Hububat Fiyatlarına Muhalefetten Tepki: “Açıklanan Rakamlar Maliyetlerin Altında, Teşvik Primi Şart”…
-
[ANKARA]
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından ilan edilen 2026 yılı hububat alım fiyatlarına yönelik siyasi ve ekonomik tepkiler devam ediyor. İYİ Parti Tarım Politikaları Başkanı Kadir Ulusoy, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında açıklanan fiyatların bitkisel üretim yapan çiftçileri ciddi bir zararla karşı karşıya bırakacağını iddia etti. Sahadaki üreticilerin görüşlerini aktaran Ulusoy, bu yıl iklimsel avantajlarla yükselen rekolteye rağmen, açıklanan düşük taban fiyatların üretim sürdürülebilirliğini baltaladığını savundu.
“Tarım Girdi Enflasyonu Yüzde 100 Seviyesinde”
Geçen yılın alım fiyatları ile bu yıl açıklanan rakamları mukayese eden İYİ Parti Tarım Politikaları Başkanı Kadir Ulusoy, buğdayda yaklaşık yüzde 22, arpada ise yüzde 15,5-16 bandında bir artış yapıldığını hatırlattı. Ülkedeki genel resmi enflasyonun yüzde 35’ten aşağı olmadığını belirten Ulusoy, bitkisel üretim segmentindeki reel girdi enflasyonunun çok daha yüksek hesaplanması gerektiğini vurguladı. Mazot, gübre, zirai ilaç, işçilik ve amortisman kalemleri dikkate alındığında tarım girdi enflasyonunun yüzde 100 seviyesine ulaştığına dikkat çeken Ulusoy, iktidarın fiyat politikasıyla çiftçiyi enflasyona ezdirdiğini öne sürdü.
“Alan Bazlı Destekleme Modeli Taban Fiyata Dahil Edilemez”
Bakanlık tarafından açıklanan ton başına 3.014 ₺’lik destekleme kalemlerine de değinen Kadir Ulusoy, mevcut sistemde yapısal bir yanıltma olduğunu savundu. Destekleme paralarının genellikle bir yıl sonra ödendiğini belirten Ulusoy, “Desteklemeler iki yıldır alan bazlı (dekar başına) veriliyor. Yani dekardan 100 kilo ürün alan ile 600 kilo alan aynı parayı alıyor. Bu durum, Türkiye ortalaması bahanesiyle tona yuvarlanamaz. Vadeli ve alan bazlı bu ödemeler taban fiyata dahil edilemez. Taban fiyata ancak anlık fark ödemesi veya teşvik primi dahil edilebilir” şeklinde konuşarak kurumsal istatistiklerin doğru kullanılmadığını iddia etti.
“Üretim Maliyetleri Taban Fiyatın Çok Üzerinde”
Bu yıl ilkbahar yağışlarının etkisiyle arpa ve buğdayda yüksek bir rekolte artışı yaşandığını, geçmiş yıllardaki 17 milyon tonluk buğday seviyelerinden daha iyi bir konuma gelindiğini belirten Ulusoy, fiyat politikasının bu bereketi gölgelediğini söyledi. TMO’nun ilk kez ekim ayı satış fiyatlarını şimdiden ilan etmesini eleştiren Ulusoy, bu durumun üreticinin elindeki malı ucuza kapatma stratejisi taşıdığını savundu. Sahada yaptıkları maliyet analizlerini paylaşan İYİ Parti Tarım Politikaları Başkanı Kadir Ulusoy, “Buğdayda kilogram başına ortalama maliyet 19,5 ile 21 ₺ arasında, arpada ise yaklaşık 17 ₺ seviyesindedir. Maliyetin altında kalan bu fiyatlar çiftçiye ‘zarar et ve seneye ekme’ demektir” uyarısında bulundu.
Muhalefetin Hububat Taban Fiyat Teklifi
Bitkisel üretim sahalarının korunması adına rasyonel bir teşvik primi sisteminin devreye alınmasını talep eden Kadir Ulusoy, partisinin 2026 yılı hububat alım fiyatı önerilerini şu şekilde açıkladı:
1. Sınıf Makarnalık Buğday: 21 ₺ kilogram fiyatı + 3,5 ₺ teşvik primi ile toplam 24,5 ₺ / Kg
1. Sınıf Ekmeklik Buğday: 20 ₺ kilogram fiyatı + 3,5 ₺ teşvik primi ile toplam 23,5 ₺ / Kg
1. Sınıf Arpa: 17 ₺ kilogram fiyatı + 2,5 ₺ teşvik primi ile toplam 19,5 ₺ / Kg
Ulusoy ayrıca, TMO tarafından ton başına verilen fiili destek miktarlarının da net olarak ilan edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Toprak TV Olarak;
İYİ Parti Tarım Politikaları Başkanı Kadir Ulusoy‘un genel merkez düzeyinde dile getirdiği eleştiriler, tarım ekonomisindeki girdi ve çıktı dengesizliğini net verilerle ortaya koyması açısından mühimdir. Kilogram maliyeti 20 ₺ civarında hesaplanan buğdayın TMO tarafından 16,5 ₺’ye alınması ve alan bazlı desteklerin bir yıl sonra ödenecek olması, üreticimizin nakit akışını ve finansal sürdürülebilirliğini kilitlemektedir. Serbest piyasada arz şoku ve fiyatta devalüasyon yaşanmaması adına, muhalefetin önerdiği doğrudan “teşvik primi” ve “fark ödemesi” modelleri rasyonel bir çözüm alternatifi olarak değerlendirilmelidir. Çiftçimizin borç sarmalından çıkarılması ve yerli üretimin ithalata kurban edilmemesi, gıda egemenliğimizin temel şartıdır.


