TMO Baskısı Piyasayı Kilitledi, TÜİK Rakamları Üretimdeki Büyük Sıkıntıyı Tescilledi…
-
Değerli Dostlar,
Geçtiğimiz ay, “Devlet Sahneye İndi” başlığıyla, TMO’nun enflasyonla mücadele adına hububat fiyatlarını nasıl baskıladığını ve bu faturanın çiftçiye kesilmesinin risklerinden bahsetmiştim. Gıda enflasyonunun %36’yı aştığı bir ortamda, TMO’nun piyasaya girerek fiyatları 14 TL/kg bandında tutma hamlesini ifade etmiştim.
Peki, aradan geçen bir ayda ne değişti?
Bu hafta elime ulaşan Tarım Piyasaları Bülteni , geçen ayki tespitlerimin maalesef doğrulandığını gösteriyor.
Geçen ayın sorusu şuydu: “Enflasyon mu, Çiftçi mi?” Bu ayın cevabı: Tercih enflasyondan yana kullanıldı ve faturası üretimden çıktı.
Gelin, bu ayki taze veriler ışığında, geçen aydan bu yana piyasalarda neler yaşandığını kıyaslamaya çalışalım.
1. Hububat: “Sakin” Piyasada Kopan Fırtına (TMO Baskısı ve TÜİK Çöküşü)
Geçen ay TMO’nun 14 TL/kg hamlesi piyasayı 200-300 TL/ton gevşetmişti. Bu ayki rapor, TMO’nun bu baskıyı daha da artırdığını teyit ediyor:
Piyasa Kilitlendi: Yeni rapor, yurtiçi piyasaların “son derece sakin” olduğunu belirtiyor. Sebebi ise basit: TMO, fiyatları “sabit” tutarak ve “fiyat baskılarının devam edeceği” mesajını vererek, geleceğe dair tüm artış beklentisini yok etti. Yüksek faiz ve finansman maliyetleriyle boğuşan sanayici için, fiyatının artmayacağı bir ürünü stoklamak “anlamsız” hale geldi. Hal böyle olunca TMO, piyasayı tam anlamıyla kilitlemiş oldu.
BOMBA: TÜİK Üretim Felaketini Açıkladı! TMO piyasayı baskılarken, TÜİK’in 2. Bitkisel Üretim Tahmini , “üretim” tarafında nasıl bir sıkıntı yaşadığımızı tescilledi:
Buğday: Üretim %13,9 azalarak 17,9 milyon tona geriledi.
Arpa: Üretim %25,9 (Dörtte bir!) azalarak 6 milyon tona düştü.
Yulaf: Geçen ay “fiyatı 15-20 TL’ye fırladı” diye örnek verdiğim yulafın üretimi %22,3 azaldı . (Demek ki Yulaf bir istisna değil, kuralın kendisiymiş!)
Ayçiçeği: Üretim %17,6 azalışla 1,8 milyon tona düştü.
Mısır: Tek istisna mısır; üretimi %4,9 artarak 8,5 milyon ton oldu.
2. TMO’nun Paradoksu: İçeride Baskı, Dışarıya İthalat Yetkisi!
Değerli Dostlar, geçen ay yerli stokuyla piyasayı baskılayan TMO, bu ay ise, TÜİK’ten gelen o iç açıcı olmayan rakamlar ve hemen ardından TMO’nun attığı adım, yaşanan paradoksun en net kanıtıdır:
TMO’ya 1 Milyon Ton Arpa ve 1 Milyon Ton Mısır için yeni ithalat izni verildi!
Bu ne demek? Devlet, bir yandan yerli üreticinin malının fiyatını “enflasyon” diyerek baskılarken, diğer yandan yerli üretimin %25,9 düştüğü arpada 1 milyon tonluk ithalat düğmesine basıyor .
Size söylüyorum, ”Mısırda üretim artışına rağmen 1 milyon ton ithalat yetkisi alınıyorsa , bunun anlamı ilerisi için arz eksikliği tahmin ediliyor demektir”.
3. Et, Süt ve Hayvancılık: Kriz Aynen Devam Ediyor
Geçen ay “iç açıcı değil” dediğimiz hayvancılıkta, bu ay da değişen hiçbir şey yok.
Geçen Ay: Süt yemi %42.83, besi yemi %47.98 daha pahalıydı.
Bu Ay: Süt yemi %41.63, besi yemi %46.34 daha pahalı.
Rakamlar neredeyse aynı. TMO’nun hububatı baskılaması, yem fiyatlarına zerre etki etmemiş. Neden? Çünkü geçen ay uyardığım gibi, maliyetler düşmeden fiyatı baskılarsan, üretim biter. Arpa üretimi %25,9 düşünce , TMO’da arpa ithal etmek zorunda kalıyor . Hayvancılık maliyeti düşmediği için de çiftçi kazanamıyor..
4. Bakliyat: Üretim Düşük, İthalat Yüksek
Geçen ayki analizimde detaylı yer vermediğim bakliyat cephesinde de durum, hububattan farklı değil. TÜİK verileri nohut üretimini 406 bin ton, kuru fasulyeyi 247 bin ton ve kırmızı mercimeği 230 bin ton olarak tahmin ediyor. Bu ayki raporun ithalat/ihracat tabloları maalesef burada da büyük bir sıkıntı olduğunu gösteriyor: Hem nohutta hem de mercimekte ithalatımız, ihracatımızdan fersah fersah önde. Rusya’da kırmızı mercimek FOB fiyatı 400 $/ton, nohut 410 $/ton gibi seviyelerde. Bu durumda bizde bakliyatta, ithalat baskısını artırmaya yetiyorda artıyor bile…
5. Tavukçuluk (Yumurta ve Piliç): Veri Yok, Enflasyon Var
Geçen ayki analizimde, gıda enflasyonunu yukarı çeken ana kalemlerin arasında “yumurta” ve “tavuk etinin” de olduğunu ifade etmiştim. Bu ayki detaylı raporun hayvancılık bölümü maalesef ve de haklı olarak sadece kırmızı ete odaklanmış ; kanatlı sektörü ve yumurtaya dair spesifik bir veri bulunmuyor. Ancak rapordaki genel “gıda enflasyonu endişesi” ve yem maliyetlerindeki artışın devam etmesi , bu iki kritik kalemde de fiyat baskısının sürdüğünü ve süreceğini gösteriyor.
6. Un Sektörü: Atıl Kapasite ve Yoğun Rekabet
Geçen ay TMO hamlesinin “un fiyatlarını dizginleyebileceğini” öngörmüştüm. Bu ayki rapor, bunun sanayici tarafındaki yansımasını net olarak gösteriyor. TMO’nun fiyatları sabitlemesiyle , un sanayicisinin “fiyat artış beklentisi” kalmadı. Bu durum, yüksek finansman maliyetleriyle birleşince, “stok yapmak anlamsızlaştı”.
Un sektörüyle ilgili raporda gördüğüm en önemli tespit ise; sanayiciyi daraltan bir tespit: “İhracatın daralmasına bağlı atıl kapasitelerin özellikle un, yem piyasalarında yoğun rekabeti öne çıkıyor.” . Yani, TMO’nun bu fiyat baskısı, sanayiciyi iç piyasada “yoğun rekabete” ve “atıl kapasiteye” mahkûm etmiş durumda… ne olacak bekleyip göreceğiz..
7. Pamuk ve Meyve: Kayıp Sadece Tahılda Değil!
Geçen ay pamukta “üretim düşüyor, sanayici zorlanıyor” demiştim. Bu ayki TÜİK verileri, o kuraklık ve ekimden kaçışın sadece hububat ve pamukla sınırlı kalmadığını, hatta bir **”Ulusal Üretim Krizi”**ne kadar gidebileceğini gösteriyor :
Meyve üretimi %30,4 azalmış!
Elma: %48,3 düşüş.
Kiraz: %70,6 düşüş.
Fındık: %38,5 düşüş.
Antep Fıstığı: %61,1 düşüş.
Zeytin: %34,7 düşüş.
Bu rakamlar bir “mevsimsel etki” den kaynaklı rakamlar değil bence..! Bence bu rakamların okuması, bir “yapısal çöküş” sinyalidir.
8. Dünya Piyasaları: TMO’nun İthalat Kozu Güçlü
Bu ayki rapor, TMO’nun bu kadar rahat ithalat kararı almasının arkasında yatan nedeni açıkça ortaya koymuş Sevgili Dostlar. Çünkü; Dünya piyasaları, TMO’nun lehine.
Rusya’nın ihracat kotası geçen yıla göre neredeyse ikiye katlanmış (10,6’dan 20 milyon tona).
Almanya üretim tahminlerini 2,6 milyon ton artırmış.
Ukrayna üretimini artırmış.
Rus Buğdayı 230 $/ton , Rus Mısırı 190 $/ton (Azak) , Rus Arpası 180 $/ton (Azak) gibi dip seviyelerde.
Üstüne üstlük, Azak’tan Marmara’ya (50 $/ton) ve Mersin’e (68 $/ton) navlun fiyatları da gevşiyor .
BENCE:
Kıymetli Dostlar, tablo da görülüyor ki saklanacak bir hal yok..! Geçen ay “Enflasyon mu, Çiftçi mi?” diye sorduğumuz tercih, ne yazık ki “çiftçinin feda edilmesi” yönünde kullanılmıştır.
Ve sonuç: Fiyatları baskıladığımız buğdayda üretim %13,9 , arpada %25,9 , yulafta %22,3 düşmüş. Geçen ay verdiğim “Yulaf” örneğinin bir istisna olmadığını, hatta alarm zilinin ta kendisi olduğunu hepimiz görmüş olduk.
Devlet, bu çöküşü (arz eksikliğini) görmüş ve hemen “ithalat” düğmesine basmıştır . Dünya piyasalarındaki rekor üretimler ve düşen navlunlar , TMO’ya bu ithalat hamlesi için mükemmel bir fırsat sunmaktadır.
Tüm bunlar gıda enflasyonunu kontrol altında tutmak için çözüm başlıkları olabilir. Peki, böyle gider mi, bu durum sürdürülebilir bir durum mu?
Hayır..! Gıda enflasyonunu, kendi çiftçimizin üretimini bitirerek, Rusya’dan ve dünyadan ucuz mal ithal ederek çözemeyiz. Bu, gıda egemenliğimizden vazgeçmektir.
Geçen ay söylediğimi, bu ayki raporun acı verileriyle destekleyerek tekrarlıyorum: Çözüm, fiyatları baskılamak değil, çiftçinin girdi maliyetlerini düşürmektir.
Bu ayki raporun son cümlesi, hepimize ders olsun: “2025-2026 yılı piyasalar açısından kolay geçmeyecek. Finansal olarak zorlananlar olacak… Fiyatlar baskılanacak. Devir hesap devri…”
Devir, “hesap devri”dir ama bu hesabı sadece çiftçiye ödetirsek, yarın ithal edecek ürünü dahi bulamayabiliriz.
“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Gelecek ay görüşmek dileğiyle,
Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş
Yönetim Kurulu Başkanı

