Krediler Rakamdan İbaret Değildir: Mesele Faiz Değil, “Zamanlama” ve “Planlama”dır…
-
Levent Özdemir‘in değişmez bir duruşu var: Tarım, siyaset üstüdür. Bu, vatanını ve milletini seven herkesin artık kanıksanması gereken bir gerçektir. Yıllardır “senin tarlan, benim tarlam”, “senin çiftçin, benim çiftçim” ayrımıyla, maalesef çiftçimiz siyasi bir argüman olarak kullanıldı. Oysa bizim tek bir gerçeğimiz var: “Bu Toprakların Çiftçisi”.
Yeni Hazine Destekli Tarım Kredileri paketi açıklandığından beri, kamuoyunda bir “faiz” ve “limit” tartışmasıdır gidiyor. Bir kesim limitlerin yükselmesini “devrim” olarak nitelerken, diğer kesim yüksek piyasa faizleri nedeniyle sübvansiyonun (indirimin) etkisiz kaldığını savunuyor.
Ben, bu tartışmayı siyasi polemiklerin ve “tarım yazarı” kisvesi altındaki yüksek profilli seminer konuşmacılarının sığlığından kurtarıp, konuyu çiftçinin gerçek gündemine, yani “tarlaya” indirmek zorundayım.
1. Eleştiri: “Faizler Yüksek!” – Peki, Alternatif Nedir?
Eleştirilerin odağındaki “faiz” konusu, mevcut ekonomik konjonktürün bir sonucudur. Evet, 5-10 yıl önceki gibi %5’lik, %8’lik sembolik faizler artık yok. Çünkü bankaların fonlama maliyeti (mevcut piyasa faizleri) %50’lerin üzerinde.
Ancak, çiftçinin gerçeği şudur: Üretmek için krediye MECBURDUR. Burada sorulması gereken soru “Bu kredinin faizi neden %0 değil?” değil, “Çiftçinin bu krediden başka alternatifi var mı?” sorusudur.
Piyasada özel bankaların ticari tarım kredisi faizleri %60-70 bandında gezerken, devletin %75-80 sübvansiyon uyguladığı (veya %100’e vardırdığı) bu krediler, çiftçi için tek ve en ucuz borçlanma aracıdır. Bunu “borç tuzağı” olarak nitelendirmek, çiftçiye “Git, %70 faizle tefeciden veya özel bankadan borçlan” demekle aynı şeydir.
2. Müjde: 300 Bin TL’lik “Can Suyu”
Pakette eleştirmenlerin görmezden geldiği en kritik detay, küçük üreticiye verilen 300 Bin TL’ye kadar %100 faiz indirimidir. Bu, şu anlama gelir: Tarlasını ekmek için gübre, tohum, mazot alacak olan küçük çiftçi, Ziraat Bankası’ndan bu parayı Sıfır Faiz (%0) ile alabilecek. Bu, küçük çiftçinin tefeciye veya yüksek maliyetli “girdi” borçlanmasına olan bağımlılığını bitiren, üretimde kalmasını sağlayan bir “can suyu” hamlesidir ve tartışmasız bir başarıdır.
3. Yatırım: “Limitler” Neden Yükseldi?
“100 Milyon TL sera kredisi mi olur?” eleştirisi, tarımın yeni gerçeklerini okuyamamaktır. Geçmiş yıllarda 5 Milyon TL olan sera limitiyle, günümüz maliyetlerinde bırakın modern bir tesis kurmayı, mevcut tesisin naylonunu değiştirmek bile mümkün değildi.
Modern bir süt hayvancılığı tesisi (60 Milyon TL), lisanslı depoculuk (75 Milyon TL) veya topraksız sera (100 Milyon TL) kurmanın maliyeti budur. Devlet, bu limitlerle “Ben artık merdiven altı değil, büyük, modern ve ihracat odaklı işletmeler istiyorum” demektedir. Bu, tarımın ölçek büyütmesi için bir zorunluluktur.
4. Asıl Tehlike: Faiz Değil, “Zamanlama” ve “Plansızlık”
İşte bizim “BİZ” olarak asıl odaklanmamız gereken yer burasıdır. Bu kredilerin başarısı faizine veya limitine değil, iki şeye bağlıdır:
ZAMANLAMA: Çiftçinin girdiye Ekim ayında ihtiyacı vardır. Eğer bu kredinin onayı, bürokrasi yüzünden Aralık ayında çıkarsa, o kredinin faizi %0 bile olsa, o para “çöp” olur. O para çiftçinin işine yaramaz, sadece borç hanesine yazar. Paranın, tam da ihtiyacı olduğu zamanından önce çiftçinin elinde olması şarttır.
PLANLAMA: Bu paketteki en stratejik madde “Planlı Üretime” verilen %5-10’luk ek indirimdir. Eğer bu 100 Milyon TL’lik sera kredileri, bir “havza bazlı planlama” olmadan, sırf parası var diye herkese dağıtılırsa, sonuç felaket olur: Antalya’da ihtiyaç fazlası 50 yeni sera kurulur, hepsi aynı anda domates üretir ve arz fazlasından fiyatlar çöker, hepsi iflas eder.
BENCE: Bu kredi paketi, doğru kullanıldığında Türkiye’nin tarımsal üretimine belirli bir ivme kazandıracak, “Planlı Üretimi” teşvik edecek ve küçük çiftçiye nefes aldıracak bir araçtır.
Ancak, “doğru zamanda” (bürokrasiye takılmadan) ve “doğru planlamayla” (arz fazlası yaratmadan) kullandırılmazsa, o zaman eleştirenlerin korktuğu gibi, sadece banka bilançolarını büyüten bir rakam yığınına dönüşür.
Benim görevim, bu kredilerin tarlaya “bereket” olarak yansıması için “Zamanlama” ve “Planlama” konularının takipçisi olmaktır.
”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”
Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

