Tarım Piyasalarına Bir Bakış: Sanayici ve Üreticinin Sesi Duyuluyor Mu?…
Piyasalar Sakin, Heyecan Yok, Canlılık Yok…
Değerli Dostlar; Buğday ve arpa hasadının sonuna geldiğimiz, mısır ve ayçiçeği hasadının ise tüm hızıyla devam ettiği bir dönemde tarım piyasalarındaki son gelişmeler neler, sizlere onlardan bahsetmek istiyorum.
Ne yazık ki, 2025-26 sezonu, iklim risklerinin etkisiyle birçok üründe ciddi rekolte kayıplarıyla sona ermek üzere. Hele ki buğday, arpa, ayçiçeği ve nohutta yaşanan kayıplarımız, gerçekten de önemli boyutlarda. Hasatta olacakları da aylar öncesinden konuyla ilgili olan bir çok uzman öngörmüştü. Ne yazık ki bu öngörülerin çoğu gerçekleşti.
Hükümetin, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığıyla 3 milyon ton civarında ürün alımı yaparak piyasayı dengelemeye çalıştığına şahit olduk. Finansman maliyetlerinin yüksekliği özel sektörün piyasalarda aktif hale gelmesini engelledi. Böyle olunca fiyatlar fazla artmadı, arz ve talep dengesi devletin müdahale fiyatları eşiğinde şekillendi. Hasat yoğunluğu bitmek üzere ve piyasalarda hala heyecan, canlılık yok. Herkes, işlerindeki daralmanın ve erimeye yüz tutan sermayelerinin telafisi derdinde.
Dış Ticarette Büyüme Sinyalleri ve İthalat Bağımlılığı
Yılın ilk 6 ayında tarımsal dış ticaretimiz, maalesef ithalatın ihracatın üzerinde seyrettiği bir durumda. Toplam ihracatımız 13.83 milyar dolar olurken, ithalatımız 11.68 milyar dolara ulaştı. Bu da bize 2.15 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı olduğunu gösteriyor. Bu durum, özellikle hububat ve yağlı tohumlar gibi stratejik ürünlerde dışa bağımlılığımızın ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Örneğin, yılın ilk 6 ayında 3.19 milyon ton mısır ithal etmişiz. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre ciddi bir artış. Ayçiçeği tohumu ithalatımız ise yine aynı şekilde 729 bin tona ulaşmış. Bu rakamlar, yerli üretimi artırmanın ve stratejik ürünlerde kendi kendine yetebilmenin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.
Enflasyonla Mücadele, Üretici ve Tüketiciyi Korumalı
Temmuz ayı ekonomik verileri de, enflasyonla mücadele sürecinin tüm piyasaları nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor. Hem yurt içinde hem de uluslararası piyasalarda fiyatlarda değişimler var. Hububat fiyatları (buğday, arpa, mısır) TL bazında artmaya devam ederken, ithal maliyetler de yükseliyor. Sektör temsilcileri, gıda enflasyonunu kontrol altında tutmak için, ithal edilen ürünlerin uygun fiyatlarla piyasaya sürülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu durum, hem üreticinin zarar etmesini önler hem de tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini sağlar.
Un, Makarna ve Hayvancılık
Un ve makarna ihracatımızda da önceki yıllara göre ciddi daralma yaşıyor. Yılın ilk yarısında un ihracatımız 1.1 milyon tona gerilerken, makarna ihracatımız 677 bin ton seviyelerinde kaldı. Bu düşüş, global dinamiklerin hızla değiştiğini ve bu değişimlere ayak uydurma konusunda dinamik olmamız gerektiğini gösteriyor.
Hayvancılıkta ise, durum hiç iç açıcı gözükmüyor. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan ithalatımızda artış ve bu durumun kronik hale gelmesi, yerli hayvancılık sektörünün reformist bir yaklaşımla ciddi ve uygulanabilir politikalarla desteklenmesi dolayısı ile et, süt üretiminin artırılması gerektiğini gösteriyor.
Bence:
Dünya çok hızlı değişiyor, dinamikler ve trendler kayıyor. Ülkeler arası ilişkiler yön değiştiriyor. Bu süreçte sektör olarak gelecek vizyonu için siyaset üstü düşünmeliyiz ve bu doğrultuda hareket etmeliyiz. Kamu ile ilişkilerde sektörel raporlarla yeni beklentiler oluşturulmalı. Kamunun da değişen dinamiklere uygun olarak sektörleri desteklemesi sağlanmalıdır. Değişen küresel dinamiklere ayak uyduramazsa çok sayıda firmamız ciddi problemlerle karşı karşıta gelecektir.
Değerli Arkadaşlar; çiftçilik zorlaşıyor, kuraklık çok ciddi tehdit oluşturuyor, su sorunu her yerde. Tarlada sorun var, pazarlamada sorun var, pazarda sorun var, üretimde kayıplar var. Karpuz, patates, soğan tarlada kalıyor. Bunu , sadece Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ihmali olarak kabul etmek bu ülkeye ihanet etmektir. çekişen kutuplar olmak yerine, tarım milli bir davadır, siyaset üstüdür diyerek değişen ekonomik dinamiklere göre olayları yeniden analiz etmek şarttır. Hepimiz biliyoruz ki; salgın döneminde kimse evinin tuğlasını, arabasının direksiyonunu yemedi!
Bütün isteğim, ülkemiz tarım sektörünün daha ileri gitmesi, bu bereketli toprakların daha da bereketlenmesi ve çiftçi refahının artmasıdır.
”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş
Yönetim Kurulu Başkanı
