Sorting by

×

Tarımda Verimliliğin Kodu: Havza Bazlı Modelin Sırları…

    Değerli Dostlar,

    Ülkemizin sahip olduğu zengin ekolojik çeşitlilik, stratejik coğrafi konum ve köklü tarım kültürü, onu küresel ölçekte önemli bir oyuncu yapma potansiyeli taşımaktadır. Ancak bu potansiyelin tam olarak realize edilmesi, geleneksel üretim alışkanlıklarının ötesine geçen, veriye dayalı, bütüncül ve dinamik bir ulusal tarım planlaması gerektirir.

“Büyük Çiftlik Türkiye” olarak tanımladığımız bu cennet vatanımızın potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağımızdan bahsederken, her şeyden önce bu çiftliğin tapusunu, yani envanterini doğru okumamız gerekir. Neredeyse yirmi yılı aşkın bir süredir, neyimiz var neyimiz yok sorusuna cevap verecek bir tarım sayımımız yoktu. Böyle olunca, tabii ki bir tarım master planı da olmadı. Bu durum, ülkemiz tarımı için ciddi bir eksiklikti. Neyse ki, Tarım ve Orman Bakanlığı’mız ve TÜİK işbirliği ile yapılacak “tarım sayımı” ile elimizde güncel ve gerçek veriler olacak. Bu sonuçlar, ülkemiz tarımının geleceğini planlama adına hayati önem taşıyacaktır.

Her türlü etkin planlamanın başlangıç noktası, kaynakların optimal kullanımıdır. Tarımda bunun da, “Havza Bazlı Üretim Modeli” ile mümkün olabileceğinden bahsetmiştik. Bu model, ülkenin toprak yapısını, iklim verilerini, su potansiyelini ve topoğrafik özelliklerini analiz ederek, her bir coğrafi bölge için en uygun ürün desenini bilimsel olarak belirler.

Yıllar öncesinde yapılan çok ciddi girişimler sonucunda, yüzlerce uzmanın çalıştığı ve milyonlarca verinin oluşturulduğu, bana göre de tarımda reform diyebileceğimiz bu model, gerek başlangıç aşamasında gerekse uygulama aşamasında bazı sıkıntıları içerse de, zamanla revize edildiğinde geliştirilebilecek büyük bir planlama olarak önümüzde duruyordu. Çünkü dört mevsimi aynı anda yaşayabilen, büyük toprak gruplarına sahip, önemli tarım geçiş kuşakları olan, denizleri, gölleri ve ovalarıyla bereketli hilalin tam kalbinde yer alan bu coğrafyaya uyacak en önemli modeldi.

Böyle bir coğrafyanın her bölgesinde meyvenin her türlüsü yetişir, sebzenin yazlık kışlık her cinsi görülebilir. Yetiştikleri bölgelere has, yüzlerce coğrafi işaret almış ve almaya aday ürünümüz var. Hatta geçtiğimiz günlerde Rize’de muz yetiştirip ihraç etmeyi düşünen bir kardeşimizi bile gördük. Evet, Rize’de de muz yetişir, İç Anadolu’muz dahil yurdumuzun birçok yerinde de kayısı yetişir; elmayı nereye dikseniz ürün alırsınız. Bunda hiçbir sıkıntı yok. Yani, ülkemizin her bir köşesinde her ürünün yetişebildiğini görmek mümkün. Maksadımız; her ürünü her yerde yetiştirmekten ziyade, kendi kendine yeten bir felsefe dahilinde potansiyelimizi daha da geliştirerek tüm dünyada rekabet edebilir ürünler yetiştirmektir. Bu yüzden, böyle bir coğrafyaya sahip olduğumuz için kendimizi çok şanslı hissedip, bize bu coğrafyayı emanet eden atalarımıza sonsuz şükran duymalıyız.

Kıymetli Dostlar; yıllardır üzerinde konuşulmuş, çalışılmış, milyonlarca bilimsel veri oluşturulmuş ama bir türlü hak ettiği şekilde uygulanamayan o akılcı Havza Bazlı Tarım Planlaması modelinin en önemli faydaları; Kaynak Optimizasyonu sağlaması, Verimlilik ve Kalite Artışı sağlaması, Risk Yönetimi ve Etkin Destekleme modeli oluşturulmasına imkan vermesidir.

Daha basit bir yöntemle bu model, bir çiftçinin kendi tarlasına muhit verip “burası kıraç buraya arpa ekerim, sulama imkanlarım var şuraya patates ekerim, şeker pancarı ekerim, bu bölgede don çukuru yok buraya ceviz iyi gider, bu tarlam sulu burada sebzemi yetiştireyim.” diyerek arazisini en verimli şekilde kullanması gibi, “Büyük Çiftlik Türkiye’yi” de aynı mantıkla planlamayı hedefler.

İklim, toprak, su ve topoğrafya gibi ana kriterler göz önünde tutularak, tarihsel, kültürel, sosyolojik ve ekonomik özelliklerle kimliklendirilmiş 30 havzası olan büyük bir çiftliğimiz var bizim. İşte bu 30 havzayı önce bir tanıyalım, sonra da her birinin kimliğini açıklayarak hangi ürünleri planlayabileceğimizi konuşalım.

Türkiye’nin 30 Tarım Havzası

Fırat-Dicle Havzası, Konya Kapalı Havzası, Kızılırmak Havzası, Sakarya Havzası, Gediz Havzası, Büyük Menderes Havzası, Küçük Menderes Havzası, Seyhan havzası, Ceyhan Havzası, Batı Akdeniz Havzası, Doğu Akdeniz Havzaı, Yeşilırmak Havzası, Çoruh Havzası, Doğu Karadeniz Havzası, Batı Karadeniz Havzası, Marmara Havzası, Susurluk Havzası, Kuzey Ege Havzası, Akarçay Havzası, Burdur Göller Havzası, Van Gölü Havzası, Aras Havzası, Asi havzası, Antalya Havzası, Meriç-Ergene Havzası, Sakarya-Kocaeli Havzası, Çekerek Havzası, Zamantı Havzası, Karasu Havzası-Murat Havzası ve Kelkit-Yeşilırmak Havzası.

İlk Durağımız: Batı Akdeniz Havzası (Antalya, Isparta, Burdur)

Gelin, bu büyük yolculuğa, ülkemizin en dinamik, en bereketli ve turizmin kalbinin attığı yerden başlayalım. Bu havzamız, sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda tarımsal inovasyonun da lokomotifidir.

Kimlik Kartı: Güneşin cömertliğiyle ılıman geçen kışlar ve sıcak yazlar… Kıyıda verimli alüvyonlar, Torosların eteklerinde ise o kendine has Terra Rossa (kırmızı) toprakları… Bu kimlik, ona eşsiz bir üretim çeşitliliği sunarken, en büyük kısıtı olan “su” potansiyelini de bize fısıldar.

Sınırlar ve Ruh: Bu havzanın sınırları, siyasi il sınırlarını takip etmez; coğrafyanın kendisini, yani suyun akışını ve iklimin etkisini takip eder. Adeta bir yelpaze gibi açılan bu havza, Antalya’da Kaş’tan Alanya’ya kadar uzanan sahil şeridinin bereketli ovalarını ve hemen arkasındaki Torosların eteklerini kapsar. Burası, seracılığın ve narenciyenin kalbidir. Yelpazenin üst kısımlarına, yani kuzeye doğru çıktığımızda ise bizi Göller Yöresi karşılar. Isparta’nın elma ve kirazıyla meşhur serin yaylaları ile Burdur’un kendine has coğrafyası da bu havzanın ayrılmaz birer parçasıdır. Kısacası, denizin tuzlu kokusuyla, yaylanın kekik kokusunun birbirine karıştığı, sahilden zirveye uzanan eşsiz bir üretim coğrafyasıdır. Bu havzanın ruhunda ise Yörük kültürü vardır. Hayvanıyla birlikte yayladan sahile inen, toprağı ve doğayı okumayı bilen bir kültür… Zamanla yerleşik hayata geçen bu kültür, bugün seracılıkla, meyvecilikle ve en önemlisi turizmle iç içe geçmiş, dinamik bir sosyoloji yaratmıştır. “Keçinin bastığı yerde ot bitmez” yalanını çürüten, makiyle keçinin dostluğunu bilen bir gelenekten gelir.

Ne Planlamalıyız?

Örtü Altı (Sera) Sebzecilik: Bu havzanın amiral gemisidir. Domates, biber, kabak, hıyar, salatalık, patlıcan… Bu havzamız, sadece kışın 85 milyon milletimizi ve ülkemize gelen turistleri beslemekle kalmıyor, aynı zamanda en önemli ihraç kalemlerimizdendir. Bu alanda teknoloji kullanımı ve jeotermal kaynakların entegrasyonu teşvik edilmelidir.

Narenciye ve Tropikal Meyveler: Portakal, limon, mandalina gibi geleneksel ürünlerin yanı sıra, avokado, muz, mango, ejder meyvesi gibi katma değeri yüksek tropikal meyveler de artık bu havzanın yeni yıldızları olmuştur. Ama bunun için özel bir üretim planlaması yapılmalıdır. Çünkü bu havzanın en büyük paradoksu da burada başlar: Bu ürünlerin çoğu suyu sever, havzanın su potansiyeli ise sınırlıdır. Çözüm üç aşamalı olmalıdır: 1) Vahşi sulamadan tamamen vazgeçilmeli, damla sulama gibi modern sistemler zorunlu hale getirilmelidir. 2) Arıtılmış suların tarımda kullanılması için kar-zarar eşiği hesaplanarak altyapı kurulmalıdır. 3) Yağmur hasadı yapılarak kışın yağan yağmuru depolayacak sistemler, yeni gölet ve barajlarla su potansiyeli artırılmalıdır.

Meyvecilik: Özellikle Isparta’da elma, Burdur’da kiraz ve erik gibi meyvecilik planlaması modernize edilerek, coğrafi işaretli ürünlerin bu havzanın serin yaylalarının birer markası olduğu farkındalığı oluşturulmalı ve her türlü desteklenmelidir.

Hayvansal Üretim: Batı Akdeniz Havzası’nın düz ovaları büyükbaş hayvancılık için uygun değildir. Ancak Torosların zengin makilikleri, keçi yetiştiriciliği, özellikle de süt keçiciliği için adeta bir cennettir. Bu, hem ormanları koruyan hem de katma değeri yüksek peynir ve süt ürünleri sağlayan, aynı zamanda göçerler kültürünün sosyolojik devamlılığı açısından en akılcı modeldir.

Arıcılık: Toroslarda her tüten baca, o eşsiz floranın, sedirlerin, çamların, kekiklerin, dünyanın en kaliteli çam ve çiçek ballarının kaynağı olmasına hizmet edecektir. Bu yüzden bu havzada arıcılık faaliyetlerine ciddi desteklemeler ile devamlılık sağlanmalı, özellikle gezginci arıcılık doğru planlanarak flora korunmalıdır.

BENCE:

Burada özetlenen model, statik bir plan değil, sürekli veri akışıyla güncellenmesi gereken dinamik bir yol haritasıdır. İşte bu, sadece bir başlangıç. Havza Bazlı Planlama, bir bölgenin röntgenini çekip, ona en uygun reçeteyi yazmaktır. Batı Akdeniz Havzası, tarımsal bir laboratuvar gibidir; doğru planlandığında hem kendi milletini, hem turistini besler, hem de dünyaya lezzet ihraç eder. Bu reçete uygulandığında, hem çiftçi kazanır, hem toprak korunur, hem de ülke zenginleşir. Türkiye”nin potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak, ancak ve ancak bu tür bilimsel, bütüncül ve kararlılıkla uygulanacak bir ulusal tarım stratejisi ile mümkündür. Bu yöntem, kesinlikle bizim “Büyük Çiftlik Türkiye’yi” yönetme sanatımız olmalıdır.

Haftaya, bu büyük çiftliğin tahıl ambarı olan Konya Kapalı Havzası‘nın sırlarını ve kuraklıkla mücadelesini konuşmak dileğiyle…

”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Görüşmek dileğiyle

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak TV Yönetim Kurulu Başkanı

Toprak haber

Bir yanıt yazın