Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu

Çiftçinin Kredi Yükü 4-5 Kat Arttı: Çözüm Sadece Faiz İndiriminde Değil…

    Değerli Dostlar,

    Son günlerde kamuoyunda gündem olan konuyla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Daha önce, Hazine destekli tarım kredileri konusunda düşüncelerimi açıklamıştım. Tarımın finansmanında yıllardır yaşanan sıkıntıların temeli, konu ile ilgili bir temel politikanın olmayışı dolayısıyla sürdürülebilirliğin sağlanamamasıdır. Tüm sektörler için kredinin tanımını tam olarak anlatamamış ve anlayamamış olmak da sorunun en büyük sebebidir bence. Size sağlanan kredi limitinin nasıl kullanılacağı, hangi zamanda, hangi miktarda kullanılacağı gibi kriterleri de tanımlamadan kredi kullanmak, sonuçlara önemli etki eder. Hep söylediğim gibi tarım sektörü, performansa dayalı ve sonucu zaman alan bir sektördür. Yaşanacak tüm sorunlar önceden kestirilemeyecek bir sektördür. Bu sebeple; tarım sektörü için planlanacak her argüman, liyakat esas alınarak yapılmalıdır. Bu ön girişi yaptıktan sonra, Türk çiftçisinin son 5 yılda kullandığı kredileri ve dün açıklanan Hazine destekli tarım kredileri konusunu da ele alarak, kendi bilgilerim doğrultusunda naçizane bir şeyler daha karalamak istiyorum.

Sevgili Dostlar,

Bilindiği üzere; Veri Gizliliği ve Ticari Sır nedeniyle bankaların müşterilerine ait kredi detayları bankacılık kanunları kapsamında gizlidir. BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu), TBB (Türkiye Bankalar Birliği) gibi kurumlar veya TÜİK gibi istatistik kurumları, genellikle tarım sektörüne verilen toplam kredi miktarını, takipteki kredi oranlarını (batık kredi oranı) veya bazen kamu/özel banka ayrımında genel toplamları yayınlarlar. Ancak bunu “hangi amaçla verildi” (gübre kredisi borcu, sera yatırımı borcu vb.) şeklinde detaylandırmazlar. Bu sebeple; tarımsal kredilere dair en güvenilir genel verilere buradan ulaşabildim. Bu kurumların yayınladığı raporları ve istatistikleri tarayarak, özellikle son 5 yılı kapsayan şu veriler neticesinde rakamlara çok fazla boğulmadan bir tespitte bulunmak istiyorum.

BDDK ve TBB gibi kurumların açıkladığı genel rakamlar, tehlike çanlarının ne kadar yüksek sesle çaldığını anlamamız için yeterli.

Veriler Korkutucu: 5 Yılda 4-5 Kat Artan Bir Borç Yükü Var!

Resmi veriler bize şunu net olarak gösteriyor:

Kredi Hacmi Patlamış: Tarımsal kredi bakiyesi son 5 yılda 150-160 Milyar TL’den 600-700 Milyar TL bandına fırlamış. Bu, çiftçinin finansmana olan mecburiyetinin 4-5 kat arttığını gösteriyor.

“Batık Kredi” Oranı (NPL) Düşük Ama Aldatıcı: Sorunlu alacak oranı (%1.5-%2.5) genel ortalamanın altında. Bu, çiftçinin borcuna sadık olduğunu gösterse de, asıl neden yapılandırmalar, devlet destekleri ve borçların takla attırılmasıdır. (Vadesinde kapatılan borçların daha fazla limitle tekrar borçlandırılması). Sistem, desteklerle ayakta duruyor.

Yük Kamu Bankalarında: Kredilerin %75-%85’i Ziraat Bankası ve Tarım Kredi’den. Kamu bankaları sektörün finansal omurgası.

Neden Bu Kadar Arttı? Asıl Sebep Girdi Maliyetleri!

Bu devasa borç artışının temel sebebi, çiftçinin daha fazla yatırım yapması değil, aynı üretimi yapabilmek için katlanan girdi maliyetleridir. Gübre, mazot, ilaç, tohum fiyatlarındaki fahiş artışlar, çiftçiyi her yıl daha fazla borçlanmaya itti. İşletme sermayesi ihtiyacı patladı.

Yeni Kredi Paketi ve İzlenmesi Gereken Politikalar

Dün açıklanan Hazine destekli yeni kredi paketi, 2026’ya kadar uzatılması, 300 Bin TL’ye kadar %0 faiz imkanı ve yüksek yatırım limitleriyle önemli adımlar içeriyor. Ancak bu paket, tek başına bir çözüm değildir. Bu “araçları”, doğru bir “politika karması” içinde kullanmazsak, borç yükünü daha da artırma riski taşır.

Çözüm Önerilerim:

Kısa, Orta ve Uzun Vadede Ne Yapılmalı?

Krediler bir “amaç” değil, “araçtır”. Amaç, çiftçinin borcunu değil, gelirini ve direncini artırmak olmalıdır. Bunun için:

Kısa Vadede (Acil Müdahale):

Girdi Destekleri Reel Artırılmalıdır: Sadece krediyi değil, doğrudan mazot, gübre, tohum desteklerini enflasyonun üzerinde artırarak çiftçinin krediye bağımlılığını azaltmak gerekir.

%0 Faizli Kredi Hızlandırılmalı: 300 Bin TL’lik “can suyu” kredisi minimum bürokrasiyle, tam da girdi ihtiyacı olduğu ZAMANDA çiftçiye ulaştırılmalıdır.

Borçlar Hemen ve Kolay Yapılandırılmalı: “Vergi/SGK borcu olmasın” şartı, kredi başvurusuyla eş zamanlı ve kolay yapılandırma imkanıyla esnetilmelidir.

Orta Vadede (Direnç Oluşturma):

“Planlı Üretim” Zorunlu Kılınmalıdır: Yüksek limitli yatırım kredileri mutlaka havza bazlı üretim planlamasına bağlanmalıdır. Plansız üretim arz fazlası ve iflas demektir.

Gelir Garantisi Sağlanmalıdır: Etkin alım politikaları (TMO, ESK vb.), gerçekçi fiyat garantili sözleşmeli tarım modelleri ve güçlü kooperatifçilikle çiftçinin ürettiğini değerinde satması garanti altına alınmalıdır. Borcun geri ödenmesinin tek yolu budur.

Yerli Girdi Güçlendirilmelidir: Gübre, tohum gibi stratejik girdilerde dışa bağımlılığı azaltacak yerli üretim yatırımları daha da hızlandırılmalıdır.

Uzun Vadede (Yapısal Dönüşüm):

Verimlilik ve Teknolojiye Yatırım Artırılmalıdır: Modern sulama, iklime dayanıklı çeşitler, dijital tarım gibi verimliliği artırıp maliyeti düşürecek AR-GE ve uygulamalara odaklanılmalıdır.

Politika İstikrarı Sağlanmalıdır: Tarım politikaları (özellikle finansman) uzun vadeli ve öngörülebilir olmalıdır. 3 yıllık taahhütten 1 yılda dönmek, “kamusal güveni” zedeler.

Kırsal Cazip Hale Getirilmelidir: Kırsal kalkınma projeleriyle gençleri tarımda tutacak sosyal ve ekonomik ortamlar yaratılmalıdır.

Sonuç: Çiftçinin artan borç yükü, sadece daha fazla kredi pompalayarak çözülemez. Yeni kredi paketi, ancak ve ancak girdi maliyetlerini düşüren, planlı üretimi sağlayan, krediyi doğru zamanda veren ve çiftçinin gelirini garanti altına alan yapısal çözümlerle birlikte anlam kazanır. Krediler, bu politikaların bir “aracı” olmalı, asla bir “amaç” haline gelmemelidir.

NOT: (Ne diyor bu adam diyebileceğiniz bir notu da buraya düşeceğim. Olur mu? Bence olur…) Gözlemlerim: Yetersiz kredi planlaması ve kamu bankası kriterlerini karşılayamama, çiftçiyi özel bankalara yönlendiriyor. Bu durum, “borcu borçla kapatma” sarmalı yaratarak asıl sorunu çözmüyor, daha çok özel bankaların bilançolarına yarıyor.
ÖNERİ: Özel bankalara olan (özellikle yüksek faizli) tarımsal kredi borçlarının, devlet destekli uygun koşullarla (düşük faiz, uzun vade, hasatla uyumlu ödeme) kamu bankalarına transferini sağlayacak bir mekanizma acilen kurulmalıdır. Elbette, hem çiftçinin hem de özel bankaların kötüye kullanımını önleyecek şekilde (“ahlaki riziko” yaratmadan) dikkatle tasarlanmalıdır. Bu, borç yükü altında ezilen üreticiyi sistemde tutmak için kritik bir adım olabilir.

”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

Toprak haber

Bir yanıt yazın