Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu
TarımYazarlar

Toprağın Sesi mi, Sadece Gürültü mü? Türkiye’de Tarımı Konuşma Sorumluluğu…

    Son günlerde ülke gündemini meşgul eden diploma sahtekarlığı haberlerini izlerken, insanın aklına ister istemez kendi diplomasının değeri geliyor. O diplomanın ardındaki alın terinin ve onurun ağırlığını, aynı duyguyu yaşayan tüm meslektaşlarım adına bir kez daha hissediyorum. Bu hislerle yazıyorum.

Çünkü bizim işimiz kutsal bir bütündür. Tarım; bir tohumun çatlamasından, bir buzağının ayağa kalkmasına; hasattaki bereketten, sofradaki nimete uzanan, her bir anı bilim, tecrübe ve sabır isteyen bir bütündür. Modern tarım ise; bilimsel veri, teknolojik inovasyon ve köklü tecrübenin entegrasyonuna dayalı karmaşık bir sistemdir. Bu sistemin verimliliği ve sürdürülebilirliği, karar alma süreçlerini besleyen bilginin kalitesi ve doğruluğu ile doğrudan ilişkilidir.

Bizler, bu sektörün içinde olanlar, bu bütünü anlatmaya çalışırken; bilimsel gerçekleri ve teknik bilgileri, anlaşılır bir dille tüm bileşenlere izah etme gayreti güderiz. Bizim işimiz “tarımsal yayın ve yayım” yapmaktır; yani bilgiyi yaymak, tecrübeyi paylaşmaktır.

Fakat ne acıdır ki, ülkemizde yıllardır tarımı “boş bulan” herkes, bu mukaddes alan hakkında pervasızca konuşmaya devam ediyor. Sorun, tarım disiplini dışında kalan fakat yüksek görünürlüğe sahip aktörlerin, sektöre yönelik yetkin olmayan analizler, tavsiyeler ve hatta politika önerileri sunmasıyla kendini göstermektedir. Bu durumu üç ana kategoride inceleyebiliriz:

İyi Niyetli Amatörler: Dedesinin tarlasından bir domates koparmış veya avluda bir inek görmüş olmanın verdiği kısıtlı tecrübeyi genele teşmil ederek, bilimsel dayanaktan yoksun tavsiyelerde bulunanlar.

Meslekler Arası Yetki Aşımı: Kendi uzmanlık alanlarındaki (hukuk, tıp, basın yayın vb.) saygınlıklarını, yeterli bilgiye sahip olmadıkları tarım alanına taşıyarak yanıltıcı bir otorite algısı yaratanlar.

Stratejik Dezenformasyon Aktörleri: Yüksek takipçi sayılarını (sanatçı, şovmen, siyasetçi vb.) kişisel veya ticari kazanca dönüştürme amacıyla, doğruluğu teyit edilmemiş, sansasyonel ve çoğu zaman yanlış bilgileri bilinçli olarak yayanlar.

Son yıllarda türeyen “tarım gazeteciliği” kavramı içinde de bu üçüncü gruba sıkça rastlıyoruz. Elbette sektörel gelişmeleri aktaran, uzman görüşlerine yer veren gazetecilere saygımız sonsuz. Ancak bir grup var ki, bu işi haber vermenin ötesine taşıyıp, fikir yürütmekten politika belirlemeye kadar cüret ediyor. Bizlerin de yarattığı bu boşluktan faydalanarak, sırf şöhretlerini maddi kazanca çevirmek için yalan yanlış bilgilerle ortalıkta dolanıyorlar.

Unutulmamalıdır ki, her Ziraat Mühendisi, Ziraat Teknisyeni, Teknikeri, Veteriner Hekimi, Veteriner Sağlık Teknisyeni ve Teknikeri bir yayımcıdır ama her yayıcı bu mesleklerin bir mensubu değildir. Nasıl bir Ziraat Mühendisi veya Veteriner Hekim, başka bir meslek disiplini hakkında kesin hükümler veremiyor, ahkam kesemiyorsa; tarım dışındaki diğer meslek gruplarının da tarım gibi teknik ve bilimsel bir konuda bu kadar rahat konuşması kabul edilemez.

Bu “her şeyi bilen” güruhun çoğu, tarımın en temel iki ana dalı olan “bitkisel üretim” ve “hayvancılık” kavramlarını bile birbirinden ayırt edemeden, aynı cümlenin içinde anlamsızca kullanır. Bu temel hata bile, konuya ne kadar yabancı olduklarının en net kanıtıdır. Daha da endişe verici olanı, yıllardır bu sektörde tanınmalarına rağmen, bugüne dek toprağa, hayvana, kısacası tarıma somut tek bir fayda sağlamamış bu insanların, sırf popüler oldukları için hala büyük markalardan itibar görmesidir. Markalar, gerçek tecrübe ve bilginin yerine, sahte bir şöhretin peşine takılarak kazanç elde ettiklerini sanıyorlar ama aslında en büyük zararı yine bu ülkenin tarımına veriyorlar.

Bu yazdıklarımla amacım birilerini kırıp dökmek değil. Ama okunduğunda birileri rahatsız olmuşsa, mesaj yerine ulaşmış demektir. Çünkü bu rahatsızlık, belki onlara hadlerini ve sorumluluklarını hatırlatır. Tarım, sosyal medyada daha fazla “tık” almak için feda edilecek bir oyuncak değildir. Tarım, bu ülkenin milli güvenliğidir, geleceğidir.

Benim derdim, bir Ziraat Yüksek Mühendisi olarak, aldığım eğitimin ve sahada geçen yıllarımın hakkını savunmaktır.

Sözün özü; Sahneyi, bu işin gerçek sahiplerine bırakma zamanı gelmiştir de geçmektedir. O sahne, popüler şovmenlerin değil; nasırlı elleriyle toprağı işleyen çiftçinin, ahırda sabahlayan yetiştiricinin ve bu işin eğitimini almış Ziraat Mühendislerinin, Teknisyenlerinin, Teknikerlerinin; Veteriner Hekimlerin ve onların değerli Sağlık Teknisyenleri ile Teknikerlerinindir.

Gerisi sadece gürültüdür.

”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş
Yönetim Kurulu Başkanı

Bir yanıt yazın