Artvin Barajlarında Doluluk Zirveye Ulaştı: Milli Ekonomiye 161,1 Milyar ₺ Değerinde Dev Katkı…
-
[ARTVİN]
Türkiye’nin en stratejik enerji üretim üslerinin başında gelen Artvin’de, son dönemde etkili olan kar erimeleri ve sağanak yağışların ardından Çoruh Nehri üzerinde kurulu 5 dev barajın doluluk oranları en üst seviyelere ulaştı. Bölgedeki su kaynaklarının enerjiye dönüştürülmesiyle bugüne kadar üretilen 59,7 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi, milli ekonomiye yaklaşık 161,1 milyar ₺ katkı sağladı.
Barajlardaki Doluluk Oranları Paylaşıldı
Artvin Milletvekili Faruk Çelik, 2 Haziran 2026 tarihi itibarıyla Çoruh Havzası’ndaki hidroelektrik santrallerinin güncel doluluk oranlarını ve üretim verilerini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre nehir üzerinde kurulu dev yapıların güncel su rezerv durumları şu şekilde netleşti: Artvin Barajı %100 tam doluluk oranına ulaşırken, Yusufeli Barajı %95, Borçka Barajı %90, Deriner Barajı %79 ve Muratlı Barajı %75 seviyesinde seyrediyor.
Enerji Arz Güvenliğinde Stratejik Eşik
Su kaynaklarının verimli kullanılmasının önemine dikkat çeken Faruk Çelik, bölgedeki tesislerin enerji arz güvenliğinde kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Çelik, “Artvin, sahip olduğu hidroelektrik potansiyeliyle ülkemizin kalkınmasına çok önemli bir destek vermektedir. Barajlarımız hem enerji üretimi hem de ekonomik kazanım açısından stratejik öneme sahiptir. Elde edilen bu rakamlar, yapılan yatırımların ne kadar doğru ve yerinde olduğunu bir kez daha göstermektedir” ifadelerini kullanarak yatırımların bölge ve ülke ekonomisine değer katmaya devam edeceğini vurguladı.
Toprak TV Olarak;
Su kaynaklarının güce dönüştürülmesi ve yenilenebilir enerji üretiminde 161,1 milyar ₺ gibi devasa bir ekonomik hacme ulaşılması, enerji bağımsızlığımız adına önemli bir gelişmedir. Çoruh Nehri’nin debisinin ve baraj doluluk oranlarının bu seviyede yüksek seyretmesi, önümüzdeki dönemin enerji üretimi açısından oldukça verimli geçeceğine işaret ediyor. Ancak bu büyük su ve enerji potansiyelinin sürdürülebilir yönetimi sağlanırken, nehir havzalarındaki bitkisel üretim alanlarının korunması, su rejiminin çevreye ve bölge çiftçisine zarar vermeyecek hassasiyetle koordine edilmesi de bir o kadar elzemdir. Yapısal yatırımların başarısı, doğayla ve yerel üretim dinamikleriyle kurulan bu hassas dengenin korunmasıyla kalıcı olacaktır.


