Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Ütük köyünde 10 yıldır ata tohumu kuru fasulye yetiştiren Enes Dursun Yılmaz, modern tarım yöntemlerine adeta meydan okuyor. Yılmaz, lezzeti ve doğallığıyla öne çıkan “Ütük fasulyesi”ni, 100 yıllık bir savurma makinesi ve bisiklet jantından dönüştürdüğü kendi icadı eleme makinesiyle üretiyor. Ancak bu değerli ürün, pazarlama sorunları nedeniyle daha geniş kitlelere ulaşmakta zorluk çekiyor.
Sivas’ın Saklı Hazinesi ‘Ütük Fasulyesi’ Pazar Arıyor!
Geleneksel Yöntemlerle Kaliteli Üretim
Emekli olduktan sonra kendini tarıma adayan Enes Dursun Yılmaz, ilaçsız ve gübresiz yetiştirdiği fasulyeleri hasat ettikten sonra, 8 yıl önce hurda halde bulup tamir ettiği yaklaşık 100 yıllık savurma makinesinde tanelerine ayırıyor. Modern makinelerin (patos) ürünü kırma riskine karşı bu geleneksel yöntemi tercih ettiğini belirten Yılmaz, “Bunda kırma sorunu yok, ürün daha temiz çıkıyor,” diyor. Ayıklanan fasulyeler daha sonra, Yılmaz’ın kardeşiyle birlikte tasarladığı ve sonradan elektrikli bir motor eklediği el yapımı eleme makinesinde boylarına göre ayrılıyor.
Sivas’ın Saklı Hazinesi ‘Ütük Fasulyesi’ Pazar Arıyor!
En Büyük Sorun Pazarlama
Yılmaz, bu meşakkatli yöntemlerle yılda 1 ton fasulye ürettiğini, ancak en büyük zorluğu pazarlama aşamasında yaşadığını belirtiyor. Zara Ziraat Odası Başkanı Zeki Şimşek de bu soruna dikkat çekiyor. Şimşek, “Ütük fasulyesi çok kıymetli, tamamen doğal bir ürün. Çiftçilerimizin sıkıntısı pazarlamada. Bu kıymetli ürünün Türkiye’ye duyurulması gerekiyor. Bir alan, lezzetini anladığında pazarlaması kendi halinde açılacağından eminiz,” diyerek destek çağrısında bulundu.
Sivas’ın Saklı Hazinesi ‘Ütük Fasulyesi’ Pazar Arıyor!
Toprak TV Olarak
Enes Dursun Yılmaz‘ın hikayesi, Anadolu’daki binlerce küçük üreticinin sessiz çığlığıdır. Üretici, ata tohumuna sahip çıkarak, inanılmaz bir yaratıcılıkla kendi makinelerini yaparak ve doğallıktan ödün vermeyerek üzerine düşen her şeyi fazlasıyla yapmış. Ancak zincirin son halkası olan “pazarlama” tıkandığında, tüm bu emek ve kalite heba olma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, tarımsal desteklerin sadece üretime değil, aynı zamanda bu değerli ürünleri tüketiciyle buluşturacak markalaşma, kooperatifleşme ve dijital pazar kanallarının oluşturulmasına da odaklanması gerektiğini gösteriyor. Ziraat Odası Başkanı‘nın çağrısı, aslında bir sistem eleştirisidir. 100 yıllık makineyi çalıştıran irade, ürününü satacak modern bir yol bulamıyorsa, hepimizin düşünmesi gereken bir sorun var demektir.
Sivas’ın Saklı Hazinesi ‘Ütük Fasulyesi’ Pazar Arıyor!