Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi‘nde gıda, tarım ve su yönetimi programları için toplam 824 milyar lira ödenek ayrıldığını açıkladı. Yılmaz, bu rakamın bir önceki yıla göre %26’lık bir artış anlamına geldiğini ve beklenen enflasyonun üzerinde olduğunu vurguladı.
Tarıma Tarihi Bütçe: 2026’da 824 Milyar TL!
TASAV tarafından düzenlenen ‘Tarım Gıda ve Hayvancılık Sempozyumu’nda konuşan Yılmaz, tarımın stratejik önemine dikkat çekerek, pandemi ve savaşların gıda krizlerini tetiklediğini hatırlattı. İklim değişikliği ve su kıtlığı gibi sorunlara da değinen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla kendi başkanlığında bir “su komisyonu” kurulduğunu ve su meselesiyle ilgili bütüncül politikaların hazırlanmakta olduğunu belirtti.
“Başarılarımızı Küçültmeye Çalışanlara En Güzel Cevap Rakamlardır”>
Türkiye’nin tarımdaki başarılarını küçültmeye çalışan bir kesim olduğunu ifade eden Yılmaz, rakamlarla cevap verdi: “Türkiye, sebze ve meyve üretiminde dünyada 4’üncü, bitkisel üretimde 11’inci sırada. Sığır eti, tavuk eti ve yumurta üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. 2002’de 24,5 milyar dolar olan tarımsal hasılamız geçen yıl 74 milyar dolara ulaştı. Son 22 yılda 110 milyar dolar tarımsal dış ticaret fazlası verdik.”
Yılmaz, tohumculuktaki başarıya da dikkat çekerek, “Yüzde 20’lerin altından bugün ihracatçı bir konuma geldik. Kendi ihtiyacımızı da yüzde 90’dan fazla karşılar haldeyiz,” dedi. Ayrıca, doğal afetlerden etkilenen çiftçilere TARSİM dışında bu yıl bütçeden 23,5 milyar TL ek destek sağlandığını da açıkladı.
Toprak TV Olarak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz‘ın açıkladığı 824 milyar TL’lik rekor tarım bütçesi, devletin sektöre verdiği önemin parasal bir ifadesidir. Bu rakam, sadece bir ödenek değil, aynı zamanda gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve su yönetimi gibi hayati alanlara yapılacak yatırımların da bir taahhüdüdür. Yılmaz’ın konuşmasındaki “su komisyonu” vurgusu ve suyla ilgili bütüncül politikaların hazırlanıyor olması, iklim krizinin ve kuraklığın artık en üst düzeyde bir devlet meselesi olarak ele alındığını göstermesi açısından son derece kritiktir. Konuşmada paylaşılan başarı rakamları (üretim sıralamaları, ihracat fazlası, tohumculuktaki atılım) gurur verici olsa da, asıl odaklanılması gereken nokta, bu rekor bütçenin tarlaya, çiftçiye nasıl yansıyacağıdır. %26’lık artışın, artan girdi maliyetleri ve enflasyonist baskı altında ezilen üreticiye ne kadar nefes aldıracağı, sulama yatırımlarının ne hızla tamamlanacağı ve tarımsal planlamanın ne kadar etkin uygulanacağı, bu büyük bütçenin gerçek başarısını belirleyecektir. Rakamlar önemlidir, ancak asıl önemli olan, bu rakamların toprağı berekete, çiftçinin emeğini kazanca dönüştürme gücüdür.