Anadolu’nun binlerce yıllık Yörük kültürünün ve Torosların sarp coğrafyasının simgesi olan kıl keçisi, hak ettiği değeri yeniden bulmak için Antalya’da düzenlenecek “Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı”nda masaya yatırılıyor. Antalya Tarım Konseyi (ATAK), Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle 19 Eylül’de düzenlenecek çalıştayda, keçi yetiştiriciliğinin ekonomik, kültürel ve gastronomik geleceği planlanacak.
Antalya’da Keçi Zirvesi: Et Sorununun Çözümü Masada!
“Et Sorununun Çözümü Keçide mi?”
ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, Türkiye’nin kırmızı et üretiminde keçi etinin sadece yüzde 4,7’lik paya sahip olduğuna dikkat çekerek iddialı bir çıkış yaptı: “Oysa serbest dolaşan keçiler, doğallıkları ve düşük yağ oranlı lezzetli etleriyle organik üretim için büyük bir fırsat sunuyor. Türkiye’de et sorununu keçi yetiştiriciliğiyle çözebiliriz.” Çandır, göç ve mera sorunları nedeniyle risk altında olan sektörün sürdürülebilirliğinin önemini vurguladı.
Şakir Fırat Erkal Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü
“İklim Dostu Hayvancılık Modeli”
İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal ise keçiyi, Torosların “has hayvanı” ve “iklim dostu hayvancılık modeli” olarak tanımladı. Erkal, “Meraya dayalı keçi yetiştiriciliği hem sürdürülebilir tarıma hem de çevreye katkı sağlamaktadır. Orta Asya’dan bu topraklara taşınan göçer kültürün önemli bir devamı olan keçi ve çobanlık geleneği, Anadolu’nun kültürel mirasının da temel taşlarındandır,” dedi.
Muz Silajından Çoban Haritasına Kapsamlı Program
Çalıştayın programı, konuya ne kadar derinlikli yaklaşıldığını gösteriyor. “Niş Ürün Olarak Oğlak Eti”, “Muz Yalancı Gövde Silajı”, “Antalya Çoban Haritası” ve “Keçi’nin Teke Yöresi Müziğine Etkileri” gibi başlıklar, keçinin ekonomik potansiyelinden kültürel mirasa kadar her yönüyle ele alınacağını ortaya koyuyor.
Antalya’da Keçi Zirvesi: Et Sorununun Çözümü Masada!
Toprak TV Olarak
Bu çalıştay, keçi yetiştiriciliğine yönelik o eski, “fakir hayvanı” algısını yıkıp, yerine modern, bilimsel ve kültürel bir kimlik inşa etme çabasının en somut adımıdır. Bu, keçiyi bir “gurme ürüne” (oğlak eti), bir “ekolojik modele” (iklim dostu hayvancılık) ve bir “kültürel mirasa” (Yörük geleneği) dönüştürme iradesidir. Programdaki “Muz Yalancı Gövde Silajı” gibi bir başlık bile, yerel kaynakların sıfır atık felsefesiyle nasıl değerlendirilebileceğine dair inovatif bir bakış açısını yansıtmaktadır. “Antalya Çoban Haritası” ise, bu işin merkezindeki insanı, yani çobanı unutmadıklarını, onların sorunlarına sahip çıktıklarını gösteren vefalı bir duruştur. Bu çalıştay, Torosların o inatçı, o dayanıklı keçesine hak ettiği itibarı iade etme ve onu Akdeniz’in parlayan bir markası yapma yolunda atılmış tarihi bir adımdır.