Akademik Güç Birliği: MAKÜ’nün Embriyo Biyoteknolojisi Tecrübesi Bosna Hersek’e Taşınıyor!
-
[BURDUR – SARAYBOSNA]
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), hayvansal üretim teknolojileri alanındaki bilimsel birikimini uluslararası arenaya taşımaya devam ediyor. Bu kapsamda, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren MAKÜ Embriyo Biyoteknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (GETEM) heyeti, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) koordinasyonunda Bosna Hersek’e resmi bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Saraybosna Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne yapılan bu ziyaret, iki ülke arasındaki bilimsel iş birliğini yeni bir boyuta ulaştıracaktır.
Yüksek Üreme Teknolojileriyle Genetik Kaynaklar Korunacak
Bölgedeki hayvansal üretimin geliştirilmesi ve akademik ağların güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen ziyarette MAKÜ GETEM Müdürü Prof. Dr. Yunus Çetin ile Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İlktan Baştan yer aldı. Ziyaret kapsamında, GETEM bünyesinde uzun yıllardır başarıyla uygulanan embriyo transferi ve ileri üreme biyoteknolojileri alanındaki deneyimlerin Saraybosna Üniversitesi’ne aktarılması hedefleniyor. Yapılan teknik değerlendirmelerde; ortak eğitim modelleri, üstün genetik özelliklere sahip damızlıkların yaygınlaştırılması ve yerli genetik kaynakların korunmasına yönelik AR-GE çalışmaları masaya yatırıldı.
TİKA Desteğiyle Sürdürülebilir Kalkınma Modeli
TİKA’nın desteklediği bu uluslararası proje, Bosna Hersek genelinde hayvansal üretim verimliliğinin artırılmasında tarihi bir rol üstlenecektir. İki üniversite arasında geliştirilecek ortak araştırma projeleri sayesinde, biyoteknolojik gelişmeler sahaya entegre edilecek ve iki ülke arasındaki akademik ilişkiler kalıcı bir yapıya kavuşturulacaktır. Uzmanlar, bu teknoloji transferinin bölgedeki hayvancılık ekonomisine orta ve uzun vadede çok ciddi katma değer sağlayacağını öngörüyor.
Toprak TV Olarak;
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi‘nin embriyo transferi gibi yüksek teknoloji gerektiren akademik birikimini Balkanlar’a ihraç etmesi ve TİKA koordinasyonunda bu adımı atması, hayvansal üretim vizyonumuz adına gurur verici bir gelişmedir. Bu ileri düzey biyoteknolojik AR-GE çalışmalarını tescilli laboratuvarlardan çıkarıp kendi yerli yetiştiricilerimizin ahırlarına kadar ulaştıracak yayım projelerini artırdığımızda, elit sürü yönetiminde dışa bağımlılığımızı tamamen bitirebiliriz. Üreticilerimiz de üniversitelerimizin sunduğu bu genetik ıslah fırsatlarını yakından takip etmeli ve sürü sağlıklarını korumak adına her türlü biyogüvenlik tedbirini almalıdır. Unutmayalım ki gücümüz doğru planlamada, bilimsel AR-GE yatırımlarında ve üreticimizin alın terindedir.


