ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Güney Kore‘de gerçekleştirilen kritik görüşmede, soya fasulyesi ticareti en önemli gündem maddelerinden biri oldu. Görüşme, bu ürünün iki süper güç için de ne kadar hayati bir stratejik önem taşıdığını bir kez daha ortaya koydu.
Soya Neden Stratejik Bir Silah? ABD-Çin Görüşmesinin Perde Arkası
Dünyanın en fazla soya fasulyesi tüketen ülkesi olan Çin, uzun yıllardır en büyük tedarikini ABD’den yapıyordu. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Trump’ın Beyaz Saray’a yeniden gelmesinde kritik rol oynayan Amerikalı çiftçiler, soya fasulyesi politikalarını yakından takip ediyor. Çin ise son yıllarda ABD’ye olan bağımlılığını azaltmak için ithalatını çeşitlendirme politikası izlemeye başlamış, özellikle Brezilya’dan alımlarını artırmıştı.
Brezilya’nın 2023 yılındaki 101 milyon tonluk rekor ihracatının 79 tonu (yani %79’u) Çin tarafından alındı. Ancak son dönemde Brezilya’daki yüksek fiyatlar Çinli alıcıları caydırırken, ABD ile pazarlık masasına oturulmasına zemin hazırladı.
Görüşme sonrası açıklama yapan Başkan Trump, Çin’in ABD’den “büyük miktarlarda soya fasulyesi ve diğer tarım ürünleri satın alacağını” söyledi. Bu olumlu sonuç, soya fasulyesi fiyatlarını 11 doların üzerine taşıdı.
Uzman Görüşü: “Soya, Yem ve Yağ Sanayisinin Temeli”
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, soya fasulyesinin dünya üretiminin %80’inden fazlasının yem ve yağ sanayisinde kullanıldığını belirtti. Ergezen, “Küresel soya talebinin %60’tan fazlasını Çin tek başına gerçekleştiriyor. Ancak Çin, üretimin sadece %5’ini yapabiliyor. Buna karşın ABD, dünya üretiminin %30’unu gerçekleştiriyor. ABD, bu görüşmeyle Brezilya’ya kaptırdığı pazar payını geri almaya çalışıyor” dedi.
Soya Neden Stratejik Bir Silah? ABD-Çin Görüşmesinin Perde Arkası
Toprak TV Olarak
Bu haber, bir tarım ürününün nasıl “jeopolitik bir silah” olduğunu gösteren ders niteliğinde bir analizdir. Soya fasulyesi, sadece bir bitki değil; küresel hayvancılık sektörünün protein kaynağıdır. Üretimin %80’inin yem ve yağ sanayisine gitmesi, soya ticaretini kontrol edenin, küresel et ve süt üretim maliyetlerini de kontrol edeceği anlamına gelir.
Bu denklem çok net:
ÇİN (Tüketici): Dünyanın fabrikası olmanın yanı sıra en büyük hayvancılık stoğuna sahip. Talebin %60’ına sahip, ancak üretimi %5. Yani, beslenmek için dışarıya (ABD ve Brezilya’ya) muhtaç.
ABD (Üretici): Üretimin %30’una sahip ve en önemlisi, “çiftçi oylarına” bağımlı bir siyasi yapısı var.
BREZİLYA (Rakip Üretici): Çin’in ABD’ye karşı kullandığı en büyük koz. Çin, ABD’ye kızdığında Brezilya’dan alım yaparak ABD çiftçisini cezalandırdı.
Bugün Trump’ın “Çin soya alacak” açıklamasıyla 11 doları aşan fiyatlar, aslında bir “ticari barış” değil, Çin’in Brezilya’daki yüksek fiyatlar nedeniyle mecburen ABD’ye dönmesinin ve Trump‘ın da bunu bir “zafer” olarak sunmasının sonucudur.
Türkiye İçin Ders: Bu “soya savaşı”nın “BİZ”im için anlamı çok daha büyüktür. Türkiye’deki hayvancılık sektörü de yem hammaddesinde (özellikle soya ve mısır) büyük ölçüde ithalata bağımlıdır. ABD ve Çin arasındaki bu pazarlık, bizim yem maliyetlerimizi doğrudan etkilemektedir. Bu tablo, Türkiye’nin kendi yağlı tohumlu bitkiler (soya, ayçiçeği, kanola) üretimini artırmasının sadece bir “tarım politikası” değil, “milli güvenlik” meselesi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Soya Neden Stratejik Bir Silah? ABD-Çin Görüşmesinin Perde Arkası