Devlet Sahneye İndi: Hububat Fiyatları Baskı Altında, Enflasyon mu Çiftçi mi?
-
[TOPRAK HABER MERKEZİ / İSTANBUL]
Değerli Dostlar,
Geçtiğimiz ay, tarım sektörümüzün küçülme rakamları ve artan ithalat verileri üzerinden yaptığım analizde, tehlike çanlarının sesinin yükseldiğini ve “yeni normallere yeni çözümlerin şart olduğunu” vurgulamıştım. Tarımın milli bir dava olduğunu, günlük pansumanlarla değil, yapısal reformlarla ayağa kalkabileceğini belirtmiştim.
Peki, aradan geçen bir ayda ne değişti? TMO’nun piyasaya girişi dengeleri nasıl etkiledi? Gelin, en taze veriler ışığında piyasaların röntgenini çekelim.
Enflasyon Ateşi Sönmüyor: TMO Sahneye İniyor!
Geçen ayki %33’lük gıda enflasyonu uyarımın haklılığı, açıklanan Eylül ayı verileriyle bir kez daha tescillendi. Eylül ayı yıllık gıda enflasyonu %36,06 olarak gerçekleşti ve genel enflasyonu yukarı çeken ana kalem olmaya devam etti. Özellikle yumurta, sebze, tavuk eti ve çeşitli yağ ürünlerindeki artışlar dikkat çekti.
İşte bu yüksek enflasyonist ortamda, devletin piyasaya müdahalesi gecikmedi. Ekim ayının başında Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), sektör beklentilerinin aksine bir hamle yaptı:
Fiyat: Beklenen 14-14,5 TL/kg seviyesinin altında, kapalı depolardaki ekmeklik buğday için 14 TL/kg gibi bir fiyatla satışa başladı.
Miktar: Sektörün beklediğinin çok üzerinde bir stok miktarı satışa açıldı.
Bu hamlenin ilk sonucu, serbest piyasa fiyatlarında 200-300 TL/ton civarında bir gevşeme oldu. Kısacası, enflasyonla mücadele adına hububat fiyatları baskı altına alındı.
Ülkemiz Piyasalarında Son Durum
Hububat ve Mamulleri: TMO’nun bu hamlesi, kısa vadede piyasayı sakinleştirmiş ve fiyat artışlarının önünü kesmiş görünüyor. Raporda da belirtildiği gibi, hammadde fiyatlarının bir süre daha baskılanmaya devam etmesi bekleniyor. Arpa ve mısır fiyatlarında da son günlerde bir gevşeme gözlendi. Ancak bu madalyonun bir de öbür yüzü var: Yulaf. Birkaç yıldır müdahale fiyatı açıklanmayan, kuraklıktan ve ekim alanlarındaki daralmadan etkilenen yulafın fiyatı, hasatta 7,5 TL/kg iken bugün 15-20 TL/kg seviyelerine fırladı ve ürün bulunamıyor. Bu, baskı altındaki piyasa ile serbest piyasanın ne kadar farklı sonuçlar doğurabileceğinin en somut örneğidir.
Pamuk: Pamuk piyasasında ise hem küresel hem de yerel dinamikler dikkat çekici. Uluslararası piyasalarda pamuk vadeli fiyatları, Eylül ayındaki yüksek seviyelerden bir miktar gevşeyerek 65 sent/pound civarında seyrediyor. Düşen petrol fiyatlarının polyester gibi sentetik elyafları daha cazip hale getirmesi, pamuk talebi üzerinde bir baskı unsuru oluşturuyor. Ülkemizde ise tablo daha karmaşık. USDA’nın son raporlarına göre, Türkiye’de bu sezon ekim alanlarının daralması ve kuraklık nedeniyle pamuk rekoltesinin 700 bin tona kadar gerilemesi bekleniyor. Bir yanda azalan üretim, diğer yanda tekstil sektörünün azalan talep ve yüksek maliyetler gibi sorunlarla boğuşması, pamuk piyasasında belirsiz bir denge yaratıyor. Geçen ayki analizimizde belirttiğimiz “üretim artıyor ama ithalat da artıyor” tablosu, bu yıl “üretim düşüyor, sanayici zorlanıyor” tablosuna evrilme riski taşıyor.
Et, Süt ve Hayvancılık: Geçen ayki “iç açıcı değil” tespitim maalesef geçerliliğini koruyor. Rapordaki son verilere göre süt yemi geçen yıla göre %42.83, besi yemi ise %47.98 daha pahalı. Bu maliyetlerle hayvancılığın sürdürülebilirliği her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Ayçiçek Yağı: TMO’nun hububat hamlesinin aksine, ayçiçek yağında kamunun ithalat yapması ve dış ticaret ayarlamaları fiyatlarda bir miktar gevşemeye neden oldu.
Dünya Piyasalarında Neler Oluyor?
Buğday: Rusya ve AB’de üretim beklentileri yüksek. Bu durum, geçen ay da belirttiğimiz gibi, küresel fiyatlar üzerinde bir baskı unsuru olmaya devam ediyor ve TMO gibi ithalatçıların elini güçlendiriyor. Ancak raporda, Rusya’nın %12,5 proteinli kaliteli buğdayda ihracat fiyatlarını güçlendirdiği de belirtiliyor.
Mısır: Rusya’da verimin geçen yıla göre düşük seyretmesi ve Karadeniz mısırının Güney Amerika’ya kıyasla rekabet gücünün zayıf olması, mısır piyasasının buğday kadar rahat olmadığını gösteriyor.
Yağlı Tohumlar: Piyasaların ne kadar kırgan olduğunu Arjantin’de gördük. Hükümetin sadece birkaç günlüğüne ihracat vergilerini kaldırmasıyla milyonlarca tonluk soya ve mısır lisansı kaydı yapıldı, ardından vergiler hemen geri geldi. Bu, küresel piyasaların anlık politik kararlarla nasıl dalgalanabildiğini gösteren çarpıcı bir örnek.
BENCE:
Değerli dostlar, bu ayki raporun özeti şudur: Devlet, gıda enflasyonunu kontrol altına almak için en bildiği ve en etkili silahı olan TMO’yu kullanarak hububat piyasasına indi ve fiyatları baskıladı. Kısa vadede bu hamle, un ve ekmek fiyatları üzerinden enflasyonu bir miktar dizginleyebilir. Ancak orta ve uzun vadede ne olacak?
Raporda da açıkça belirtildiği gibi, bu tür baskılamalar piyasa dinamiklerini olumsuz etkiler, öngörülebilirliği azaltır ve serbest piyasanın derinliğini sığlaştırır. Enflasyonla mücadele, faturayı artan maliyetler altında ezilen çiftçiye keserek yapılamaz. TMO’nun alım fiyatı ile satış fiyatı arasındaki makasın daralması, çiftçinin gelecek yıla dair ekim şevkini ve planlarını doğrudan etkiler.
Geçen ay söylediğimi tekrar ediyorum: Çözüm, fiyatları baskılamak değil, çiftçinin maliyetlerini düşürmektir. Raporun da sonunda belirtildiği gibi, artan maliyetlerin telafisi ve çiftçi memnuniyeti, başta girdi tedariki ve desteklerle sağlanırsa enflasyonla mücadelede daha kalıcı ve sağlıklı sonuçlar alınacaktır. Yulaf örneğinde olduğu gibi, üretimin bittiği yerde fiyatların nereye gideceğini kimse kontrol edemez.
Tarım, bir denge işidir. Enflasyonu kontrol ederken üretimi ve üreticiyi göz ardı ederseniz, yarın kontrol etmeniz gereken bir enflasyon değil, rafları dolduracak ürünü bulma sorununuz olur.
“Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Gelecek ay görüşmek dileğiyle,
Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş
Yönetim Kurulu Başkanı

