Tarladan Sofraya Enerji Kalkanı: FAO Türkiye, Damla Sulama ve Güneş Enerjisiyle %50 Tasarruf Raporunu Açıkladı!…
-
[ANKARA]
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş yıl dönümü vesilesiyle her yıl 16 Ekim’de idrak edilen Dünya Gıda Günü, 2026 yılında “Bugün yenilik yap, yarını besle” temasıyla kutlanıyor. FAO verilerine göre küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 30’unu gıda sistemleri tüketirken; bu enerjinin yüzde 70’ten fazlası ürün tarladan hasat edildikten sonra nakliye, işleme, paketleme, soğuk zincir ve pazarlama kademelerinde sarf ediliyor.
“FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık: Damla Sulama Elektrikte ve Suda Yüzde 50 Tasarruf Sağladı”
Gıda değer zincirindeki enerji sarfiyatını ve kayıpları azaltmaya yönelik stratejileri aktaran FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, tarımsal sulama ve mekanizasyon giderlerinin çiftçinin belini büktüğünü belirtti. FAO Uygulamalı Çiftçi Okulları bünyesinde Manisa’da zeytin bahçelerinde, daha önce ise şeker pancarı ve ayçiçeğinde yürüttükleri saha çalışmalarını aktaran Selışık, “Toprak nemini ve sıcaklığını ölçen dijital sensörlerle damla sulamayı buluşturduğumuzda sahadan yüzde 50 elektrik ve yüzde 50’ye yakın su tasarrufu elde ettik. Sulamada güneş enerjisi (GES) kullanımı da elektrik faturalarını kalıcı olarak hafifletiyor” dedi.
“Doğrudan Ekim Yöntemi Mazotu, Ortak Depolama Lojistik Giderlerini Düşürüyor”
Bolu’da toprak işleme yapmaksızın doğrudan anıza ekim yöntemiyle mazot tüketimini minimize ettiklerini vurgulayan Selışık, hasat sonrası zayiatın enerjiyi de israf ettiğini kaydetti. Dünyada üretilen gıdanın üçte birinin kaybolduğunu hatırlatan Selışık; kooperatifler eliyle kurulacak ortak soğuk hava depoları ve planlı nakliye ağlarının bireysel mazot ve enerji masraflarını aşağı çekeceğini, Türkiye’de doğa temelli çözümler projesi kapsamında buğday ile süt ürünlerinde agroekolojik yöntemlere odaklanacaklarını ifade etti.
Toprak TV Olarak;
Tarlaya atılan tohumdan sofraya gelen ekmeğe kadar enerjinin yüzde 70’inin hasat sonrası lojistikte ve depolamada harcanması, tarımsal krizin yalnızca rekolte değil aynı zamanda bir enerji ve lojistik yönetimi meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Damla sulamayla elektrik ve su tüketiminin yarı yarıya azaltılması, mazotsuz anıza doğrudan ekim yapılması ve güneş enerjisi yatırımları; hem çiftçimizin üretim maliyetini düşürecek hem de milli kaynaklarımızı koruyacak en akılcı modeldir.
Karar vericilere çağrımızdır: Tarım ve Orman Bakanlığı, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve Hayvansal Üretim Genel Müdürlüğü koordinasyonunda; tarımsal sulama birlikleri ile üretici kooperatiflerinin arazilerine kurulacak lisanssız Tarımsal Güneş Enerjisi Santrallerine (Tarımsal GES) yüzde 100’e varan faizsiz yatırım kredisi ve hibe sağlanmalıdır. Mazot tasarrufu sağlayan doğrudan anıza ekim mibzerleri Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında yüzde 75 hibe kapsamına alınmalı; sebze-meyve lojistiğinde fireyi önlemek adına il ve ilçe hallerine kamu destekli “Lisanslı Soğuk Hava Depoları” kazandırılmalıdır.
Tüketicilerimize ve yetiştiricilerimize tavsiyemiz ve çağrımız ise; üreticilerimizin tarlalarını gereksiz yere derin sürerek mazot israf etmemeleri, toprak tahlili ve nem sensörlerine dayalı damlama hatlarını güneş enerjisiyle çalıştırmalarıdır. Tüketicilerimizin ise pazar alışverişlerinde ihtiyaç fazlası ürün almayıp israfı önleyerek, çöpe atılan her bir lokmanın arkasındaki tonlarca su, mazot ve elektrik emeğine saygı duymalarıdır.



