[GİRESUN] – Fındık Araştırma Enstitüsü, her yıl binlerce üreticinin kabusu olan ve rekolteyi vuran “ilkbahar geç donlarına” karşı dayanıklı ve verimi yüksek yeni fındık çeşitleri geliştirmek için dev bir proje başlattı. 2037’de tamamlanması planlanan proje kapsamında, melezleme yöntemiyle 4 binden fazla yeni fındık fidanı incelenerek geleceğin “süper fındıkları” seçilecek.
Hedef: Dona Dayanıklı, Verimi Yüksek Çeşitler
Fındıkta “Don” Tarih Oluyor: İşte O Devrim Gibi Proje!
Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürü Yusuf Bilgen, ilkbahar geç donlarının verim düşüklüğünün temel nedeni olduğunu belirtti. Özellikle 250 rakım ve üzerindeki bahçelerde, geç yapraklanan ve dona dayanıklı çeşitlerin bir zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Bilgen, bu amaçla 2022’de yeni bir melezleme projesi başlattıklarını söyledi. Projede, Tombul, Çakıldak gibi geleneksel çeşitlerle, soğuğa dayanıklılığıyla bilinen Erzurum kökenli bir genotip ebeveyn olarak kullanılıyor.
15 Yıllık Sabır ve Bilimsel Takip
2022’de başlayan ve 2037’de tamamlanması planlanan projede, 4 binden fazla melez fidan, yıllar süren bir gözlem sürecine alınacak. Araştırmacılar, bu fidanlar arasından geç yapraklananları seçecek, daha sonra bu seçilenlerin verim ve meyve kalitelerini 5 yıl boyunca takip edecek. En üstün özelliklere sahip olanlar ise tescile sunularak Türk tarımına kazandırılacak.
Toprak TV Olarak:
Giresun‘dan gelen bu haber, tarımda geleceğin nasıl inşa edilmesi gerektiğinin en güzel dersidir. Her yıl “don vurdu” diye yanan ağıtların, kader olmaktan çıkması için atılmış en bilimsel, en akılcı adımdır bu. Fındık Araştırma Enstitüsü‘nün başlattığı bu 15 yıllık maraton, sadece bir ıslah çalışması değil; aynı zamanda bir sabır, bir inanç ve bir vizyon projesidir. Bu, “sorun yaşanınca yara sarmak” yerine, “sorun yaşanmasın diye bugünden önlem almak” demektir. Bu proje tamamlandığında, belki de çocuklarımız “fındığı don vurdu” cümlesini hiç duymayacaklar. Toprak TV olarak, bu milli servetimizin geleceğini güvence altına almak için bu sessiz sedasız devrimi yürüten tüm bilim insanlarımızı ve Fındık Araştırma Enstitüsü‘nü yürekten alkışlıyoruz.