Değerli çiftçi dostlarım, sektörümüzün kıymetli paydaşları;
Geçen hafta sizlere piyasaların bir fırtına öncesi sessizliğe büründüğünü ifade etmiştim. 26 Şubat tarihli raporlar yayınlandığında masada sadece bir “gerilim” vardı. Ancak bugün itibariyle ABD’nin İran hedeflerine yönelik askeri operasyonuyla beraber, piyasa artık bir beklentiyi değil, fiili bir çatışma dönemini fiyatlıyor. Hindistan’ın dev ihale başarısı, şimdi bu sıcak savaşın lojistik ve enerji maliyetlerine etkisiyle test ediliyor.
Gelin, raporların ötesine geçen bu yeni gerçekliği ve Mart ayı yol haritasını birlikte inceleyelim.
NOT:(FOB: Malın limanda gemiye yüklenmiş, tüm masrafları ödenmiş çıkış fiyatı. CFR: Malın varış limanına kadar olan nakliye ücreti dahil teslim fiyatı. RCF: Hindistan’ın devlet kontrolündeki dev gübre alım ve üretim kuruluşu. FOB SE Asya / FOB Çin: Güneydoğu Asya veya Çin liman çıkışlı fiyatlar. Nola: ABD’nin en önemli gübre ticaret merkezi ve fiyat belirleyici liman bölgesi. Netback: Üreticinin varış fiyatından navlun ve diğer masraflar çıktıktan sonra eline kalan saf kazanç. Boğa Senaryosu: Fiyatların yükseleceği beklentisiyle oluşan piyasa durumu. Ayı Senaryosu: Fiyatların düşeceği beklentisiyle oluşan piyasa durumu. $/t: Ton başına ABD Doları fiyatı. $/st: Kısa ton (Short Ton – Yaklaşık 907 kg) başına ABD Doları fiyatı.
ÜRE: HİNDİSTAN’IN 500 DOLARLIK DAMGASI VE ARZ SAVAŞLARI
Değerli dostlar, üre piyasası şu an adeta bir satranç tahtası gibi; ama hamleler artık sadece kağıt üzerinde değil, denizin ortasındaki gemilerde ve Hürmüz’ün sıcak sularında yapılıyor. Ticaretin kalbi şu an lojistik kilitlenmelere ve “ateş hattındaki” sevkiyatlara kilitlenmiş durumda.
Hindistan Masadan Boş Kalkmadı: “Mühür 500 Doların Üstünde”
Hatırlarsanız, “Hindistan ne alacak, kaça alacak?” diye bekliyorduk. RCF beklenen o hamleyi yaptı ve 18 Şubat ihalesinde masadan tam 1,31 milyon ton üreyle kalktı. Bu ne demek biliyor musunuz? Hindistan piyasadaki Mart ayı mallarını adeta bir sünger gibi çekti. Fiyatlar ise Batı kıyısı için 508 $/t, Doğu kıyısı için 512 $/t (CFR) olarak adeta düğümlendi. Yani artık ürede 500 doların altı “hayal” oldu diyebiliriz; Hindistan bu fiyatla piyasanın yeni tabanını betonlamış oldu.
Arz Savaşları: “Brezilya Beklemede, Asya Hareketli”
Piyasanın diğer ucunda ise tam bir “köşe kapmaca” var. Güneydoğu Asya’da (Endonezya ve Brunei gibi) Mart yüklemeli mallar 490-498 $/t (FOB) seviyesinden alıcı bulurken, Brezilya tarafı sanki bir fırtınanın geçmesini bekler gibi 475-490 $/t (CFR) bandında oldukça temkinli duruyor. Bu durumu şuna benzetebiliriz: Fırıncı ekmeği pahalıya mal ediyor ama müşteri “acaba fiyat düşer mi?” diye fırının kapısında bekliyor. Ancak Hindistan’ın bu dev alımı, o bekleyen müşterinin işini zorlaştırıyor; çünkü mal artık Doğu’ya akıyor.
Sıcak Çatışma ve İran Gerçeği:“Hürmüz’de Nabız Yükseliyor”
Bakın dostlar, burası meselenin en hassas “püf noktası”. ABD’nin operasyonları sonrası İran’daki dev tesislerde (Pardis, MIS, Shiraz) üretim durmadı; yani fabrikalar çalışıyor. Ancak sorun fabrikada değil, o malı limandan çıkarabilmekte! Şu an herkesin tek derdi: “Hürmüz Boğazı güvenli mi?” İran üresi üzerindeki o meşhur yaptırım iskontosu (yaklaşık 430 $/t FOB) şu an daha da derinleşme riskiyle karşı karşıya. Neden mi? Çünkü geminin sigortası ve navlun maliyeti “savaş riski” yüzünden fırladı. Yani mal ucuz gibi görünse de, onu tarlaya getirme maliyeti o ucuzluğu yutup gidiyor.
ABD Rallisi: “Nisan Endişesi Fiyatı Koşturuyor”
Okyanusun öte yakasında, ABD’den (Nola) granüler üre fiyatları adeta ralliye kalktı; rakamlar 515-529 $/t bandına fırladı. Çatışma sonrası enerji fiyatlarındaki (doğalgaz) o ani sıçrama, “Nisan ayında mal bulabilecek miyiz?” korkusunu tetikledi. Bu da fiyatların üzerine bir “endişe primi” daha koydu.
FOSFAT VE NPK: KÜKÜRT, STOK VE MARKA GERÇEĞİ
Sevgili Dostlar, fosfat tarafında işin “püf noktası” artık sadece talep değil; kükürt maliyeti ve şu an dünyayı kasıp kavuran çatışma odaklı enerji fiyatlarında gizli. Görünürde sadece gübreyi konuşuyoruz ama arka planda petrol ve gazın ateşi fındık bahçesindeki, narenciye dalındaki fosfatın fiyatını pişiriyor.
Kükürt Parantezi ve Fiyat Dopingi: “Görünmeyen Girdi”
Fosfatın temel direği kükürtte Çin (CFR) fiyatları 512-515 $/t seviyesinde adeta demir attı. Şimdi mesele şu; ABD-İran çatışması sonrası petrol ve gaz fiyatlarındaki her bir kuruşluk artış, kükürt üzerinden fosfatın maliyetini yukarı iten dev bir kaldıraca dönüşüyor. Bakıyoruz piyasaya; Çin’de DAP fiyatları 695-725 $/t (FOB) seviyesindeyken, Pakistan’da 725-727 $/t (CFR) ve Güneydoğu Asya’da 745-750 $/t (CFR) ile fiyatlar resmen kemikleşti. Yani fosfatta ucuzluk bekleyen fırıncının un fiyatı, enerji yangınıyla her geçen gün kabarıyor.
NPK ve Amonyum Sülfat Freni: “Stokların Sessiz Gücü”
Peki, her şey mi uçup gidiyor? Hayır, piyasanın kendi içinde bir “emniyet supabı” da var. Amonyum sülfat tarafında Çin 185-187 $/t (FOB) ile stabil giderken, Brezilya hattı 210-215 $/t (CFR) bandında kükürtün yarattığı maliyet baskısını aynen yansıtıyor. Ancak asıl “sessiz fren” Hindistan’dan geliyor. Hindistan’ın elindeki NPK stoklarının 5 milyon ton gibi devasa bir seviyeye ulaşması, fiyat artışlarının önüne çekilmiş bir set gibi duruyor. Stokta mal varken piyasa o kadar da agresif koşamıyor; bu da fiyatlardaki yangını bir miktar sınırlayan liyakatli bir denge unsuru olarak karşımıza çıkıyor.
LOJİSTİK VE AMONYAK: BİR YANDA BUZ, BİR YANDA SAVAŞ BARİKATI
Değerli Dostlar, gübreyi tarlaya getirmek şu an adeta bir “engelli koşu”ya döndü. Bir yanda kuzeyin dondurucu soğuğu ve buzu, diğer yanda güneyin sıcak savaşı kervanın yoluna barikat kurmuş durumda. Yani malı bulsanız bile, o malın limandan çıkıp kapınıza gelmesi tam bir sabır testi.
Baltık’ta Buz ve Navlun Sıçraması: “Kuzey Kilidi ve Savaş Çarpanı”
Bakın dostlar, Baltık Denizi’nde öyle bir buzlanma var ki sevkiyatlar adeta kaplumbağa hızına düştü derken asıl bomba Orta Doğu’dan geldi! ABD-İran çatışması sonrası küresel navlun endekslerinde %15-25 bandında yeni bir yükseliş dalgası kapıda bekliyor. Bunu şuna benzetin: Hem yol kardan kapanmış hem de kamyoncular “tehlikeli bölgeye giriyoruz” diyerek nakliye fiyatına zam yapmış. Sonuç? Malın limandaki fiyatı aynı kalsa bile, tarlaya varış fiyatı bu lojistik barikatlar yüzünden şimdiden şişmeye başladı.
Şimdi burada “sessiz bir ayı senaryosu” yani fiyatı aşağı çekebilecek bir umut ışığı var: Mart ayında ABD’nin Teksas eyaletinde yeni amonyak kapasiteleri devreye giriyor. Bu durum piyasayı bir miktar rahatlatacak,“mal bollaşıyor” dedirtecek. Ama madalyonun bir de öbür yüzü var; Orta Doğu’da amonyak fiyatı 495 $/t (FOB) seviyesinde stabil durmaya çalışsa da, bölge bir ateş çemberine dönüştüğü için üzerine hemen bir “savaş primi” biniyor. Yani bir yanda üretim artışıyla sevinen fırıncı, diğer yanda dükkanın önündeki kavgadan dolayı un çuvalını içeriye sokamayan şoförün derdi var.
Değerli dostlar, önümüzde Mart ve Nisan aylarını kapsayan, adeta bir “ateşten gömlek” dönemi var. Piyasada kartlar her gün yeniden karılıyor. Gelin, fiyatları kim yukarı itmek istiyor, kim aşağı çekmeye çalışıyor, önemli “püf noktalarıyla” bir bakalım.
Fiyatı Yukarı İtecek Riskler: “Boğa Senaryosu ve Savaşın Gölgesi”
Burada asıl mesele, dünyayı sarsan ABD-İran çatışmasının sıcak etkisi. Eğer bu gerilim Hürmüz Boğazı‘nda tanker trafiğini aksatırsa, o gemiler limandan çıkamaz hale gelirse, navlun fiyatları tavan yapar. Sadece bu da değil; çatışmanın tetiklediği enerji şoku, doğalgaz ve petrol fiyatlarını fırlatarak gübre üretim maliyetlerini doğrudan ateşliyor. Bir de üstüne Potas hareketliliğini ekleyin; Güneydoğu Asya’da (MOP) fiyatlar şimdiden 370-389 $/t (CFR) seviyesinde kemikleşti. Hindistan’ın yapacağı yeni sözleşme haberi gelirse, bu durum fiyatları daha da yukarı iten bir kaldıraç olur. Yani fırıncının hem odunu hem de unu aynı anda pahalanıyor!
Fiyatı Aşağı Çekecek Riskler:“Ayı Senaryosu ve Umut Işıkları”
Peki, hiç mi iyi haber yok? Elbette var. Piyasanın elini rahatlatabilecek en büyük kozumuz ABD’den gelen kapasite artışı. Texas’ta Mart sonunda devreye girecek olan yeni amonyak tesisleri, piyasaya “taze kan” pompalayacak. Bir diğer fren ise talep doygunluğu. Hindistan’ın elinde 5 milyon ton gibi devasa bir NPK stoku var; yani “benim karnım tok” diyor. Brezilya da benzer bir temkinli duruş sergileyince, fiyatların o kadar da agresif koşmasının önüne bir set çekilmiş oluyor. Kısacası, bir yanda artan maliyetler, diğer yanda “ben bu fiyata almam” diyen büyük alıcıların sessiz direnci var.
BENCE: “TÜRKİYE İÇİNDE DEVLET REFLEKSİ VE KRİTİK ÜÇLÜ KISKAÇ”
Değerli dostlar, manzara artık netleşiyor. ABD-İran hattındaki sıcak gelişmeler sonrası gözler Ankara’ya çevrilmişti. Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı yüreklere su serpen o açıklamayı yaptı: “Sektör paydaşlarıyla koordinasyon içindeyiz, stoklarımız yeterli, arz güvenliğinde bir sorun yok.” Bu açıklama, devletimizin “ana şalterin” başında olduğunu ve tarladaki üretimin aksamayacağını gösteren liyakatli bir duruştur.
Ancak Sevgili dostlar, madalyonun diğer yüzünde bizim o meşhur “Üçlü Kıskaç” denklemi hâlâ masada duruyor.
Türkiye İçin Kritik Denklem: “Fiyat Değil, Çarpan Etkisi”
Sayın Bakan’ın belirttiği gibi malımız var, ama o malın kapımıza gelme maliyeti artık sadece gübre fiyatıyla ölçülmüyor. Karşımızda öyle bir “üçlü çarpan” var ki; CFR 500 doların üzerine betonlanan fiyat, üzerine binen ve 80-110 dolar bandına fırlayan “savaş navlunu” ve her an yerinde durmayan kur oynaklığı… Küresel piyasadaki %5’lik bir kıpırdanma, bu çarpanlar yüzünden bizim bayi rafımıza %15-20 olarak yansıyor. Yani fırıncının un deposu dolu (stok var) ama o unu fırına getiren kamyonun yakıtı ve yolu (navlun ve risk) maliyeti yukarı çekiyor.
Peki, bu liyakatli analiz ve Bakanlığın güvencesi ışığında kim, ne yapmalı?
1. Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı:
Sayın Bakan’ın da vurguladığı koordinasyonu “lojistik çeşitlilikle” taçlandırmalıyız. Orta Doğu rotası bir “ateş hattı” iken, elimizdeki güçlü stokları korumak ve takviye etmek için Akdeniz havzası ve Kuzey Afrika (Cezayir, Tunus, Mısır) alternatiflerini “sigorta planı” olarak diri tutmalıyız. Lojistik barikatı aşmanın yolu, rotayı kısaltmaktan ve alternatif kanalları açık tutmaktan geçer.
2. Gübre Şirketleri ve Bayiler:
Devletin “arz güvenliği” garantisi altındayken, amonyak tarafındaki küresel bolluk bizi yanıltmamalı. Orta Doğu çıkışlı kargolardaki o devasa “savaş sigortası” primlerini hesaba katmadan maliyet çıkarmak, liyakatli bir tüccarın yapacağı iş değildir. Maliyet analizinize “barut kokusu”nu ekleyerek, Bakanlığın çizdiği vizyona uygun bir fiyatlama stratejisi izlenmeli.
3. Çiftçimiz:
Sayın Bakan “arz güvenliği tehdit altında değil” diyerek aslında çiftçimize en büyük teminatı verdi: “Mal var, tarlanızı boş bırakmayın.” Ancak lojistik gecikmelerin tarlada zaman kaybına dönüşmemesi için planlamalar erkenden yapılmalı. “Yarın fiyat düşer mi?” diye beklemek, bu çatışma ortamında liyakatli bir üreticinin değil, bir kumarbazın işidir. Devletin stok gücüne güvenilmeli, ama kendiniz özelinde de planlamalar mevsim geçmeden tamamlanmalı.
SON SÖZ:“Lojistik gemiyi yavaşlatsa da, devletin feraseti ve çiftçinin umudu tarlada çiçek açar.”
Kalın sağlıcakla…
“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Levent ÖZDEMİR Ziraat Yüksek Mühendisi Toprak Radyo Televizyon A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı