VE ATILAN OLUMLU ADIMLAR

Değerli dostlarım, burada ciddiyetsizliğe bir an bile yer yoktur. Bu fırtınalı denizde, 85 milyonun rızkını taşıyan o gemiyi sağ salim limana yanaştırmak en asil görevimizdir. Bana göre, devletimizin şu uzman adımları sürdürmesi ve yenilerini eklemesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu noktada atılan bazı önemli adımları da hakkıyla teslim etmek gerekir:

• Tedarik Diplomasisi ve Çoklu Kapılar: Devletimiz son yıllarda “yumurtaları tek sepete koymama” stratejisini başarıyla uyguladı. Özellikle Rusya ile kurulan stratejik diyalog ve Kuzey Afrika hattındaki etkin diplomasi, Hürmüz’deki kilitlenmeye rağmen Türkiye’nin gıda arz güvenliğini ayakta tutan en büyük güç oldu. Bu proaktif yaklaşım sayesinde, dünya “mal bulamazken” biz sistemin çarklarını döndürebildik.

• Stratejik Stok Mekanizması: Kritik gübre girdilerinde, tıpkı enerji ve hububatta olduğu gibi merkezi bir “stratejik stok yönetim modeli” oluşturmak artık kaçınılmazdır. İç piyasada bizi ayakta tutacak bir “minimum stok eşiği” mutlaka belirlenmeli ve bu sınırın altına düşülmesine izin verilmemelidir. TMO’nun hububattaki başarısı, gübre ve girdi tarafında da bize rehber olmalıdır.

• Lojistik Koruma: Navlun fiyatları uçtu, sigorta şirketleri geri çekiliyor. Stratejik girdi taşıyan gemilerimiz için kamu destekli sigorta ve navlun koruma kalkanı devreye alınmalıdır. Devletimizin Karadeniz ve Akdeniz’deki lojistik varlığı bu süreçte bir “sigorta” görevi görüyor; ancak bunun doğrudan gübre gemilerini kapsayan bir mekanizmaya dönüşmesi elimizi daha da güçlendirecektir.

• Erken Sezon Alım ve Finansman: Çiftçimiz “Yarın ne olacak?” diye düşünmemeli. Ziraat Bankası üzerinden sağlanan sübvansiyonlu krediler ve son dönemdeki destek artışları üreticimiz için can suyudur. Ancak bana göre; bu desteklerin doğrudan “erken alım finansman modellerine” evrilmesi gerekir. Üretici, gübresini fiyatlar patlamadan, mal daha limandayken garantileyebilmelidir.

Bana Göre: Atılan adımlar çok kıymetli ve yerindedir, ancak yeterli değildir. Tarım artık sadece toprakla değil, enerji ve lojistikle de bir bütündür. Devletimizin gıda arz güvenliğini bir “milli güvenlik meselesi” olarak görmesi takdire şayandır; fakat bu vizyonun, girdi maliyetlerinin en uç noktası olan bayiye ve çiftçiye kadar kesintisiz bir “finansal kalkan” ile ulaştırılması şarttır.

BAYİLERİMİZ İÇİN KRİTİK NOT

Kıymetli yol arkadaşlarımız, toprağın sahadaki uç beyleri;

Şunu hepimiz çok iyi idrak etmeliyiz ki; artık sadece “ürün satma” devri bitti, şimdi tam anlamıyla bir “tedarik şahitliği” dönemindeyiz. Hindistan’ın tek kalemde 2,5 milyon ton malı piyasadan çekmesi ve Hürmüz’deki kilitlenmenin yaklaşık 1 milyon ton ürünü limanlarda hapsetmesi gösterdi ki; yarın fiyatın ne olduğu değil, depoda malın olup olmadığı konuşulacak.

Unutmayın; üstüne basa basa, tekrar tekrar söylüyorum: Bugünün piyasasında artık “Stok = Ticaret” demek değil, “Stok = Sadakat” demektir. Eskiden deposunda malı olan kâr kovalardı; bugün ise deposunda malı olan, çiftçisine “Sen merak etme, senin toprağın sahipsiz kalmayacak” diyerek güven aşılayan en büyük teminattır.

Tedarik zincirinin böylesine koptuğu, dünyada herkesin birbirinden mal kaçırdığı bu fırtınalı süreçte; çiftçiniz tarlaya girmeden o gübreyi hazır tutmanız, sizin bu toprağa olan bağlılığınızın en asil tescilidir. Bu dönemin kahramanı en ucuz teklifi veren değil, en zor günde çiftçisinin kapısını çaldığında “Malın hazır” diyebilen bayidir. Günübirlik hesapların değil, nesiller boyu sürecek o sarsılmaz itibarın inşa edildiği bu günlerde, üreticinin elini bırakmayan bayi, yarının en büyük vizyon sahibi olacaktır.

ÇİFTÇİ KARDEŞLERİME TAVSİYEM

Değerli üreticilerimiz, toprağın sadık bekçileri;

Tekrar tekrar olacak ama şunu kardeşiniz olarak açıkça söyleyeyim ki: Bu sezon,“Hele bir durup izleyelim” deme lüksümüzün kalmadığı, “Erişenin kazandığı” bir yıl oluyor. Piyasalarda yaşanan bu sıkıntılar varken fiyatların gevşemesini beklemek, hasadı doğrudan ateşe atmaktır.

Unutmayın; bu sezonun asıl korkutucu tarafı maalesef yüksek fiyatlar değil, “gübreye geç kalmak” ve o ürünü piyasada hiç bulamamaktır. Çünkü gübreyi pahalı aldığınızda kârınızdan eksilir; ancak gübreyi tarlaya atamazsanız, elinizde hasat edecek bir ürün kalmaz.

Benim gübre bayim falan yok, herhangi bir gübre firmasına da danışmanlık falan yapmıyorum, gübre firması bir sponsorum da yok. Bu yüzden ısrarla söylüyorum, lütfen artık kendinize “Acaba fiyatlar biraz daha düşer mi?” diye sormayı bırakın ve bulduğunuz gübreyi alın. Bugün sormanız gereken asıl ve hayati soru şudur: “Yarın tarlaya girme vaktim geldiğinde, toprağımın rızkı olan o gübreyi depomda hazır bulabilecek miyim?”

Emeğinizi korumanın yolu, hazırlığınızı bugünden yapmaktan geçer.

Kalın sağlıcakla…

“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

Küresel Gübre Piyasasında Hindistan Faktörü ve Hürmüz Kilidi: Tedarik Krizi Kapıda

toprak haber

Bir yanıt yazın