Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu
TarımYazarlar

Zafer Kimin? Geri Çekilen Kredi Kararnamesinin Perde Arkası: Çiftçi mi, Girdi Sektörü mü?…

    Değerli Çiftçi Dostlarım,

    Son 48 saatte tarım finansmanında bir “politika depremi” yaşadık. Önce, 3 yıllık taahhütleri bozan, limitleri düşüren bir kararname, ardından gelen tepkiler üzerine bu kararnamenin iptal edilmesi ve 2023’teki ana kararnameye geri dönülmesi…

Bu süreci size adım adım yazacağım, sonra da düşündüklerimi sizinle paylaşacağım.

Ne Olmuştu?

İptal Edilen Kararname: 30 Aralık 2023 Kararnamesi (8039 Sayılı – ESKİ PLAN) Bu Kararname özetle ne diyordu:

Süre: 3 yıl (2024-2025-2026) boyunca geçerli olacağı taahhüdü vardı. Yani çiftçi buna göre planlama yapmıştı. (Yani İSTİKRAR sözü).

Kredi Limitleri: Kredi üst limitlerinin her yıl Tarımsal Girdi Enflasyonu (T-GFE) kadar artırılacağı sözü verilmişti. (Yani alım gücü korunacaktı).

Borç Durumu: Kredi almak için “kullanılan sübvansiyonlu kredilerden vadesi geçmiş ya da yapılandırılması bozulmamış olması” yeterliydi. (Yani sadece bankaya olan kredi borcuna bakılıyordu).

23 Ekim 2025 Kararnamesi (KRİZ ÇIKARAN KARARNAME) Bu Kararname özetle ne diyordu?

İstikrar: Kararnamenin 4. Maddesi ile 3 yıllık o ana plan iptal edildi. (İstikrar bitti).

Kredi Limit ve Faiz: T-GFE (enflasyon) artışı verilmedi, hatta limitleri düşürdü. (Girdi sektörünün ve çiftçinin reel alım gücünü bitirdi).

Borç Durumu: MADDE 1 ile çok ağır bir şart getirildi: “Vadesi geçmiş Vergi (Amme Alacakları) ve SGK prim borcu olmayacak”.

FARKI: Yani bu kararname, 2023’ün hem “3 yıllık planını” hem de “enflasyon artışı” sözünü geri alıyor, üstüne bir de “devlete borcun olmayacak” diye ağır bir şart koyuyordu. (İşte bizim ve sektörün tepkisini çeken buydu).

ŞU ANKİ 30 Aralık 2023 Kararnamesi’ne Dönüş ve Ek Madde (İptalin İptali Kararı) İşte o kriz çıkaran 2. Durum’a gelen tepkiler üzerine, o kararname de iptal edildi ve şöyle bir “uzlaşma” noktasına gelindi:

NE GERİ GELDİ? (Çiftçinin/Sektörün Kazancı):

2023’teki ana plana geri dönüldü. Yani 3 Yıllık (2026’ya kadar) plan güvencesi geri geldi.

Limitlerin her yıl T-GFE (enflasyon) kadar artırılacağı sözü geri geldi. (İşte bu, girdi sektörünün asıl zaferidir).

NE KALDI? (Hazine’nin Kazancı/Yeni Şart): 23 Ekim kararnamesi iptal edilirken, içindeki o ağırlaştırılmış “Vadesi geçmiş Vergi (Amme Alacakları) ve SGK borcu olmasın” şartı (yani MADDE 1) kalıcı hale getirildi.

ÖZETLE SON DURUM Diyor ki:
Çiftçi (ve girdi sektörü), 3 yıllık planı ve enflasyon artışını geri almayı başardı. Hazine ise, bu desteği verirken bütçesini korumak için, “Benden destek alıyorsan, bana olan temel borçlarını (Vergi/SGK) da ödeyeceksin” şartını masada tuttu.

Sevgili Çiftçi Dostlarım, Hazine destekli kredilerde bir gecede kararname iptal edildi. Yüzeysel bir bakış, “Çiftçinin feryadı duyuldu, yanlıştan dönüldü” diyor. Ama “BEN”, perde arkasına bakmak ve “Bu geri adım kimin zaferi?” diye sormak zorundayım.

İşte tam da bu konuyu, hiçbir lobiden nemalanmayan biri olarak ve liyakatli durum analizleri yapan uzmanları dışarıda tutarak, o “tarım yazarı” kisveli nemalanan kesime de dokundurarak analizini yapmak istiyorum.

Kamuoyunda “Çiftçi kazandı, feryat duyuldu, yanlıştan dönüldü” şeklinde bir algı oluştu. Elbette, çiftçinin 3 yıllık planlama güvencesinin (2026’ya kadar) ve enflasyona (T-GFE) endeksli limit artışı hakkının geri verilmesi, “istikrar” ve “kamusal güven” adına kağıt üzerinde bir kazanımdır.

Ancak “BEN”, hele hükümete muhalif olmasına rağmen en çok nemalanan birinin yazısını gördükten sonra kararın kesin iptal edileceğini anladım.

Değerli Çiftçi Dostlarım, ben bu filmi daha önce gördüm. Bu yüzden, bu “zaferin” gerçek sahibinin kim olduğunu sorgulamak zorundayım.

Limit Düşüşü En Çok Kimi Rahatsız Etti?

Geçtiğimiz günlerde “Traktör: Tarlanın Gücü mü, Borcun Yükü mü?” başlıklı yazımda, acı bir gerçeği paylaşmıştım: Türkiye’de ortalama parsel büyüklüğü 20-30 dekar iken, “statü sembolü” algısı ve agresif pazarlama/finansman modelleriyle çiftçimizin ihtiyacının çok üzerinde, pahalı traktör alımlarına yönlendirildiğini…

İşte iptal edilen o kararnamedeki limit düşüşleri, tam da bu “satış çarkını” tehdit ediyordu.

Limitlerin düşmesi, en çok kimi rahatsız etti? Borç yükü altında ezilen çiftçiyi mi, yoksa o yüksek limitli krediler sayesinde çiftçiye yüksek fiyatlı makine, ekipman, tohum ve sera satan girdi tedarikçilerini mi?

Gördük ki, bu kararnameye en yüksek sesle itiraz edenler, “çiftçinin finansmana erişimi” kisvesi altında aslında kendi “satışlarının düşeceği” endişesini taşıyan sektör temsilcileri ve o sektörlerin nemaladığı (reklam, sponsorluk, seminer ücreti vb. alan) “sözüm ona tarım yazarları” oldu.

(Dün %70 faizli özel banka lansmanlarında boy gösterenlerin, bugün “Çiftçi düşük faizli krediye ulaşmalı” demesindeki ironi, benim gözümden kaçmadı.)

Çiftçi, Bu Denklemde Kredinin Aktığı “Kanal”dır

Bu sistemde çiftçi, kredinin aktığı bir borç kanalıdır. Kredi (borç), çiftçinin üzerinden geçer, parası doğrudan girdi tedarikçisinin kasasına gider. Girdi satıcısı kârını garantiler, banka komisyonunu/faizini alır, çiftçi ise (belki de ihtiyacı olmayan) o makine ve borcuyla baş başa kalır.

Dolayısıyla, bu “zafer”, çiftçiden çok, pazarı daralan girdi lobilerinin zaferidir.

Hazine’nin Sürdürülebilirlik Çabası mıydı?

İptal edilen kararnamedeki limit düşürme hamlesi, belki de Hazine’nin artan “görev zararı” yükünü (sübvansiyon maliyetini) taşıyamamasından kaynaklanan, beceriksizce de olsa atılmış bir “sürdürülebilirlik” (döndürülebilirlik) adımıydı. Ancak lobi gücü, bu sürdürülemezliğe “devam” kararı aldırmış görünüyor.

Yeni Şart: “Borçsuzluk” Kimi Vuracak?

Bu geri adım atılırken, masaya yeni bir şart kondu: “Vadesi geçmiş vergi (Amme Alacakları) ve SSK/Bağ-Kur borcu olmaması.” Bu, “Mali Disiplin” adı altında, zaten zor durumdaki, primini ödeyememiş en muhtaç çiftçiyi sistemden dışlama riskidir. Bu çiftçi kime gidecek? Kaçınılmaz olarak, yine o “sözüm ona yazarların” reklamını yaptığı yüksek faizli özel bankalara…

Sonuç: Bu geri adım, “çiftçi” maskesi takmış girdi sektörlerinin ve finans kuruluşlarının lehinedir. Çiftçimiz, sadece “potansiyel müşteri” olarak görüldüğü sürece bu sarmaldan kurtulamaz.

Benim savunduğum çözüm, yüksek limitli, plansız borçlanma değil; girdi maliyetlerinin düşürülmesi, desteklerin artırılması ve zamanında kullandırılması, planlı üretim, gelir garantisi ve “Traktör” yazımda belirttiğim gibi Ortak Makine Parkları, Kiralama, devletin içinde olacağı sözleşmeli üretim modeli vb. gibi rasyonel modelleridir.

Asıl sorun, çiftçinin neden borçlanmak zorunda kaldığıdır. Bu sorunu çözmedikçe, kredilerin limiti sadece borcun büyüklüğünü belirler.

”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

Toprak haber

Bir yanıt yazın