Kırmızı Et ve Hayvan Sağlığında Çifte Tartışma: Barut’tan 480 Bin Başlık İthalat Planı ve Şap Salgınına Kapsamlı Değerlendirme!…
-
[ADANA]
Türkiye kırmızı et piyasasında arz-talep dengesi ve hayvan sağlığı tedbirleri gündemdeki yerini korurken, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve Adana Milletvekili Ayhan Barut, hem 2027 yılı için duyurulan 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı kararına hem de bazı illerde hayvan pazarlarının kapatılmasına neden olan şap salgınına dair kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Türkiye’nin 2010 yılından bu yana 11,5 milyon baştan fazla canlı hayvan ve 500 bin tonu aşkın kırmızı et ithal ettiğini, bu süreçte toplam 15 milyar $ ödendiğini ifade eden Ayhan Barut, girdi maliyetleri karşısında üreticinin zorlandığını ve ithalatın kalıcı çözüm üretmediğini belirtti. Barut, “Maliyetler katlanarak artıyor, besicilerin eti ve sütü para etmiyor, inekler kesime gidiyor, yurttaşın tenceresinde et yerine dert pişiyor ama ithalat başta olmak üzere yanlış üstüne yanlışa devam ediliyor. Üretimi ve üreteni desteklemek yerine ithalata dayalı politikalarla günü kurtarma anlayışı sürdürülüyor. Yemden samana, veterinerlik ihtiyaçlarından işletme giderlerine kadar maliyetler katlanırken ve şap salgını sektörü zorlarken 480 bin başlık ithalat planlaması yapılıyor” dedi.
“Yıllık 4 Milyar $’ın Üzerinde Yem İthalatı Yapılıyor, Kalıcı Destek Şart”
Türkiye’nin yıllık ortalama 4 milyar $’ın üzerinde yem hammaddesi ve katkı maddesi ithal ettiğine dikkat çeken Barut, sürdürülebilirliğin yerli üretimden geçtiğini vurgulayarak, “Emektar üreticilerimizin ne eti ne de sütü hak ettiği değeri bulamazken halkımız da uygun fiyatlı et ve süte ulaşmakta güçlük çekiyor. Maliyet baskısı altındaki üretici damızlık hayvanını kesime göndermek zorunda kalıyor. Çözüm ithalatta değil; üretim maliyetlerini düşürmekte, kaba yem üretimini artırmakta ve üreticiye doğrudan destek vermektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“Şap Salgınında Pazarları Kapatmak Yetmez: SAT-1 Riski ve Kalıcı Biyogüvenlik Zinciri Kurulmalı”
Açıklamasının ikinci bölümünde Türkiye’de yeniden yayılım gösteren ve Nevşehir, Kayseri, Uşak gibi illerde hayvan pazarlarının kapatılmasına yol açan şap hastalığına değinen TBMM Tarım Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün (WOAH) SAT-1 serotipine ilişkin uyarılarını hatırlattı. Barut, hastalığın yalnızca kriz anlarında pazarları kapatarak ve acil aşılamayla yönetilemeyeceğini belirterek şunları kaydetti:
“Şap salgını 2025 ve 2026 yıllarında daha önce hiç görülmediği coğrafyalara yayıldı. SAT-1 serotipi 60 yıl aradan sonra Türkiye’nin yanı sıra Lübnan ve Yunanistan’da yeniden bildirildi; Orta Doğu, Asya ve Avrupa’da tespit edildi. Bakanlık hayvan hareketlerini kısıtladı, pazarları kapattı ve milyonlarca doz aşı yaptı; ancak bugün yeniden alarm veren salgınla karşı karşıyayız. Canlı hayvan pazarlarını kapatmak, aşı yapmak ve hastalık ortaya çıktığında tedbir almak tek başına kalıcı çözüm değildir. Pazar kapalı kaldığında üreticinin yem, veterinerlik ve finansman giderleri durmuyor, geliri kesiliyor. Bu nedenle üreticinin ekonomik kaybı hakkaniyetle karşılanmalıdır. Türkiye genelinde şap hastalığının serotip ve genetik özellikleri düzenli izlenerek kamuoyuyla paylaşılmalı, aşılama bölgesel risklere göre planlanmalı, hayvan hareketleri TÜRKVET üzerinden kaçak taşımalara izin verilmeyecek şekilde denetlenmeli, sınır kontrolleri güçlendirilmeli ve uzun vadeli ulusal mücadele stratejisi oluşturulmalıdır.”
Toprak TV Olarak;
Milli kırmızı et arz güvenliğinin teminatı olan damızlık anaç varlığımızın korunması ve hayvan sağlığında kalıcı biyogüvenlik kalkanının oluşturulması, gıda egemenliğimizin tartışmasız en stratejik sacayağıdır.
Devletimizin ve Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın; Şap Enstitüsü marifetiyle sahada beliren yeni varyantlara karşı rekor sürede yerli aşı geliştirme kabiliyetini, TÜRKVET altyapısıyla hayvan hareketlerini dijital takip altına alma çabasını ve besilik materyal açığını Et ve Süt Kurumu regülasyonuyla dengeleyerek spekülatif et fiyat artışlarını önleme iradesini son derece kıymetli buluyoruz. Bununla birlikte, sektörün yapısal darboğazlarını aşması adına muhalefetin dile getirdiği sahadaki ekonomik kayıp endişelerini ve teknik uyarıları da yapıcı bir bakış açısıyla ele almak gerektiğine inanıyoruz.
Karar vericilere çağrımızdır: 480 bin başlık ithalat tahsisinde aslan payı 200 baş altındaki küçük aile işletmelerine aktarılmalı; dövizle besilik dana getirmek yerine mera ıslahı ve yerli etçi ırk buzağı prim destekleri artırılarak ithalata bağımlılık kademeli olarak sonlandırılmalıdır. Şap salgını nedeniyle karantinaya alınan ve pazarları kapatılan illerdeki kayıtlı yetiştiricilerimize, kapalı kalınan süre boyunca kaba yem sübvansiyonu ve işletme bazlı nakdi telafi desteği sağlanmalı; sınır hatlarında mobil veteriner tarama üniteleri ile kaçak hayvan nakillerine sıfır tolerans uygulanmalıdır.
Besicilerimize ve yetiştiricilerimize tavsiyemiz ve çağrımız ise; işletmelerine dışarıdan kontrolsüz ve raporsuz hayvan sokmamaları, Bakanlığın uyguladığı koruyucu aşı takvimini aksatmadan tamamlamaları, ahır girişlerinde dezenfeksiyon havuzları oluşturarak biyogüvenlik tedbirlerini en üst seviyede tutmaları ve hayvan pazarlarının kapalı olduğu dönemlerde TÜRKVET bildirimlerini düzenli yaparak kayıt dışı sevkiyatlara asla tevessül etmemeleridir.


