Sorting by

×

ŞEMSİYE ÇOKTAN DELİNDİ: GALOŞLU ŞEMSİ’NİN 23 YILLIK “BAĞIŞLAYIN” BİLANÇOSU!

    Ankara’nın köklü meslek beyliklerinde havalar pek yaman bozdu.

    Önce esnafın 19 yıllık “Bendevi Buyurganlığı” bir kurultay salonunda üyelerin “Yeter artık, in aşağı” demesiyle son buldu; Bendevi Palandöken aday dahi olamadan alandan çekildi. Salonun kapısı kapanırken, koridorlarda yankılanan o derin sessizlik şimdi tek bir durağa doğru hızla yaklaşıyor: 2003 yılından beri, yani çeyrek yüzyıldır Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) tepesinde fırtınalara bana mısın demeden açılan o meşhur “Şemsi”ye!

Sahi, siz Şemsi Bayraktar’ı nasıl bilirsiniz?

Ben söyleyeyim: Türk tarım geçmişine, ayakkabısına kutsal Anadolu toprağının tozu, tezeği, çamuru bulaşmasın diye tarlaya ayağına galoş takıp inen genel başkan olarak geçti!

Gülmece deseniz gülmece değil, acıklı deseniz hafif kalır. Çiftçinin tarlada ömrünü verdiği, nasırıyla yoğurduğu, borcunu ödeyebilmek için gecesini gündüzüne kattığı o toprağa “aman kunduram kirlenmesin” diye plastik torbayla basan bir anlayış; 23 yıldır beş milyon üreticinin hakkını, yasasını, geleceğini savunuyormuş gibi yapıyor.

Galoşla tarlaya giren kişi, elbette çiftçinin derdini de ancak klimalı odalarda hazırlanan, tutarsız sayımsal bültenler kadar anlar!

Ayda Bir “Vah Vah” Bülteni: Türkiye’nin En Pahalı Sayım Memurluğu

Şemsi Bey’in 23 yıllık o gösterişli, dillere destan genel başkanlık geçmişinin Türk çiftçisine bıraktığı tek iş nedir biliyor musunuz?

Her ayın ilk haftası basına duyurulan o dillerden düşmeyen metin: “Tarlada 5 ₺, pazarda 35 ₺; aradaki ayrım yüzde 600, vah vah, tüh tüh!”

Şemsi Bey, Allah aşkına siz 5 milyon çiftçinin hak arama örgütü müsünüz, yoksa denetim kurumuna seçenek bir zabıta memuru mu?

Pazardaki etiketle tarladaki tutarın uçtuğunu köy kahvesindeki üretici de biliyor, pazar filesi boş kalan tüketici de! İnsan sormaz mı: Sen o koltukta 23 yıldır bunu yalnızca haber bültenlerine seyirlik olsun diye mi sayıp duruyorsun?

Nerede senin üreticiyi ayağa kaldıracak soğuk hava yapıların? Nerede tarlayla çarşı arasındaki aracı tekellerini çökertecek taşıma ve üretim ortaklıkların? Nerede girdi giderleri tavan yaparken çiftçiye kalkan olacak toplu alım gücün?

Yok! Elde var koca bir sıfır, bir de galoş!

Ama ay başı gelince basının karşısına geçip kaşları çatmak, “Tutar ayrımı çok korkunç” demek kolay. Ne güzel iş; bülteni yaz, makam arabana bin, çiftçinin sırtından toplanan ödentilerle Ankara’da tasasız günlerine devam et!

Çiftçiye Haciz, Odaya Ödenti: “Parayı Ver, ÇKS’ni Al, Çekil Git!”

Bugün Edirne’den Kars’a, Antalya’dan Samsun’a hangi köye girseniz üreticiye “Ziraat Odası ne işe yarar?” diye sorun.

Yüzünüze acı acı gülerler: “Mazot desteği, gübre parası alabilmek için ÇKS belgesi veriyorlar; bir de zorla ödenti kesiyorlar, başka hiçbir şeye yaradıkları yok!”

İşte Şemsi Bayraktar’ın 23 yılda kurduğu tarımsal bakışın özeti tam olarak budur: Zorunlu Gişe Memurluğu!

Çiftçinin traktörüne haciz konur, tarlasını bankalar satışa çıkarır, borç gırtlağı aşar; bizim odalardan çıt çıkmaz ama o ödenti günü geldi mi kuruşu kuruşuna kesilir. Yıllardır çiftçinin teri üzerinden dev bütçeleri yöneteceksiniz, sonra ürün tarlada çürürken dönüp çiftçiye “Dayanın” masalı anlatacaksınız.

Sormazlar mı adama; bunca yıl neyi beklediniz?

Hasat günü gümrük vergileri sıfırlanıp dış alım kapıları ardına kadar açılırken neredeydiniz?
Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiyi tüccarın iki dudağının arasına iterken hangi masaya yumruk vurdunuz?
Damızlık süt inekleri yem parası bulunamadığı için kesimhanelere sürüklenirken Ankara’daki kulelerinizden hangi kesin adımı attınız?

Yanıt koca bir hiç.

Birkaç ağırlama gezisi, üç beş protokollük görüntü, suya sabuna dokunmayan iki satır söz…
Yönetimler değişir, bakanlar değişir, genel müdürler değişir; ama bizim Şemsi Bey’in koltuğu nedense hiç sarsılmaz. Çünkü düzen bellidir: Çiftçi dert yanar, Şemsi Bey bülten yazar, değirmen aynen döner!

O Şemsiye Artık Yağmur Geçiriyor!

Yıllardır ziraat odalarını kapalı devre bir delege oyununa çevirip, tabandan gelen çığlığın o kurultaylara ulaşmasını engellediniz. Kendinizi o koltuklarda buyurgan, çiftçiyi de maraba sandınız.
Ama unuttuğunuz çok yalın bir doğa yasası var: Toprak aldatılmayı kaldırmaz; tarladaki yangın da Ankara’daki masa başı delege sayılarına sığmaz!

Bendevi Palandöken de “Ben bitti demeden bitmez” diyordu; ne oldu? Kurul üyeleri sandığı gösterdi, kapının önüne koyuverdi. Şimdi aynı rüzgar tarladan esiyor. Mazotun, gübrenin, haczin altında ezilen köylü artık bu oyunu izlemek istemiyor.

Galoşlar eskidi, makam örtüleri döküldü, o arkasına sığındığınız meşhur şemsiye ise delik deşik oldu! Bu yağmurda o delik şemsiyeyle daha fazla kuru kalamazsınız.

Türk tarımı; ayakkabısı kirlenmesin diye topraktan kaçan bürokrat kalıntılarını değil; tarlanın çamuruna batmayı onur bilen, üreticinin hakkını korkusuzca savunan, bilimi ve mühendisliği kılavuz edinmiş öz temsilcileri bekliyor.

Yolun sonu göründü Şemsi Bey…

Galoşlarınızı çıkarıp o koltuğu toprağın gerçek sahiplerine bırakma vaktiniz geldi de çoktan geçiyor!

ÖZEL BİR TEŞEKKÜR VE SAYGI PAYI:

Burada açıkça ve vicdanla bir ayrım koymak boynumuzun borcudur:

Eleştirim; Ankara’daki kulelerinden inmeyen, genel merkez konforunu çiftçinin çilesine yeğleyen köhne yönetim anlayışınadır. Genel merkezin bu vizyonsuzluğuna, ilgisizliğine ve tüm engellemelerine karşın; kısıtlı olanaklarıyla gecesini gündüzüne katan, tarlada köylüsünün yanında duran, fidan dağıtan, toprak tahlili yapan, üreticinin hakkını kendi bölgesinde aslanlar gibi savunan namuslu il ve ilçe Ziraat Odası başkanlarımızı, yöneticilerimizi ve orada ter döken emekçi ziraat mühendisi meslektaşlarımızı bu tablodan kesinlikle ayrı tutuyorum.

Şemsi Bayraktar saltanatına karşın, üreticinin yanında dimdik durmayı başaran o onurlu ziraat odalarımıza yürekten teşekkür ederiz. İyi ki varsınız; bu topraklar sizin gibi gerçek dert sahiplerinin omzunda yükseliyor!

”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”

Saygılarımla,

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

toprak haber

Bir yanıt yazın