Türkiye’nin dört bir yanındaki hayvan varlığını tehdit eden şap hastalığının yeni serotipine (SAT-1) karşı ulusal bir seferberlik başlatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı‘na bağlı Türkiye Şap Enstitüsü, aralıksız yürüttüğü çalışmalar sonucunda ürettiği yaklaşık 15 milyon doz aşıyı, ülke genelindeki hayvanları korumak üzere sahaya sevk etmeye hazırlanıyor.
“15 Milyon Doz Aşı Seferberliği”
Şap Hastalığına Karşı ‘Milli’ Kalkan!
Türkiye Şap Enstitüsü Müdürü Ertan Ağtürk, hastalığın ilk tespit edildiği andan itibaren hız kesmeden çalıştıklarını belirtti. Ağtürk, “Şimdiye kadar 13 milyon 500 bin doz aşının hemen hemen hepsi sahaya sevk edildi. 1 milyon 300 bin dozluk yeni bir dolumla birlikte yaklaşık 15 milyon doz SAT-1 içeren aşımızı sahaya sürmüş olacağız. Yıl sonuna kadar da yaklaşık 10 milyon doz daha üretiriz,” diyerek üretim kapasitesinin büyüklüğünü vurguladı.
Ertan Ağtürk Türkiye Şap Enstitüsü Müdürü
“Virüsün Tek Tedavisi Aşıdır, Kirli Bilgilere İnanmayın!”
Enstitü Müdürü Ağtürk, aşılamanın virüse karşı tek koruma yöntemi olduğunun altını çizerek, sosyal medyadaki bilgi kirliliğine karşı üreticileri sert bir dille uyardı. Ağtürk, “‘Aşı yaptırmayın’, ‘Aşı yapılan hayvanlar hasta oluyor.’ gibi kirli duyumlar nedeniyle vatandaşta bir direnç oluşuyor. Üreticilerimize sesleniyorum: Bizim aşı yapmaktan başka hiçbir çaremiz yok. Sosyal medyada çok acayip tedavi yöntemleri görüyoruz. Virüsün tek tedavisi aşı yapmaktır. Veteriner hekim arkadaşlarımızın dediklerine uyun,” diye konuştu.
“Karantina ve Biyogüvenlik Şart”
Aşılamanın yanı sıra çiftçilerin alması gereken bireysel tedbirlerin de hayati olduğunu belirten Ağtürk, “İşletmeye yeni bir hayvan alındığında en az 15 gün mevcut sürünün içine sokulmamalıdır. Hastalık çıktığında ise hasta olanla olmayan hayvan anında ayrılmalıdır,” diyerek karantina ve biyogüvenlik kurallarının önemine dikkat çekti.
Şap Hastalığına Karşı ‘Milli’ Kalkan!
Toprak TV Olarak
Türkiye Şap Enstitüsü‘nün bu hummalı çalışması, sadece bir aşı üretim faaliyeti değil, aynı zamanda milli tarım güvenliğinin en stratejik kalelerinden birinin ne kadar sağlam durduğunun bir göstergesidir. Bir yanda laboratuvarlarda virüse karşı verilen bilimsel bir savaş, diğer yanda ise sosyal medyada cehalete ve kötü niyete karşı verilen bir bilinç mücadelesi var. Enstitü Müdürü Ertan Ağtürk‘ün “Virüsün tek tedavisi aşıdır” şeklindeki net duruşu, modern bilimin “sosyal medya hekimliğine” karşı kazandığı bir zaferdir. Sahaya sevk edilen aşıların %85-90 gibi yüksek bir oranda uygulanmış olması, tüm dezenformasyon çabalarına rağmen üreticimizin ezici çoğunluğunun bilime ve devlete güvendiğini ortaya koymaktadır. Azerbaycan gibi dost ülkelere yapılan aşı ihracatı ise Enstitü’nün sadece ulusal değil, uluslararası bir değer ve güç olduğunu kanıtlamaktadır. Bu, Türkiye’nin sadece hayvancılığını değil, aynı zamanda bilimsel kapasitesini de koruduğunun bir göstergesidir.