Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu

Tarlada Fiyat Fırtınası: Gübreye Dev Zamlar Geldi, İşte Çiftçinin Kurtuluş Yol Haritası…

Değerli çiftçi dostlarım, sektörümüzün kıymetli temsilcileri,

Geçtiğimiz hafta, uluslararası gübre piyasalarını yorumlarken, potasyumda bir gevşeme sinyali aldığımı, üre ve fosfatta ise Çin kaynaklı bir sıkışıklık olduğunu söylemiştim. Ancak güncel rakamlar gösteriyor ki, o günden bugüne köprünün altından çok sular akmış. Piyasa, artık tek bir alıcının keyfini beklemiyor; tam aksine, küresel çapta bir fiyat artışı fırtınasıyla karşı karşıyayız.

Uluslararası piyasalardan gelen en taze veriler doğrultusunda, bu hafta piyasalarda neler değişti, çiftçimizin cebini ne bekliyor, gelin birlikte bakalım.

ÜRE ve FOSFAT (DAP/MAP): Durdurulamayan Yükseliş!

Şu an piyasada net bir gerçek var: Hem üre hem de DAP/MAP fiyatları, geçen yılın aynı dönemine göre adeta uçuşa geçmiş durumda.

Üre: Uluslararası piyasalarda ton fiyatı 500 dolar seviyelerinde ve geçen yıla göre %38’e yakın bir artışla çiftçimizin karşısında duruyor.

DAP (Fosfat): Durum daha da ciddi. Ton fiyatı 800 doları aşmış ve geçen yıla göre %48’in üzerinde bir artışla adeta cep yakıyor.

Geçen hafta konuştuğumuz “Hindistan alım yapacak mı?” endişesi bitmiş, yerine “küresel talep çok güçlü” gerçeği gelmiş. Bu rakamlar bize gösteriyor ki, artık tek bir ülkenin alımı değil, genel olarak dünyada bir arz-talep dengesizliği var ve bu da fiyatları acımasızca yukarı itiyor. Maalesef hem üst gübrede (üre) hem de taban gübresinde (DAP) maliyetler bu sezon çok yüksek olacak. “Fiyatlar düşer mi?” diye beklemek yerine, ihtiyacı şimdiden planlamak en doğrusu gibi görünüyor.

POTASYUM (MOP): Fırtınadaki Sakin Liman

İyi haber şu ki, potasyum piyasası diğerleri gibi fırtınalı değil. Büyük bir fiyat artışı veya düşüşü görünmüyor. Bu durum, en azından potasyum cephesinde çiftçimizin maliyetlerinin öngörülebilir olabileceğini gösteriyor ve bize küçük de olsa bir nefes aldırıyor.

“Bakır” Bize Ne Söylüyor?

Geçen hafta yaptığımız analizleri okuyan bir takipçimiz bize bir soru yöneltmişti. Diyordu ki; “Uluslararası piyasada bakır fiyatları %18 civarında düştü. Bu düşüşün ülkemiz tarımı ve Türk çiftçisine ne gibi etkisi olur?” Bunun üzerine konuyu araştırıp, bilgilerim doğrultusunda kendi perspektifimden kısaca anlatmak istiyorum.

Oluşabilecek Olumlu Etki: Biliyorsunuz, bakır tarım sektöründe; zirai mücadele, gübreleme, hayvan beslenmesi ve makine ekipman sistemlerinde kullanılıyor. Özellikle bakır sülfat (göztaşı), bağcılıkta mildiyöye karşı kullanılan “Bordo Bulamacı”nın ana maddesidir. Bakır fiyatlarındaki düşüş, bu tip bakır içerikli zirai ilaçların maliyetini doğrudan düşürebilir. Bu, özellikle bağ ve meyve üreticilerimiz için olumlu bir gelişmedir. Hayvan beslenmesinde de önemli bir iz element olan bakır, yem katkılarında kullanılır. Fiyatlardaki düşüş, bu katkıların maliyetini çok az da olsa azaltabilir. Ayrıca, sulama sistemleri ve tarımsal makinelerdeki bakır aksamlar nedeniyle, yeni yatırımların maliyetini orta vadede bir miktar aşağı çekebilir.

Dolaylı ve Olumsuz Etki: Ancak düşen bakır fiyatları, küresel ekonominin yavaşladığının ve bir durgunluk riskinin de habercisi olabilir. Küresel ekonomideki bir yavaşlama, Türkiye’nin üzüm, fındık, kuru kayısı, domates vb. gibi önemli ihraç ürünlerine olan talebi azaltabilir. Bu durum, tarımsal ihraç ürünlerimizin fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturma riski taşıyabilir.

BENCE:

Özetle tablo şu kıymetli dostlar: Bu sezon girdi maliyetleri, özellikle Üre ve Fosfat tarafında çok yüksek olacak. Bu bir tahmin değil, rakamların söylediği acı bir gerçek. Potasyum ise sakinliğini koruyor. Bu durumda, çiftçimize düşen üç ana görev var:

Toprak Analizi: Tarlanın istemediği tek bir gram gübreyi bile atmak, bu maliyetlerde en büyük israftır. Toprak analizi bu sezon bir tercih değil, milli bir zorunluluktur.

Verimlilik: Damla sulama gibi modern tekniklerle, attığımız gübrenin son zerresine kadar bitki tarafından alınmasını sağlamak.

Akıllı Alım: Panik yapmadan, ihtiyacı kadar alım yapmak ve mümkünse kooperatifler aracılığıyla toplu alım yaparak omuz omuza vermek.

Altını tekrar çiziyorum; bu sezon, gücünü değil, aklını kullanan çiftçi kazanacak.

Son sözüm ise yetkili bakanlıklarımıza ve kıymetli yetkililerinedir: Konunun uzmanları olarak hepimiz biliyoruz ki, maliyet baskısını en aza indirmek için en doğru strateji; akıllı planlama, doğru zamanda alım yapma ve tarladaki verimliliği artırmaktır. Bu uluslararası dalgalanmalarda, ülkemizin ve dolayısıyla çiftçimizin lehine olacak gerekli çalışmaları yapacağınızdan emin olduğumu belirtmek isterim.

“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

Toprak haber

Bir yanıt yazın