Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu

Fındığın Güç Paradoksu: Neden Dünyanın Hakimi, Masanın Mağduruyuz?…

    Değerli çiftçi dostlarım, sektörümüzün kıymetli temsilcileri,

    Her fındık sezonu geldiğinde, yüz küsür yıldır değişmeyen bir oyunu yeniden izliyoruz. Bu oyunda Ülkemiz, elinde “Floş Royal” olan, ancak her el “Döper” oynamaya zorlanan bir oyuncu gibi oluyor hep.

Neden mi?

Çünkü sahnede hep aynı aktörler var: Küresel fındık işleyicisi o çok uluslu şirket/ler, iç piyasadaki aynı merkezden esinli sözde tarım ekonomistleri ve ne acıdır ki, muhalefet edeceğim derken farkında olmadan bu aktörlerle aynı cepheye düşen arkadaşlarımız…

Söylem hep aynı: “Arz fazlası var”, “Rakiplerimiz (Şili, ABD, Gürcistan) güçleniyor”, “Fiyatlar düşmeli”.

Bu, yüz yıllık bir manipülasyon hikayesidir.

Türk Fındığı Rekabete Açık Değildir!

O zaman “BEN” de bu aktörlere bazı basit soruları sorayım:

Madem Türk fındığı bu kadar “rekabete açıktı” ve “arz fazlası” vardı;

Neden küresel en büyük fındık işleyicisi şirket gelip Türkiye’de 7 fabrika kurmak zorunda kaldı?

Neden sektörün devlerinden Oltan Gıda’yı satın aldı?

Neden bizim çeyreğimiz kadar üretmeyen kendi ülkesi yerine, bizim fındığımızı işlemek için Polonya’da devasa bir üretim üssü kurdu?

Eğer bu şirketler “angut” değilse, cevap basittir: TÜRK FINDIĞININ RAKİBİ YOKTUR!

Eğer Giresun ve Ordu ekolojisini kopyalayıp dünyanın başka bir yerine götüremiyorsanız; eğer bize özel bu fındık çeşitlerini bir fanus içinde yetiştirmeyi başaramıyorsanız; RAHAT OLUN.

Türk fındığı rekabete açık değildir. Türk fındık piyasası, sadece ve sadece, dibine kadar siyasete, kar maksimizasyonuna ve ne yazık ki bütün bu gerçekleri bilmeden bu tuzağa gönüllü olmaya açıktır.

Asıl Mesele: Gücü Yönetememek

Bizim asıl sorunumuz “dış rakipler” değil, “iç dinamikler”dir. Pazarda “tek satıcı” (Türkiye) ne kadar güçlüyse, “tek alıcı” (Monopsoni) da o kadar tehlikelidir.

Küresel alımın devasa bir kısmını tek bir dev (Ferrero) yapmaktadır. Bu dev alıcı, o küçük ülkeleri destekleyerek “alternatif” yaratmaya çalışmaz; sadece Türkiye’ye olan %100 bağımlılığını %90’a düşürerek masada “fiyat kırma” kozu elde etmeye çalışır.

Biz ise, FİSKOBİRLİK gibi yapıları ulusal bir strateji merkezi yapmak yerine, TMO fiyatlarını “sezonluk siyasi araç” haline getirerek, 400 bin üreticimizi o dev alıcının karşısında “yalnız” bıraktık.

BENCE;

Çözüm: 3 Tane Daha Sağra Kurmaktır!

Çözüm ne biliyormusunuz değerli Dostlar? Çözüm: “rakibi yok etmek” değil, çünkü zaten yok, Çözüm “kendi gücümüzü konsolide etmektir”:

Tek Ses Olmak: 400 bin üreticiyi, FİSKOBİRLİK veya yeni bir “Ulusal Fındık Konseyi” çatısı altında toplayıp, o tek dev alıcının karşısına tek bir dev satıcı olarak oturmak.

Verimlilik: Maliyetlerimizi düşürmek. Bilimsel projelerle, fındıkta da maliyeti düşürüp verimi kalitesini bozmadan istenilen miktarlara getirmek. Böylelikle, çiftçimizin kârını “alıcının insafına” kalmamış olur.

Katma Değer (Sağra’yı Ayaklandırmak): Ve en önemlisi… Biliyorsunuz, bizim Sağra diye bir kuruluşumuz vardı. Bu yapı, tam da fındığı çikolatayla, kremayla buluşturan, ona katma değer katan bir modeldi.

Bugün o dev alıcının yaptığı işi, biz yıllar önce Sağra ile zaten yapıyorduk. Asıl sormamız gereken soru şudur: Bu milli markayı, bu katma değerli yapıyı yeniden nasıl ayaklandırabiliriz?

Sayın, Ergin Kahveci’nin de dediği gibi;

Sadece bir tane değil, “3 tane daha Sağra kurun bakalım ne olur?”

Ancak o zaman o dev alıcının “ham madde işleyicisi” değil, küresel pazarda “rakibi” oluruz.

Fındık, ülkemizin ve dünyanın kıymetlisidir. Tek ihtiyacımız olan, meseleyi Türkiye ve Türk Fındığı gerçeklikleri üzerinden görmek ve ona göre ulusal bir politika kurmaktır.

Özgür, bağımsız, akılcı, küresel oyunu okuyan “akıllı oyuncu” ve ulusalcı bir duruş yeterlidir.

”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Saygılarımla,

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

Toprak haber

Bir yanıt yazın