Sorting by

×

TEK SORU, TEK CEVAP: FERRERO GİTSİN Mİ, KALSIN MI?

FINDIKTA TESLİMİYETÇİ VİZYONA TOKAT: AKINTI BİZİZ, SEL DE BİZ OLACAĞIZ!

    Değerli Dostlar;

    Öncelikle şunu net bir şekilde ifade etmeliyim: Ben apolitik biriyim. Benim nezdimde tarım, her türlü siyasetin üstündedir. Eğer bir meseleyi “siyaset üstü” tutabiliyorsak konuşalım; çözümlerimiz varsa yazalım, çizelim. Yoksa “İktidar şöyle yapmış, muhalefet bunu demiş” gibi söylemler benim işime yaramadığı gibi, aksine azıcık beynimi de karıştırır. Haberlerimizde ve yazılarımızda bu çizginin dışına çıkıyormuş gibi görünmemi saymazsanız; fındıkla ilgili, ülkeyi yönetmeye aday olanların araştırılmadan, bilinmeden, sadece “yüksek profilli” diye öne çıkarılmasını ve milletimizin gösterdiği teveccühü görünce, onlara bir birim de olsa teknik bilgi vermek adına konuya bodoslama girmeye karar verdim. Çünkü biliyorum ki; susmak da aslında yanlışa hizmet etmektir.

Karşımıza “Gölge Tarım Bakanı” sıfatıyla çıkarılan Sencer Solakoğlu’nun fındık üzerine yaptığı açıklamalar şaşırttı mı? Tabii ki hayır. Bu şahıs hakkındaki düşüncelerim, kendisiyle ilk karşılaştığım sohbetin daha 5. dakikasında netleşmişti. Hangi amaçla Türkiye’ye geldiğini ve asıl gayesinin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum; ancak onu sadece ekranlardan tanıyanların bu gerçeği anlaması belli ki biraz zaman alacak.

Ülkenin geleceğini emanet etmeyi düşündüğünüz bu profilin, en stratejik sektörümüzün başında neler yapacağını (daha doğrusu yapamayacağını) görünce yarınlarımız adına tedirginliğim bir kat daha arttı. Ülkemizin neden bir türlü şahlanamadığını bir kez daha acı bir tebessümle izliyorum. Bu adamın söylemlerinin özeti şudur: Fındık devlerine rakip olmayı “akıntıya karşı kürek çekmek” olarak nitelemek, sadece bir liyakat faciası değil; Türk çiftçisinin elindeki dünya tekelini altın tepside küresel sermayeye sunmaktır!

Biyolojik Gerçeklerden Bihaber Bir “İnovasyon” Masalı

Sencer Solakoğlu, “inovasyon” diyerek süslü kelimelerin arkasına sığınıyor ama fındığın biyolojik gerçeğinden bihaber. Dünyada 80 TL tehlikesinden bahsederek Karadeniz fındığını alelade bir ürün gibi pazarlamaya çalışıyor. Oysa senin elinde öyle bir ürün var ki; dünyanın hiçbir yerinde Giresun ve Ordu’nun ekolojisini, o toprağın pH dengesini ve nem oranını kopyalayamazsın. Bizim fındığımızın rakibi yoktur; çünkü o bir fanus ürünü değil, bu coğrafyanın mührüdür.

Antep fıstığı örneğini vererek fındığın da aynı kaderi paylaştığını iddia etmek, konuya ne kadar uzak olduğunun kanıtıdır. Fıstıkta pazar payı kaybı bir süreçtir; ancak fındıkta Türkiye’nin sahip olduğu ekolojik tekel, doğru yönetilirse sarsılamaz bir kaledir.

Gölge Bakan mı, Statüko Figüranı mı?

Solakoğlu, “devlere rakip olmayalım” diyerek aslında şunu fısıldıyor: “Biz sadece ırgat kalalım, katma değeri onlar yesin”. Ferrero gibi bir markaya rakip olmayı imkansız görüp “onların yapamadığına yönelelim” demek, bir bakan adayının değil, küresel sermaye temsilcisinin ağzına yakışır. Çözüm; küresel şirketlerin kapısında “inovasyon” dilenmek değil, yıllardır benim ve bu işi bilenlerin haykırdığı gibi “3 tane daha Sağra kurmaktır!”

Bizim Sağra’mız, fındığı çikolatayla buluşturan milli bir mühendislik harikasıydı. Eğer biz bugün o modeli devlet gücüyle şahlandırırsak, dev alıcılar bizim kapımıza “ham madde” için değil, “pazar ortağı” olmak için gelirler. Ancak kendisi Nutella’nın olduğu yerde Sağra’yı kurmaktan bahsedemez; çünkü o yapıya karşı çıkması mümkün değildir.

Bir bakan adayının görevi, üreticiyi küçümsemek veya telefon trafiğini magazinleştirmek değildir. Görev; tek alıcı tehlikesine karşı, tek satıcı gücümüzü bir ulusal strateji merkezi haline getirmektir. Sayın Solakoğlu; sen 400 bin fındık üreticisini o devlerin karşısında “yalnız” bırakan bu teslimiyetçi zihniyetle mi yanlışları düzelteceksin?

Eğer şunları deseydin, belki “Acaba haksızlık mı yapıyorum?” derdim:

1. Gücü Konsolide Edeceğiz: 400 bin üreticiyi tek bir çatı altında toplayıp, dev alıcının karşısına “Tek Dev Satıcı” olarak oturacağız.
2. Maliyet Bilimi: Verimliliği artırıp maliyeti düşürerek çiftçinin kârını bilimin güvencesine alacağız.
3. Katma Değer Devrimi: Sağra modelini modernize edip küresel pazara Türk markasıyla ürün satacağız.

“Akıntıya karşı kürek çekmeyelim” diyenler bilsin ki; ben ve bana benzerler o akıntının birer damlasıdır ve zamanı gelince de sele dönüşecek o damlanın ta kendileridir!

Elindeki “Floş Royal” kartını masaya vurmaktan korkanlar, ne iktidar olabilir ne de bu milletin derdine derman. Bu ülkenin ihtiyacı; teslimiyetçi masallar değil, milli bir şuurla hareket eden “akıllı oyuncu” duruşudur!

Sayın Solakoğlu;

Konuyu fazla uzatmadan size ve o koltuğa aday olan zihniyete şu net soruyu yöneltmek istiyorum: Ferrero gitsin mi, kalsın mı? Siz yarın iktidara gelir ve o bakanlık koltuğuna oturursanız; yukarıda bahsettiğim 3 madde konusundaki düşünceniz ve varsa sizin ayrıca yapacaklarınızı bir kaç madde ile söyler misiniz? 400 bin üreticinin emeğini sömüren bu yapıya karşı cevabınız ne olacak? Bu soruların cevabını sadece ben değil, tüm Türkiye merak ediyor.

”Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Saygılarımla,

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

toprak haber

Bir yanıt yazın