GAP Bozkırlarında Sessiz Tehlike: Toprak Alarm Veriyor…
-
Bir zamanlar kuraklıkla mücadele eden Güneydoğu Anadolu toprakları, bugün farklı bir tehlikeyle karşı karşıya. Sulama kanallarının açılmasıyla büyük umutların doğduğu Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesinde artık yeni bir tartışma büyüyor: Verim artarken toprak ölüyor mu?
Özellikle Şanlıurfa merkezli Harran Ovası ve çevresinde son yıllarda hızla büyüyen tarımsal üretim, beraberinde ciddi çevresel sorunları da getirdi. Birçok uzman; bilinçsiz sulama ve yoğun kimyasal kullanımının bölgenin geleceğini tehdit ettiğini söylüyor.
Bugün GAP bölgesindeki en büyük tehlikelerin başında toprak tuzlanması geliyor. Çiftçi daha fazla verim almak için daha fazla su kullanıyor. Ancak drenaj sistemleri yetersiz kaldığında, sıcak hava suyu buharlaştırıyor ve geriye tuz kalıyor. Sonuç ise yavaş yavaş çoraklaşan tarlalar…
Bir başka sorun ise kimyasal bağımlılığı. Pamuk ve mısır üretiminde kullanılan yoğun gübre ve pestisitler kısa vadede verim sağlasa da uzun vadede toprağın doğal yapısını bozuyor. Toprak canlıları azalıyor, yeraltı suları kirleniyor ve organik üretim potansiyeli zayıflıyor.
Oysa rakamlar organik tarımın gelecekte ne kadar önemli olacağını açıkça gösteriyor. Türkiye’de organik üretim miktarı son 20 yılda yaklaşık dört kat artarak 1,3 milyon ton seviyesini geçti. Ancak toplam tarım alanlarının yalnızca yaklaşık yüzde 1,6’sında organik üretim yapılabiliyor. Avrupa’da bu oran birçok ülkede yüzde 10’un üzerinde.
Aslında GAP bölgesi organik tarım için büyük avantaja sahip. Uzun güneşlenme süresi, geniş bozkır alanları ve yüksek ihracat potansiyeli bölgeyi önemli bir üretim merkezi yapabilir. Organik pamuk, mercimek, isot biberi, buğday ve zeytin üretiminde dünya pazarına açılabilecek güçlü bir potansiyel bulunuyor.
Peki, Çözüm Ne?
Öncelikle suyun doğru kullanılması gerekiyor. Eski yöntemlerle yapılan vahşi sulama artık sürdürülebilir değil. Damla sulama sistemleri yaygınlaşmalı, güneş enerjili sulama projeleri desteklenmeli. Her tarlaya ihtiyacı kadar su verilmesi gerekiyor.
İkinci olarak çiftçinin yalnız bırakılmaması şart. Gübre ve mazot maliyetleri altında ezilen üretici, kısa vadeli çözümlere yöneliyor. Organik üretime geçiş yapan çiftçiye düşük faizli kredi, sertifika desteği ve alım garantisi sağlanmalı.
Bir diğer önemli konu eğitim. Toprağı korumadan tarımı korumak mümkün değil. Çiftçilere organik gübreleme, biyolojik mücadele ve toprak koruma teknikleri konusunda sürekli eğitim verilmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca bugünün hasadı değil. Bugün yanlış sulanan bir tarla, yarının çölü olabilir.
GAP bölgesi Türkiye’nin tarımsal geleceği açısından stratejik öneme sahip. Eğer toprak korunursa bölge yalnızca Türkiye’nin değil, Orta Doğu’un en güçlü organik tarım merkezlerinden biri olabilir. Ancak mevcut tahribat devam ederse, verimli ovalar gelecek nesiller için büyük bir çevre sorununa dönüşebilir.
Toprak sessizdir… Ama kaybetmeye başladığında, bunu yıllarca geri döndürmek mümkün olmayabilir.
Süleyman ŞEKER
Ziraat Mühendisi / Çiftçi
Toprak TV Güneydoğu Anadolu Temsilcisi
