TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Ayhan Barut’tan Gıda Fiyatları Çıkışı: Faturayı Sadece Aracıya Kesmek Sorunu Çözmez!…
-
SEYHAN / ADANA]
YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, yaş sebze ve meyve piyasasına yönelik gerçekleştirilen son operasyonların ardından tarladan sofraya uzanan fiyat mekanizmasına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Piyasada haksız kazanç ve manipülasyon iddialarının üzerine gidilmesi gerektiğini belirten Barut, gıda fiyatlarındaki yapısal krizin kaynağının çok daha derin olduğunu ifade etti.
“Çiftçi Mazota, Gübreye Yüksek Bedeller Öderken Sorumluluk Birkaç Aracıya Yıkılamaz”
İktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştiren Ayhan Barut, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“AKP iktidarı, yıllardır uyguladığı yanlış tarım ve ekonomi politikalarının sonuçlarını yalnızca aracılara, marketlere veya fırsatçılara bağlayarak kendi sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Yıllardır bu aracılarla ilgili sorunu anlatıyorduk, çiftçi battıktan sonra iktidarın bu aklına geldi sanki. İktidarın sebep olduğu, üretici de tüketici de aynı ekonomik tablonun bedelini ödüyor.”
Çiftçinin üretim maliyetlerinin her geçen gün katlandığına dikkat çeken Barut, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün çiftçi mazota, gübreye, ilaca, tohuma, elektriğe ve sulamaya yüksek bedeller öderken, üretim maliyetleri sürekli yükseliyor. Çiftçinin ürünü para etmiyor, tüketici ise aynı ürünü pazarda ve markette pahalıya almak zorunda kalıyor. Bu tablonun sorumluluğunu yalnızca birkaç aracıya yüklemek, asıl sorunu görmezden gelmek olur. Çiftçinin emeğini koruyalım, halkın alım gücünü yükseltelim. Kesin çözüm için yanlışa artık dur deyip her alanda üreten, refah içinde bir toplum yaratıp hakça bölüşen bir düzen kuralım.”
“İthalat Çözüm Değil; Üreticiyi Merkeze Alan Yeni Bir Düzen Kurulmalıdır”
Üretim alanlarının daraldığını ve üreticinin toprağından koptuğunu vurgulayan Barut, çözüm yollarını şu sözlerle dile getirdi:
“Tarımda yıllardır uygulanan yanlış politikaların sonucunda üreticinin maliyeti artıyor, üretim alanları daralıyor, çiftçi üretimden uzaklaşıyor. Üretimin gerilediği yerde ortaya çıkan açığı ithalatla kapatmaya çalışmak kalıcı bir çözüm değildir. Üreticiye ‘üret’ deyip onun temel girdilerini pahalılaştırırsanız, hasat zamanı geldiğinde ürününün fiyatını baskılarsanız, ertesi yıl o üreticinin yeniden üretim yapmasını nasıl bekleyeceksiniz? Tarım politikası günü kurtarma politikasıyla yönetilemez. Çiftçi tarlasına tohumu attığı gün ürününü kaça mal edeceğini bilmelidir. Hangi desteği ne zaman alacağını bilmelidir. Ürettiği ürünün karşılığını alabileceğine güvenmelidir.”
Fiyat artışlarının perde arkasındaki temel soruların yanıtlanması gerektiğini belirten Barut, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Kim haksız kazanç sağlıyorsa, kim piyasayı manipüle ediyorsa, kim üreticinin emeği üzerinden vatandaşın cebine yük bindiriyorsa ortaya çıkarılmalı ve hukuk önünde hesap vermelidir. Ancak burada kritik soru şudur: Çiftçinin maliyetinin neden bu kadar yükseldiğini kim sorgulayacak? Gübreyi, mazotu, elektriği ve tarımsal ilacı neden bu kadar pahalı hale getiren ekonomik koşulların hesabını kim verecek? Üretici neden maliyetinin altında ürün satmak zorunda kalıyor? Neden Türkiye bazı tarım ürünlerinde ithalata bağımlı hale geliyor? Bu soruların cevabını vermeden yalnızca aracıyı hedef göstermek, vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığını da çiftçinin yaşadığı üretim krizini de çözmez. Çiftçinin emeğini korumak, tüketicinin sofrasını korumaktır. Üreticinin kazanmadığı, tüketicinin de ucuza gıda alamadığı bir sistem sürdürülemez. Türkiye’nin ihtiyacı; üretimi destekleyen, çiftçinin maliyetini düşüren, planlı üretimi sağlayan, ithalata bağımlılığı azaltan ve tarladan sofraya kadar fiyat oluşumunu şeffaflaştıran bir tarım politikasıdır. Kalıcı çözüm, üreticiyi desteklemekten, girdi maliyetlerini düşürmekten ve halkın alım gücünü artırmaktan geçiyor. Türkiye yeniden üreten bir ülke olmak zorunda. Bunun yolu da çiftçiyi üretimden koparan politikalarda ısrar etmek değil, üreticiyi merkeze alan yeni bir tarım düzeni kurmaktır.”
Toprak TV Olarak;
Gıda enflasyonunu sadece dağıtım kanallarındaki aracılar üzerinden tartışmanın, tarladaki yapısal maliyet krizini perdelediği yönündeki tespitleri tarımımızın geleceği adına son derece mühim buluyoruz. Üreticinin para kazanamadığı, tüketicinin ise temel besin maddelerine erişemediği bir değer zincirinin sürdürülebilirliği mümkün değildir. Karar vericilere çağrımızdır: Tarım ve Orman Bakanlığı ve ekonomi bürokrasisi; Çukurova başta olmak üzere tüm üretim havzalarında mazot, gübre ve sulama elektriğindeki dolaylı vergileri derhal sıfırlamalı, girdi maliyetlerini doğrudan sübvanse edecek kalıcı destek paketlerini açıklamalıdır. Üreticilerimize tavsiyemiz ise; bireysel pazarlık dezavantajını kırmak adına kooperatif çatıları altında örgütlü güçlerini birleştirmeleri ve sözleşmeli üretim süreçlerinde haklarını koruyan yasal teminatları titizlikle aramalarıdır.



