Atıl Kalan Kestane Çiçekleri Ekonomiye Kazandırıldı: Antioksidan Deposu Tescilli Çayda Hasat Zamanı!…
-
[SAMSUN]
Bir zamanlar hasat sonrasında yerlere dökülerek atıl kalan ve değerlendirilmeyen kestane çiçekleri, yürütülen bilimsel Ar-Ge çalışmaları sayesinde katma değeri yüksek şifalı bir çaya dönüştürüldü. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümit Serdar’ın uzun yıllar süren akademik çalışmalarıyla bitkisel üretim literatürüne ve ülke ekonomisine kazandırılan kestane çiçeklerinde yeni sezon hasat mesaisi resmen başladı. Yüksek antioksidan bileşenlerine sahip olan bu özel çayın, bağışıklık sistemini maksimum düzeyde destekleyici ve moleküler düzeyde çeşitli hastalıklara karşı koruyucu özellikleriyle fonksiyonel gıda sektöründe yeni bir çığır açması bekleniyor.
OMÜ Ali Nihat Gökyiğit Araştırma Merkezi bünyesinde koruma altında bulunan kestane gen kaynaklarından elde edilen çiçekler, biyolojik döngü çerçevesinde hassasiyetle işleniyor. Çiçeklenme periyodunun tamamlanmasının ardından kendiliğinden yere düşen erkek püsküller, ziraat mühendisleri ve teknik ekipler koordinasyonunda toplanarak kurutma aşamasına alınıyor. Doğal üretim teknikleriyle kurutulan çiçekler, saf endemik bir ürün olarak tüketicilere sunuluyor.
“Kestane Balından Kat Kat Daha Yüksek Antioksidan Değerine Sahip”
Yürüttükleri projenin teknik detaylarını ve kestane çiçeğinin biyolojik değerini aktaran Prof. Dr. Ümit Serdar, ürünün tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Kestane ağaçlarında tozlaşma fonksiyonunu tamamlayan erkek çiçek püsküllerinin tam döküm döneminde hasat edildiğini belirten Prof. Dr. Ümit Serdar, “Bu püskülleri tıpkı ıhlamur kurutma disipliniyle işliyoruz. Laboratuvar ortamında yaptığımız analizlerde, kestane çiçeği çayının antioksidan özelliğini kestane balıyla kıyasladık ve baldan kat kat daha yüksek değerlere sahip olduğunu saptadık. Özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmede, üst solunum yolu hassasiyetlerinde ve öksürük semptomlarında iyileştirici etkileri mevcut. Bu saf çayı üniversitemiz bünyesinde paketleyerek satışa sunuyoruz. Ayrıca Fatsa Ziraat Odası bu ürünü poşet çay haline getirerek içerisine kuşburnu ve alıç ekleyip pazar çeşitliliğini artırıyor. Bir kestane ağacı, meyve kapasitesinin tam 2-3 katı kadar çiçek püskülü üretebiliyor. Bu muazzam bir hacimdir” dedi.
Tüketim İçin Altın Tavsiye: Limon ve Tarçın Aroması
Kestane çiçeğinin, yapısı gereği tıpkı kestane balı gibi kendine has buruk ve karakteristik bir tada sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ümit Serdar, tüketim standartlarına yönelik yaptıkları saha araştırmalarını da paylaştı. Bir bardak sıcak su için 2 adet kurutulmuş çiçek püskülünün yeterli olduğunu belirten Serdar, “Tattaki bu burukluğu dengelemek adına öğrencilerimiz üzerinde geniş bir anket çalışması gerçekleştirdik. Karışma limon ilave edildiğinde o sert burukluğun kırıldığı, tarçın eklendiğinde ise çok daha aromatik ve nefis bir lezzet profili ortaya çıktığı tescillendi” diyerek tüketicilere bitki çayı demlerken bu formülleri denemelerini tavsiye etti.
Toprak TV Olarak;
Doğada her yıl tonlarca dökülerek ziyan olan kestane çiçeklerinin, ziraat fakültemizin bilimsel vizyonuyla işlenip raflarda yüksek katma değerli birer antioksidan çayına dönüşmesi, milli tarım ekonomimiz adına gurur verici bir dönüşüm hamlesidir. Tarımsal üretimde sıfır atık yaklaşımının ve agro-botanik çeşitliliğin ne kadar hayati olduğunu bu projeyle bir kez daha net bir şekilde görüyoruz. Buradan özellikle Karadeniz havzasındaki tüm kestane üreticilerimize açık çağrıda bulunuyoruz: Bahçelerinizde sadece meyveye odaklanıp yerdeki bu milli serveti heba etmeyin; ziraat odalarımızla ve üniversitelerimizle iş birliği kurarak sözleşmeli üretim modellerine dahil olun ve ağaçlarınızın getirisini 3 katına çıkaracak bu inovatif bitkisel üretim modellerini bahçelerinize entegre edin. Zenginliğimiz toprağımızda ve bilimsel üretimdedir.


