[BURSA]
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tütün üreticisinin içinde bulunduğu derin krizi gözler önüne serdi. Mart ayı gelmesine rağmen alım takviminin belirsizliğini koruduğunu belirten Sarıbal, şirketlerin tek taraflı fiyat düşürme politikalarıyla üreticiyi ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığını vurguladı.
Tütün üreticisinin ağır bir maliyet baskısı altında olduğunu belirten Sarıbal, üretim maliyetinin kilogram başına ortalama 260₺ olduğunu hatırlattı. Başlangıçta 300₺ olarak belirlenen sözleşme fiyatlarının şirketler tarafından 220–250₺ bandına çekilmeye çalışıldığını ifade eden Sarıbal, “Bu, üreticiyi çaresiz bırakma düzenidir. Çiftçimiz yeni sezon için tarlaya hazırlanması gerekirken, geçen yılın ürününü bile teslim edemedi. Depolarda bekleyen tütün çiftçinin sırtında borç yüküne dönüştü” dedi.
TEKEL Özelleştirildi, Türkiye İthalata Teslim Edildi
Türkiye’nin tütün dış ticaretindeki acı tabloyu verilerle paylaşan Sarıbal, 2025 yılında 43 bin ton ihracata karşılık 79,8 bin ton tütün ithal edildiğini, ithalata 553,9 milyon dolar ödendiğini belirtti. TEKEL’in özelleştirilerek yabancı sermayeye teslim edildiğini vurgulayan Sarıbal, 2009’da 182 bin olan üretici sayısının 2024’te 43 bine düştüğünü hatırlatarak; “Sözleşmeli üretimde devlet garantör olmalı, TEKEL benzeri bir örgüt yeniden hayata geçirilmelidir” çağrısında bulundu.
Orhan Sarıbal CHP Bursa Milletvekili
Tarım Desteklenmezse Küresel Kriz Gıda Krizine Dönüşür
Gübre ve enerji fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Sarıbal, üre gübresinin bir haftada 490$’dan 595$’a çıktığını, ham petrolün 103$’ı gördüğünü belirtti. Üretici ile market arasındaki fiyat farkının %229’a ulaştığını vurgulayan Sarıbal, “Planlı üretim ve kamusal destek kurulmazsa; her uluslararası kriz Türkiye’de gıda krizine dönüşür. Çiftçiyi mülksüzleştiren politikalar sonucunda tüketici pahalı gıdaya mahkum edildi” diye konuştu.
Toprak TV Olarak;
Tütün üreticimizin yaşadığı bu darboğaz, tarımsal bağımsızlığımızın ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu göstermektedir. Şirketlerin insafına bırakılmış bir sözleşmeli üretim modeli, liyakatli bir tarım yönetimiyle bağdaşmaz. Alın terini ve bereketi savunan her adımın destekçisiyiz; devletin garantörlüğü çiftçimiz için tek can simididir.