Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu
EkonomiYazarlar

Küresel Gübre Piyasasında “Körfez Çıkmazı”: Lojistik Fırtına Derinleşiyor, Fiyatlar Yeni Zirveleri Zorluyor…

    Değerli çiftçi kardeşlerim, sektörün kıymetli temsilcileri;

    Hani bazen hasat öncesi tarlanın başında durur da ufka bakarsınız ya; “Bugün hava döner mi, bereketli yağmur mu gelir yoksa dolu mu vurur?” diye… İşte küresel gübre piyasasında geçen hafta başlayan fırtına, bu hafta dinmek bir yana, artık yön değiştiren bir kasırgaya dönüştü. Geçen hafta ifade ettiğim “Hürmüz Kördüğümü”, bugün artık sadece bir düğüm değil; küresel tarımın damarlarını sıkan bir lojistik kilit haline gelmiştir.

Elime ulaşan 2 Nisan tarihli uluslararası piyasa verileri bu tabloyu açıkça doğruluyor. Artık mesele sadece fiyat değil dostlar… Malın varlığı ve erişilebilirliği konuşuluyor. Hürmüz Boğazı’nın fiili kapanışı, Kızıldeniz’deki gerilimler, Rus tesislerine yönelik dron saldırıları ve Cezayir’deki gaz kesintileriyle arz hattı adeta felç olmuş durumda.

ÜRE: PİYASA ARTIK FİYATI DEĞİL, ÜRÜNÜ KOVALIYOR

Sevgili dostlar, gelin şimdi üre piyasasındaki asıl meseleye, yani ekmeğimizin ham maddesine yakından bakalım. Şunu açıkça söyleyeyim; artık bildiğimiz o eski piyasa dengeleri tamamen altüst olmuş durumda. Eskiden “Pahalı mı, ucuz mu?” diye sorardık, şimdi ise “Var mı, yok mu?” noktasına geldik.

Bu kördüğümün neden çözülmediğini anlamak için şu kritik kırılma noktalarına bir bakın:

• Damarlarımız Sıkışıyor:
Dünya gübre ticaretinin neredeyse üçte birini, yani o devasa pastanın %28’ini taşıyan ana yolumuz, arz hattımız resmen kilitlendi. Mal var ama yola çıkamıyor, tarlaya ulaşamıyor.

• Gaz Yandıkça Fiyat Artıyor:
Doğalgaz maliyetleri başka hiçbir şeye benzemez; doğrudan üretim maliyetinin kalbine yansır. Ocakta gaz pahalıysa, fabrikadan çıkan gübre de o nispette ateşten gömlek olur. Enerji sahasındaki en ufak bir kıvılcım, anında sizin gübre torbanızın fiyatına transfer oluyor.

• Üretim Çarkları Yavaşladı:
Mısır’dan gelen o çok kısıtlı miktarları bir kenara koyarsak; Cezayir’de gaz arzı yarı yarıya, %50’ye kadar düştü. İran tarafında ise ne olacağı belli olmayan bir sessizlik var, ihracat belirsizlik yüzünden durma noktasında.

Dostlar, şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım: Gaz yoksa üretim yok; üretim yoksa toprakta bereket yok. Artık piyasada mesele “en ucuz ürünü bulmak” değil, “elinde ürün olan, yükleme garantisi veren” kapıyı bulabilmektir.

Güncel Tablo: Rakamlar Ne Diyor? (2 Nisan Kapanış Verileriyle Piyasanın Nabzı)

Dostlar, şimdi gelin o çok konuşulan “800 dolar” eşiğinin nasıl aşıldığını, dünyadaki limanlarda defterlerin hangi rakamlarla kapandığını en taze raporlarla masaya yatıralım:

• Mısır Coştu Bir Kere:
Mısır’da granül üre haftayı 820 $/t FOB seviyesinden kapattı. Öyle bir-iki kerelik de değil, hafta içinde defalarca bu fiyattan el değiştirdi mal.

• Cezayir’de Rekor Artış:
Cezayir (AOA) tarafında işler daha da kızışmış durumda. Mayıs yüklemeleri için fiyatlar 839 $/t FOB seviyesine fırladı. Sadece son bir satışa göre üzerine 35 dolar daha koydu ki bu çok ciddi bir sıçrama.

• Nijerya Geride Kalmıyor:
Nijerya’nın dev üreticisi Dangote, Nisan yüklemeleri için 810 $/t FOB (Lekki) fiyatını mühürledi bile.

• Rusya’da Dron Tehdidi Fiyatı Kilitledi:
Rusya tarafında ise durum daha farklı. Dron saldırıları ve güvenlik riskleri arzı öyle bir daralttı ki, adamlar artık 700 $/t FOB altındaki hiçbir teklifin yüzüne bile bakmıyor, dosyayı direkt kapatıyor.

• Brezilya ve Uzak Doğu Hattı:
Brezilya’da 770 $/t CFR altında mal bulmak artık imkansız. Güneydoğu Asya’da alıcılar 770-780 $/t bandında “bekle-gör” yapıyorlar ama bir yandan da fellik fellik ürün arıyorlar.

Bakın burası çok ama çok önemli: Artık dünya piyasası “ucuz ürün” peşinde koşmayı bıraktı; herkes “garantili yükleme” satın alma derdine düştü. “Malım gemiye binecek mi, limana yanaşacak mı?” sorusu fiyatın önüne geçti. Şu an Avustralya dışında piyasada aktif alıcı kalmadı, herkes belirsizlikten dolayı adeta nefesini tutmuş bekliyor.

AMONYAK: SİSTEMİN KALBİ ZAYIFLIYOR

Şimdi gelin işin merkezine, yani mutfağına bakalım dostlar… Çünkü hepimiz biliyoruz ki; amonyak yoksa zincir kırılır. Ürenin de nitratın da atası bu maddedir.

Burada karşımıza çıkan yeni risk katmanı can sıkıcı: Orta Doğu’da üretim sadece düşmekle kalmıyor, artık üretimin sürekliliği tehlikeye giriyor. Düşünün; Hindistan, fosfat üretebilmek için Umman’dan çok yüksek fiyatlarla amonyak almak zorunda kaldı ve gelen her yeni teklif bir öncekinden daha yukarıda. Güneydoğu Asya ülkeleri, Orta Doğu’daki bu darlığa karşı fellik fellik acil alternatifler ararken; ABD Tampa tarafında Nisan kontratları da zamlı kapandı. Avrupa’da ise nitrat sezonu hazırlıkları daha başlamadan bu maliyet baskısının altında ezilmeye başladı bile.

Fiyatlara bakarsak: Spot piyasada 700–720 $/t FOB rakamları havada uçuşuyor. Artık fabrikalar fiyatı falan bir kenara bıraktı, doğrudan “Limanınızda yüklenecek ürün var mı?” diye soruyor. Yani mesele artık para değil, malın varlığı.

FOSFAT & POTAS: PİYASA YENİ NORMALİNİ BULDU

Burada tablo, üre tarafına göre daha da net ve ne yazık ki daha sert:

• DAP/MAP Yerinde Durmuyor:
Brezilya’da CFR MAP fiyatları 880–900 $/t seviyesine yerleşti; sadece bir haftada üzerine 10 dolar daha koydu. Hindistan’da ise DAP fiyatları 800–810 $/t bandında seyrediyor.

• Potas Cephesi Isınıyor:
Brezilya’da granüler potas (MOP) 400 $/t CFR eşiğini çoktan aştı; yeni işlemlerde 405 $/t teklifleri havada uçuşuyor. Güneydoğu Asya’da (özellikle Tayland ve Vietnam’da) fiyatlar 425–430 $/t CFR seviyelerine kadar tırmandı.

• Lojistik Engel:
Yaklaşık 700–800 bin ton ürün, lojistik engeller yüzünden hâlâ sistemin dışında, yani tarlaya ulaşamadan bekletiliyor.

Şimdi kritik analizi yapalım: Dostlar, bu artık öyle geçici bir fiyat dalgalanması, “bugün çıkar yarın iner” diyebileceğimiz bir durum değil. Bu, piyasanın “yeni eşiği”, yani artık yeni taban fiyatımız bu seviyelerdir.

Uluslararası raporların da üzerine basa basa söylediği gibi; potas, diğer gübre fiyatları roket gibi yükselirken hâlâ “göreceli olarak uygun” gibi görünse de bu genel maliyet artışından kaçması artık imkansız.

YENİ OYUN KURALI: “EN UCUZ NEREDE?” DEĞİL

Kıymetli dostlarım, şunu iyi bilelim; gübre piyasasında oyunun kuralı artık kökten değişti. Eskiden tüccar da çiftçi de bir mal alırken önce fiyatına bakardı, “Neresi en ucuz?” diye sorardı. Ama bugün devir değişti; artık piyasa şunu soruyor: “Neresi en güvenli?”

Hürmüz’deki kilit; gemilerin rotasını da ticaretin yönünü de tamamen değiştirdi. Yeni lojistik eksenimiz artık Kuzey Afrika, Baltık hattı ve ne kadar yüksek maliyetli olursa olsun Karadeniz’dir. Herkes başının çaresine bakmaya, malını sağ salim limana getirmeye çalışıyor.

Bakın, dev üreticiler bile yol arıyor: Suudi Arabistan’ın dev kuruluşu Ma’aden, riskli bölgeleri bypass etmek için Yanbu limanı üzerinden batıya yöneldi. Ama orada da işler kolay değil; kapasite aylık 100 bin tonla sınırlı. Yani öyle her isteyen istediği an malı yükleyip getiremiyor.

Kısacası: Bu yaşadığımız sadece geçici bir trafik sıkışıklığı değil; bu değişim, küresel gübre ticaretinin yönünü ve kurallarını kalıcı olarak değiştirebilir. Artık “ucuz olsun da nasıl gelirse gelsin” devri bitti, “sağlam limandan, güvenli rotadan gelsin” devri başladı.

BENCE: ASIL SAVAŞ “ZAMANLAMA”

Değerli dostlarım, gelin şimdi bu işin en can alıcı noktasına, yani hasadın kaderini belirleyecek olan gerçeğe gelelim. Bugün yaşadığımız bu kriz aslında sadece bir fiyat meselesi değil; bu artık bir zamanlama krizidir.
Neden mi böyle diyorum? Çünkü biz biliyoruz ki tarımda şakaya gelmez bir kural vardır: Tarlada 1 haftalık gecikme demek, hasatta %15–20 verim kaybı demektir. Toprak o gübreyi istediği an vermezseniz, sonra dünyaları da dökseniz o eksilen bereketi geri getiremezsiniz.

Sözün özü şudur dostlar: Bu sezonun asıl kazananı, “en ucuza aldım” diyen değil; malı vaktinde tarlasına atan, doğru zamanda doğru hamleyi yapan üreticimiz olacak. Fiyatlar elbet konuşulur ama kaçan bereketin telafisi olmaz.

DEVLETİMİZ İÇİN STRATEJİK ÖNERİLER

Sevgili dostlar, burası işin şakasının bittiği yerdir. Bu fırtınalı denizde, 85 milyonun rızkını taşıyan o gemiyi sağ salim limana yanaştırmak istiyorsak devletimizin şu uzman adımları atması artık bir tercih değil, zorunluluktur:

• Stratejik Stok Yönetimi:
Artık her şeyi akışına bırakamayız. İç piyasada, en zor zamanlarda bile bizi ayakta tutacak bir “minimum stok eşiği” mutlaka belirlenmeli ve bu sınırın altına düşülmesine izin verilmemelidir.

• Tedarik Diplomasisi:
Yumurtaları tek sepete koyma devri bitti. Hürmüz Boğazı’na mahkûm kalmadan; Kanada, Kazakistan, Baltık hattı ve Nijerya gibi alternatif kapılarla hükümetler arası, uzun vadeli ve kontratlı alım modellerini hemen kurmalıyız.

• Lojistik Sigorta Mekanizması:
Navlun fiyatları uçtu, sigorta şirketleri savaş riski yüzünden geri çekiliyor. Bu noktada devletimiz elini taşın altına koymalı ve stratejik girdi taşıyan gemilerimiz için “kamu destekli savaş riski sigortasını” devreye almalıdır.

• Erken Sezon Alım Programı:
Çiftçimiz “Yarın ne olacak?” diye düşünmemeli. Üreticimize özel, faizsiz veya düşük maliyetli “erken alım finansman modelleri” oluşturulmalı ki; toprağın bekçisi, gübresini fiyatlar patlamadan, mal daha limandayken garanti altına alabilsin.

BAYİLERİMİZ İÇİN KRİTİK NOT

Kıymetli dostlar, yol arkadaşlarımız… Şunu hepimiz çok iyi idrak etmeliyiz: Artık sadece ticaret yapma, kâr kovalama devri kapandı; şimdi tam anlamıyla bir itibar dönemindeyiz. Bugünlerde o meşhur sözü biraz değiştirmemiz lazım:

Unutmayın; artık “Stok = Güç” demek değil, “Stok = Güven” demektir. Eskiden deposunda malı olan “güçlüyüm” derdi; bugün ise deposunda malı olan çiftçisine “arkandayım, seni yarı yolda bırakmam” demiş oluyor.
Tedarik zincirinin böylesine koptuğu, gemilerin rotasını şaşırdığı bu puslu havada; çiftçinizin toprağı işlemeden önce o gübreyi hazır tutmanız sizin bu toprağa olan sadakatinizin tescilidir. Günübirlik hesapların değil, yıllarca sürecek o sarsılmaz güvenin inşa edildiği günlerden geçiyoruz. Çiftçisinin en zor anında “malım hazır” diyen bayi, yarının en büyük itibar sahibi olacaktır.

ÇİFTÇİ KARDEŞLERİME TAVSİYEM

Değerli üreticilerimiz, toprağın sadık bekçileri;

Şunu kardeşiniz olarak açıkça söyleyeyim: Bu sezon, “biraz daha bekleyeyim” diyenin değil, vaktinde hazırlığını yapanın kazanacağı bir yıl olacak. Net mesajım şudur: Lütfen artık kendinize “Fiyatlar aşağı düşer mi?” diye sormayı bir kenara bırakın. Bugün sormanız gereken asıl soru şudur: “Yarın tarlaya girmek istediğimde, o toprağa can verecek malı piyasada bulabilecek miyim?”

Hürmüz’deki kilit, dünyadaki bu kargaşa bize gösterdi ki malın fiyatından daha önemlisi, malın kapınızda hazır olmasıdır. Biz ne olursa olsun o tarlayı boş bırakmayacağız, vatanın rızkını topraktan fışkırtacağız; ama o toprağa can verecek gübreyi, ilacı da asla küresel fırtınaların insafına, şansa bırakmayacağız. Emeğinizi korumanın yolu, hazırlığınızı bugünden yapmaktan geçer.

Kalın sağlıcakla…

“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

Küresel gübre piyasasında fırtına kasırgaya dönüştü

toprak haber

Bir yanıt yazın