Trabzon’un Şalpazarı ilçesinin yüksek rakımlı yaylaları, sonbaharın gelişiyle birlikte “çoban çileği” olarak da bilinen yaban mersini bereketine sahne oluyor. Orman kenarlarında kendiliğinden yetişen bu lezzetli ve doğal meyveler, bölge halkı için hem kışlık hazırlıkların vazgeçilmez bir parçası hem de önemli bir gelir kaynağı haline geldi.
Şalpazarı’nda Yaban Mersini Bereketi!
Yaylacıların Vazgeçilmez Geleneği
Sis Dağı Yaylası gibi yüksek rakımlı bölgelerde, yaylacılar sabahın erken saatlerinden itibaren sepetleriyle yaban mersini topluyor. Toplanan ürünler taze olarak tüketilmesinin yanı sıra, reçel, marmelat ve pekmez yapılarak kış sofraları için hazırlanıyor.
“Çocukluğumuzdan Beri Topluyoruz”
Yaylacılardan Hanım Bektaş, bu geleneğin yayla kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, “Sonbaharın gelmesiyle kendiliğinden yetişip olgunlaşan bu çalı çilekleri, doğal ve organik olması sayesinde yıllardır hem kültürümüzü yaşatıyor hem de sofralarımıza zenginlik katıyor. Biz bu çalı çileğini çocukluğumuzdan beri bu zamanlarda toplayarak mutfağımızda farklı şekillerde kullanıyoruz” dedi.
Şalpazarı’nda Yaban Mersini Bereketi!
Toprak TV Olarak
Şalpazarı yaylalarından gelen bu yaban mersini haberi, modern tarımın yanı sıra, doğanın bize sunduğu “vahşi hasadın” ne kadar değerli bir kültürel ve ekonomik zenginlik olduğunu gösteriyor. Bu, sadece bir meyve toplama faaliyeti değil; aynı zamanda bir geleneğin, bir coğrafyanın ve bir yaşam biçiminin devamlılığıdır. Yöre halkının bu ürüne “çoban çileği” demesi bile, bu faaliyetin o kadim yayla kültürüyle ne kadar iç içe geçtiğinin bir kanıtıdır. Burada endüstriyel bir üretimden çok, doğayla uyum içinde, ondan “emanet alma” bilinciyle yapılan bir hasat vardır. Bu tür odun dışı orman ürünlerinin toplanması, işlenerek reçel ve marmelat gibi katma değerli ürünlere dönüştürülmesi, kırsal kalkınma için paha biçilmez bir potansiyel sunmaktadır. Bu, hem kimlikli, hem sağlıklı, hem de sürdürülebilir bir ekonomik modeldir ve desteklenerek markalaştırılması gerekir.