Geleceğe Kalan En Büyük Miras: 1 Santimetre Toprak İçin Bin Yıllık Sabır ve Sorumluluk!…
-
[ANTALYA – Muratpaşa]
Doğanın en yavaş yenilenen ve ikame edilemeyen yaşam kaynağı olan toprağın korunması, su kaynaklarının planlı yönetimi ve bitkisel üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması, gıda arz güvenliğinin sarsılmaz temellerini oluşturmaktadır. Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde gerçekleştirilen Tarım Gündem programında, toprak sağlığı, su yönetimi ve iklim krizi ekseninde kritik değerlendirmeler paylaşıldı.
Programın konuğu olan Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ebru Kaçın, bitkisel üretimde Türkiye’nin lokomotif kentlerinden biri olan Antalya‘nın örtü altı üretim potansiyeline dikkat çekerek, üretimin devamlılığı için bütüncül ve bilimsel politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Toprak Kayıpları Karşısında Milli Seferberlik İhtiyacı
Toprağın oluşum süreçlerinin yüzyıllar sürdüğünü ve geri dönüşü olmayan kayıpların önüne geçilmesi gerektiğini belirten Ebru Kaçın, şu verileri paylaştı:
Oluşum Süreci: Bir santimetre kalınlığındaki toprağın doğal süreçlerle meydana gelmesi 500 ile 1000 yıl arasında bir zaman dilimini gerektirmektedir.
Bölgesel Kayıplar: Antalya genelinde son 20 yıllık süreçte tarım arazilerinin yaklaşık %17’si üretim dışı kalmıştır.
Ulusal Tablo: Türkiye genelinde ise son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım toprağı ekilebilir özelliğini yitirmiştir.
Erozyon, plansız kentleşme ve amaç dışı arazi kullanımının en büyük tehditler olduğunu vurgulayan Ebru Kaçın, gübre ve koruma uygulamalarının mutlaka ziraat mühendislerinin reçeteleri doğrultusunda yapılması gerektiğini hatırlattı. COP31 hazırlıkları kapsamında BATEM arazisindeki yaklaşık 300 dekarlık üretim alanının otopark yapılması yerine raylı sistem gibi kalıcı ulaşım çözümlerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kaçın, sürecin bilimsel verilerle yönetilmesinin önemine değindi.
“Tatlı Su Kaynaklarının Yüzde 80’i Sulamada Kullanılıyor”
Türkiye’deki tatlı su kaynaklarının yaklaşık %80’inin tarımsal sulamaya ayrıldığını belirten Ebru Kaçın, modern sulama yöntemlerine geçişin zorunlu olduğunu söyledi. Vahşi sulama yöntemlerine tamamen karşı olduklarını, üreticilerin damlama veya yağmurlama sistemlerini kullanması gerektiğini belirten Kaçın, Antalya Ticaret Borsası‘nın 2026 yılı temasını “Su” olarak belirlemesini farkındalık adına kıymetli bulduğunu dile getirdi.
Ürün deseninin bölgenin su potansiyeline göre belirlenmesi gerektiğinin altını çizen Ebru Kaçın, özellikle kontrolsüz açılan kuyuların ve bazı tropikal meyve üretimlerinin yer altı su seviyelerini düşürdüğünü, Aksu, Kaş ve Fethiye gibi sahil şeritlerinde deniz suyunun yer altı sularına karışmaya başladığını belirtti. Kaçın, “Gelecek nesillere üretime devam edebilecekleri bir doğa bırakmak hepimizin sorumluluğudur” diyerek sözlerini tamamladı.
Toprak TV Olarak;
Anadolu topraklarının her bir santimetresinin bin yıllık bir emekle yoğrulduğu gerçeği, bizlere bitkisel üretim alanlarımızı koruma hususunda tarihi bir ödev yüklemektedir. 2,5 milyon hektar toprağın üretim dışı kalması ve yer altı su kaynaklarımızın maruz kaldığı tuzlanma riski, su odaklı planlama ve modern sulama altyapılarına geçişin ne denli hayati olduğunu göstermektedir. Bilimin ve ziraat mühendislerinin rehberliğinde, toprağı ve suyu doğru yöneten bir vizyonun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Akdeniz’in ve tüm Türkiye’nin üreten, toprağına sahip çıkan emektar üreticilerine bereketli ve bol kazançlı dönemler diliyoruz.


