Sorting by

×

Çukurova’nın Can Suyu, Toroslar’ın Akdeniz’e Hediyesi: Seyhan Havzası’nda Bereket, Su ve Gelecek Vizyonu…

    Değerli Dostlar,

    Üretimin ve emeğin harmanlandığı ana kucağı olan toprak; doğru planlandığında geleceğe güven, suyuna hürmet edildiğinde ise hanelerimize bereket sunan en köklü varlığımızdır. Geçtiğimiz hafta, Toroslar’ın bereketini Akdeniz’e taşırken sanayileşme baskısına direnen, toprağın sadakatini yılda üç ürünle berekete dönüştüren Ceyhan Havzamızın ve emektar üreticilerimizin tarladaki gurur dolu mücadelesini masaya yatırmıştık.

Bu hafta ise 32 haftalık büyük havza kervanımızın son durağında; Çukurova’nın kalbine hayat veren, beyaz altından narenciyeye, düzlüklerinden Toroslar’ın zirvelerine kadar her karışı üretimle harmanlanmış Seyhan Havzası’ndayız. Seyhan; tarihiyle, bereketli alüvyon ovalarıyla, barajlarıyla ve Akdeniz’e uzanan coğrafi heybetiyle bu büyük maratonumuzun taçlanacağı en özel havzalardan biridir.

Yaklaşık 22 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının %2,8’ini kaplayan Seyhan Havzası; Adana başta olmak üzere Kayseri, Niğde, Mersin, Sivas ve Kahramanmaraş’ın belirli kesimlerini içine alan, İç Anadolu’nın yüksek platolarından Akdeniz kıyılarına kadar uzanan çok katmanlı bir üretim ve yaşam koridorudur. Kollarıyla birlikte yaklaşık 560 kilometrelik bir yol katetmektedir. Ceyhan Havzası ile ikiz kardeş gibi yan yana uzansa da Seyhan; Seyhan Baraj Gölü’nün yanı sıra Çatalan ve Yedigöze barajlarıyla şehirle kurduğu doğrudan bağ, Çukurova’nın batı ve orta kanadındaki yoğun narenciye, seracılık ve pamuk alanları ile bölgenin lojistik ve ticaret kalbi olan Adana‘yı kucaklamasıyla kendine özgü bir kimliğe sahiptir.

Sevgili Dostlar,

Seyhan Havzası’nın hakkını vermek ve bu kadim coğrafyaya sahip çıkmak; Toroslar’ın eriyen kar sularını Akdeniz’in ısıtan güneşiyle buluşturan o eşsiz ekolojik dengeyi gözümüz gibi korumaktan geçer. Mutfaklarımızın gıda güvencesinden tekstilimizin lif ihtiyacına, taze meyve ve sebze ihracatımızdan sanayi çarklarına kadar ülkemize güç veren bu stratejik kuşak; kontrolsüz kentsel genişleme, sanayi alanlarının baskısı ve iklim krizinin getirdiği su kısıtlığı karşısında artık tam anlamıyla dirençli bir tarım mimarisini talep etmektedir.

Şimdi gelin; Çukurova’ya can veren bu yüce akarsuyun izinde Seyhan’ın köklü geçmişine ve toprağa fısıldadığı bereket hikayesine birlikte kulak verelim!

SINIRLAR ve RUH: Lokman Hekim Efsanesinden Taşköprü’nün Gölgesine Seyhan’ın Mirası

Kıymetli Dostlar,

Doğu Toroslar’ın ve Tahtalı Dağları’nın güney yamaçlarından kaynağını alan Seyhan Nehri; Zamantı ve Göksu gibi iki dev kolun birleşmesiyle ana yatağını bulur. Yüksek dağ kanyonlarını aşarak ovaya inen nehir; Körkün, Eğlence ve Çakıt gibi akarsularla beslenerek Çukurova düzlüklerini sulamakta ve Aşağı Seyhan Ovası üzerinden Akdeniz’e ulaşmaktadır. Seyhan’ı yalnız Çukurova’da akan bir nehir olarak görmek eksiktir; nehrin kaderi ovada değil, suyunu üreten Toroslar ve yukarı havza ekosistemlerinde başlar. Bu geniş coğrafi yapı; üst havzalarda sert karasal iklimin ve yüksek mera varlığının, aşağı ovada ise tipik Akdeniz ikliminin ve derin alüvyon ovaların varlığını sağlar.

Zamanın ve toprağın hafızasını araladığımızda; Antik Kilikya’dan bu yana Seyhan’ın sularıyla bereketlenen bu toprakların, insanlık tarihinin en köklü tarımsal birikimlerinden birine ev sahipliği yaptığını görürüz. Yüzyıllar boyunca bu ova; bentlerle çevrilen kanallarıyla toprağa can vermiş, buğdayın sarısından zeytinin yeşiline, pamuğun kozasından meyve bahçelerine kadar sayısız medeniyetin ambarı ve besleyici gücü olma misyonunu kesintisiz sürdürmüştür.

Üstelik bu bereketli topraklar, yalnızca tarladaki mahsulüyle değil; halk hafızasında kök salan masalsı şifa mirasıyla da yaşar. Bitkilerin diliyle konuşan Lokman Hekim’in ölümsüzlük reçetesini ararken yolunun düştüğü, şifalı otların sırrına erdiği ve o paha biçilmez tarifleri Seyhan’ın coşkun sularına düşürdüğü rivayeti, tam da tarihi Taşköprü’nün gölgesinde yankılanır. Esasen köprüden dökülen o efsanevi reçete; Toroslar’dan ovaya süzülen zengin floranın, bu coğrafyadaki bitkisel çeşitliliğin ve toprağın insana sunduğu ebedi şifanın halk dilindeki edebi bir yansımasıdır.

TOPOGRAFYA ve TOPRAK: Çukurova’nın Alüvyon Mirası ve Geleceğe Arazi Koruma İradesi

Sevgili Dostlar,

Seyhan Havzası’nın toprak kaynağı; binlerce yıl boyunca nehrin taşıdığı zengin mineralli alüvyonların birikmesiyle oluşan Adana ve Yüreğir düzlükleridir. Türkiye’nin en büyük sulama hamlelerinden biri olan efsanevi Aşağı Seyhan Sulama Projesi çatısı altındaki bu ovalar, ülkemizin en yüksek verimli, birinci sınıf niteliğinde tarım arazileridir.

Ancak daha önce birçok havzamızda karşılaştığımız gibi; Çukurova’nın kalbinde yer alan bu paha biçilmez alüvyon topraklar üzerindeki en büyük tehdit de kontrolsüz kentsel büyüme, otoyol ve lojistik hatları etrafında şekillenen depolama alanları ile plansız sanayi parselleridir. Şehirleşmenin ve betonlaşmanın birinci sınıf tarım arazilerine doğru ilerlemesi, telafisi imkansız toprak kayıplarını beraberinde getirmektedir.

Unutulmamalıdır ki; Ceyhan ve Seyhan’ın taşıyıp biriktirdiği birkaç santimlik verimli alüvyon tabakasının oluşması dahi maddiyatla satın alınamayacak binlerce yıllık bir sürecin eseridir.

SOSYOLOJİK YAPI: Çukurova Harmanı, Nasır Tutan Eller ve Kırsal Dayanışma

Değerli Dostlarım,

Seyhan Havzası’nın toplumsal haritası; Toroslar’ın konar-göçer Yörük geleneği ile Anadolu’nun dört bir yanından rızık arayışıyla ovaya gelip bu topraklara kök salan insanların oluşturduğu köklü bir yaşam havuzudur. Tarladaki çapa, bahçedeki hasat ve çırçırdaki mekanik ses; farklı kültürlerden gelen insanları aynı toprak paydasında birleştiren ortak bir alın teri alfabesi yaratmıştır.

Bu büyük üretim çarkının asıl omurgası da sessizce toprağa dokunan kadın gücüdür. Narenciyede makas izi bırakan, fide dikiminden taze ürün ambalajına kadar sürecin her safhasına titizlik katan kadınlarımız, kırsal ekonominin görünmez kahramanlarıdır. Adana genelinde filizlenen kadın kooperatifleri, bu emeği doğrudan aile bütçesine ve bölgesel kalkınmaya dönüştüren umut verici birer dayanışma merkezine dönüşmektedir.

Diğer yandan Çukurova, Cumhuriyet tarihinden bu yana ülkemizin en yoğun mevsimlik tarım göçünü göğüsleyen devasa bir sosyal sahnedir. Hasat mevsimi geldiğinde Güneydoğu ve Doğu Anadolu başta olmak üzere farklı coğrafyalardan ovaya göç eden binlerce aile, tarlaların hemen yanı başında yükselen çadır kentlerde yepyeni ve geçici bir yaşam kurar. Sıcağın altında nasır tutan eller, tozlu çadır aralarında büyüyen çocuklar ve gün ağarmadan başlayan tarla mesaisi; Çukurova sosyolojisinin en yalın, en çilekeş ve en derin insan hikayelerini barındırır. Bu insanlar; Seyhan Ovası’nda üretimin aksamadan dönmesini sağlayan, toprağın bereketiyle bütünleşmiş en temel sosyal katmandır.

İklim ve Su Rejiminde Su Yönetimi, Su Kalitesi ve Kıyı Ekosistemi Dengesi

Aşağı Seyhan Ovası; tipik Akdeniz iklim karakteri gereği sıcak yaz günlerinin ve ılık kışların hüküm sürdüğü büyük bir üretim sahasıdır. Ne var ki iklim değişikliği projeksiyonları; yağış rejiminin düzensizleştiğini, Toroslar’daki doğal kar depolama kapasitesinin gerilediğini ve tam da sulamanın tarlada zirve yaptığı yaz aylarında su arzının sıkıştığını net biçimde göstermektedir. Yıllık ortalama 6,22 milyar m³ düzeyindeki yüzeysel su varlığı ve 1,5 ila 2 milyar m³ arasındaki emniyetli yeraltı suyu rezervine rağmen havza; kuraklık tehdidini artık sadece gökyüzünden düşmeyen yağmurla değil, hidrolojik ve sosyoekonomik boyutlarıyla da en derinden hissetmektedir.

Havzadaki su yönetimi değerlendirildiğinde; Seyhan, Çatalan ve Yedigöze barajları havzanın hem içme suyu, hem taşkın koruma hem de sulama güvencesidir. Ancak baraj suyunun kullanımında sulama takvimi ile kent içi kullanım dengesi bilimsel verilerle yürütülmelidir. Ovadaki kontrolsüz yüzey sulama uygulamaları yeraltı su seviyesini ve toprak tuzluluğunu etkilemekte; Çamaltı ve kıyı kesimlerinde yeraltı sularına deniz suyu karışma riski doğurmaktadır.

Üstelik mesele yalnızca suyun miktarı değildir; kalitesi de artık en az miktarı kadar stratejiktir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024-2025 döneminde yürüttüğü izleme çalışmalarında Seyhan Havzası’ndaki çok sayıda su kütlesinin “orta” kalite sınıfında değerlendirilmesi; tarımsal kaynaklı yayılı kirlilikten kentsel ve endüstriyel baskılara kadar su kalitesinin bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bundan sonraki hedefimiz yalnızca tarlaya daha fazla su ulaştırmak değil; kaynağından denize kadar daha temiz su bırakabilmek olmalıdır.

Seyhan’ın Akdeniz’le kucaklaştığı aşağı havza düzlükleri ve delta ekosistemi, tarladaki ürün kadar doğanın yaşama tutunduğu en hassas denge sahasıdır. Uluslararası Ramsar Sözleşmesi’nin güvencesi altındaki ülkemizin en büyük lagünü olan Akyatan ile komşusu Tuzla Lagünü; kıtalararası kuş göç yollarının, zengin yaban hayatının ve Akdeniz balıkçılığının hayati sığınağıdır. Nehir yatağına bırakılan can suyunun kesintisiz akması, tarımsal drenaj sularının arıtılarak sisteme verilmesi ve kıyı alanlarının muhafazası; sadece kanat çırpan kuşları ve lagündeki canlıları değil, ovadaki toprağın verimini ve ürün kalitesini de dolaysız biçimde korumaktadır.

HAVZANIN HAZİNELERİ: Beyaz Altından Narenciye, Ayçiçeği ve Soya Bahçelerine Tarımsal Zenginlik

Kıymetli Dostlar,

Seyhan Havzası, Akdeniz güneşinin ısıtan nefesi ve alüvyon toprağın bereketiyle ülke ekonomimizin gıda arzına ve endüstrisine devasa katma değer sağlayan benzersiz bir ürün çeşitliliğine ev sahipliği yapmaktadır:

Çukurova Narenciyesi (Portakal, Mandalina, Limon, Greyfurt):
Türkiye’nin taze meyve ihracatında ve iç pazar tedarikinde lider konumda olan Adana bahçeleri; gelişmiş lojistik altyapısı ve soğuk zincir ağıyla dünyanın dört bir yanına ulaşan milli bir servettir.

Ceyhan ve Seyhan Pamuğu (Beyaz Altın):
Yüksek lif uzunluğu, mukavemeti ve kalitesiyle tekstil sanayimizin stratejik ham maddesi olan pamuk; bu toprakların tarihsel kimliğini ve alın terini simgeleyen en köklü değerdir.

Mısır, Soya, Ayçiçeği ve Yer Fıstığı Üretimi:
Ülke soya üretiminin ezici çoğunluğunu tek başına karşılayan, su tasarruflu yapısıyla ovada hızla yaygınlaşan ayçiçeği rekoltesiyle yağlık tohum arzına güç katan; mısır ve yer fıstığıyla nişasta, yemeklik yağ ile yem sanayisinin çarklarını döndüren devasa bir endüstriyel güçtür.

Durum Buğdayı, Erkenci Soğan ve Patates:
Kışlık ekimde yüksek protein kalitesiyle öne çıkan durum buğdayının yanı sıra, ilkbaharda Türkiye’nin taze soğan ve patates ihtiyacını karşılayan ilk hasat merkezidir.

Adana Karpuzu, Seracılık ve Erkenci Sebzecilik:
Örtü altı üretim imkânları ve ilkbaharda pazara sunulan erkenci ürün avantajıyla Türkiye sofralarına tazeliği ilk ulaştıran, havzaya yüksek nakit akışı ve ticari hareketlilik kazandıran bir tarımsal dinamizmdir.

Yukarı Havza Yayla Meyveciliği, Arıcılık ve Hayvancılık:
Pozantı ve Karaisalı’nın sarp yükseklerinde yetiştirilen elma, kiraz, ceviz, yayla sebzeleri ve zengin flora sayesinde gelişen arıcılık ile mera hayvancılığı; ovadaki tarımı tamamlayan özgün bir kırsal ekonomi sütunudur.

Kırsal Turizm, Agroturizm, Festivaller ve Eko-Rotalar:
Pozantı, Aladağ ve Karaisalı yaylalarında doğa yürüyüşleri ve yayla turizmi; tarihi Varda Köprüsü (Alman Köprüsü) ve Kapıkaya Kanyonu çevresinde kanyon fotoğrafçılığı, tırmanış ve kampçılık; bağbozumu etkinlikleri ile Adana mutfağını çiftlikten sofraya sunan lezzet ve gastro-turizm rotaları havzanın en dinamik zenginlikleridir. Bunun da ötesinde coğrafya; bahar aylarında tüm ovayı kaplayan büyüleyici narenciye kokularıyla bütünleşen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Çukurova’nın sanat ve toprak hafızasını simgeleyen Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali ve Akdeniz’in kardeş festivali Altın Portakal gibi köklü kültür-sanat buluşmalarıyla tarımı, turizmi ve sanatı aynı potada eriten devasa bir çekim merkezidir.

PEKİ NE YAPABİLİRİZ? HAVZANIN REFORM REÇETESİ

Seyhan’ın binlerce yıllık zirai mirasını yarınlara taşımak, kuraklık baskısı altındaki su kaynaklarımızı muhafaza etmek ve toprağa alın terini döken üreticimizin refahını kalıcı kılmak adına vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gereken stratejik öncelikleri şöyle sıralayabiliriz:

1.Bütüncül Havza Yönetimi ve Saha Uygulama Disiplini
Hazırlanan havza yönetim, kuraklık ve koruma planları kâğıt üzerinde birer temenni belgesi olarak kalmamalı; Devlet Su İşleri (DSİ), Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri, yerel yönetimler ve Ziraat Odaları iş birliğiyle tarlada doğrudan karşılık bulmalıdır. Plan üretmek kadar, o planı sahada kararlılıkla uygulayabilmek de kurumsal kapasitenin asıl göstergesidir.

2.Dinamik Su Bütçesi ve Su Kısıtına Göre Ürün Planlaması
Havzaya giren su miktarı ile tarım, içme suyu, sanayi ve ekosistem gereksinimleri aylık periyotlarla izlenmelidir. İklim krizinin derinleştiği kurak dönemlerde ürün deseni, tarladaki mevcut su bütçesine göre esnek ve yönlendirici bir anlayışla yönetilmelidir.

3.Birinci Sınıf Alüvyon Arazilerin Şartsız Korunması
Adana ve Yüreğir ovalarındaki mutlak tarım arazileri, kentsel yayılma ve sanayi parselasyonuna karşı tavizsiz şekilde muhafaza edilmelidir. Birinci sınıf alüvyon topraklarda tarım dışı arazi kullanımına izin verilmemeli; sanayi, lojistik ve konut yatırımları tarıma elverişsiz marjinal sahalara yönlendirilmelidir.

4.Modern Sulama Şebekeleri ve Kapalı İletim Dönüşümü
Aşağı Seyhan Ovası’nda yürütülen kapalı basınçlı sulama şebekesi projeleri hızlandırılmalıdır. Açık kanallardaki buharlaşma ve iletim kayıpları sıfırlanarak; toprak yapısına ve ürün tipine uygun damla, yağmurlama ve hat içi basınçlı sulama sistemleri zorunlu kılınmalıdır.

5.Toprak Sağlığı, Tuzluluk ve Pestisit İzleme Ağları
Aşağı Seyhan Ovası’nda taban suyu seviyesi, elektriksel iletkenlik (EC), toprak tuzluluğu ve drenaj suyu kalitesi anlık izlenmelidir. Bilinçsiz gübreleme ve pestisit kirliliği önlenerek toprak organik maddesi muhafaza edilmeli; riskli alanlar için parsel bazlı Toprak Sağlık İzleme Ağları kurulmalıdır.

6.Taşkın ve Kuraklığın İkiz Yönetimi ve Doğa Temelli Çözümler
Kuraklık ve ani taşkınlar aynı iklim krizinin iki farklı yüzü olarak bütüncül yönetilmelidir. Taşkın düzlükleri imara kapatılmalı; yağışın bol olduğu dönemlerde suyun yeraltı akiferlerine beslenmesini sağlayacak doğa temelli depolama altyapıları inşa edilmelidir.

7.Su Ürünleri, İç Su Balıkçılığı ve Lagün Yetiştiriciliği
Seyhan Baraj Gölü, havza içi akarsular ve kıyı lagünlerindeki su ürünleri potansiyeli sürdürülebilir avcılık ve modern su ürünleri yetiştiriciliğiyle desteklenmelidir. Tarımsal ve sanayi atıklarının su ürünlerine zarar vermesini önleyecek arıtma ve denetim mekanizmaları sıkılaştırılmalıdır.

8.Yukarı Havza Arıcılığı ve Bal Ormanları Kalkanı
Pozantı, Karaisalı ve Toroslar’ın zengin florasında yürütülen arıcılık faaliyetleri koruma altına alınmalıdır. Pestisit kullanımının yoğun olduğu ova üretimi ile yayla arıcılığı arasında tampon bölgeler oluşturulmalı, yeni bal ormanları ve gezginci arıcı konaklama noktaları planlanmalıdır.

9.Süs Bitkileri ve Örtü Altı Çiçekçilik Teşvikleri
Adana’nın iklim avantajı ve yüksek güneşlenme süresi değerlendirilerek kesme çiçek ve dış mekan süs bitkileri yetiştiriciliği stratejik olarak desteklenmelidir. İhracat potansiyeli yüksek olan bu alanda seracılık altyapısı ve soğuk zincir lojistiği güçlendirilmelidir.

10. Narenciyede Soğuk Zincir, İşleme Tesisleri ve İhracat Birlikleri
Narenciyenin dalında kalmaması ve fiyat dalgalanmalarından korunması için bölgesel soğuk hava depoları, dondurulmuş gıda ve meyve suyu konsantre tesisleri kurulmalıdır. Coğrafi işaretli ürünler üretici örgütleri üzerinden doğrudan ihracat kanallarına bağlanmalıdır.

11.Pamukta Kalite, Lisanslı Depoculuk ve Tekstil Entegrasyonu
Pamuk üretiminde lif kalitesini koruyan makineli toplama ve çırçırlama standartları getirilmelidir. Lisanslı depoculuk yaygınlaştırılarak, pamuk üreticisi ile milli tekstil sanayisi arasında aracısız ve doğrudan tedarik köprüleri kurulmalıdır.

12.Gelişmiş Tarım Finansmanı, Gelir Güvencesi ve Sözleşmeli Üretim
Düşük su tüketen alternatif ürünlere geçiş sadece idari kararlarla sağlanamaz. Üreticinin pazar ve fiyat riskini ortadan kaldıracak gelir güvenceli destekleme modelleri, faiz sübvansiyonlu işletme kredileri ve kamu garantili sözleşmeli üretim mekanizmaları devreye sokulmalıdır.

13.Genç Çiftçi Yatırım Paketleri ve Alacak Tabanlı Finansman
Kırsal nüfusun yaşlanmasını önlemek adına genç girişimcilere özel uzun vadeli, düşük faizli yatırım kredileri sunulmalıdır. Tarımsal alacak teminatlı finansman modelleri ve lisanslı depo senetleri (ELÜS) üzerinden finansmana erişim kolaylaştırılmalıdır.

14.Kırsal Kadın Kooperatiflerinin Üretim ve İhracat Gücü
Narenciye işleme, meyve kurutma, reçel ve ambalajlama alanında faaliyet gösteren kadın kooperatiflerine doğrudan tesis, makine-ekipman ve hibe desteği sağlanmalıdır. Kadınların tarımsal karar mekanizmalarında ve yönetimde yer alması teşvik edilmelidir.

15.Mevsimlik Tarım İşçilerine İnsani Yaşam ve Çocuklara Eğitim Teminatı
Hasat dönemlerinde ovada konaklayan emektar işçilerimizin barınma, temiz su, elektrik, sağlık ve ulaşım imkânları insani standartlara ulaştırılmalıdır. Tarım işçisi çocuklarının eğitimden kopmaması adına mobil eğitim araçları ve sahada kesintisiz takip mekanizmaları kurulmalıdır.

16.Afetlere Dirençli Kırsal Altyapı ve Deprem Sonrası İhya
6 Şubat depremlerinin ardından kırsal alanda ortaya çıkan ahır, depolama, sulama ve lojistik eksiklikleri hızla tamamlanarak, üreticilerimizin kesintisiz biçimde tarlada kalması güvence altına alınmalıdır.

17.Seyhan Deltası, Ramsar Lagünleri ve Kıyı Akiferleri Koruma Programı
Aşağı Seyhan kıyılarında tuzlanmayı önlemek için yeraltı suyu çekimi kontrol altında tutulmalıdır. Akyatan ve Tuzla lagünleri ile delta ekosisteminin yaşayabilmesi için nehir yatağına bırakılan can suyu miktarı kanuni güvenceye kavuşturulmalıdır.

18.Seyhan Tarımsal Veri, Erken Uyarı ve Dijital Karar Destek Merkezi
Ani sıcaklık değişimleri, don, kuraklık ve zararlı istilalarına karşı uydu, drone ve toprak sensörleriyle entegre dijital erken uyarı ağları kurulmalıdır. Toprak ve su analiz sonuçları dijital platformlar üzerinden üreticilerin erişimine sunulmalıdır.

19.Kırsal Turizm, Agroturizm ve Agro-Gastro Rotalarının Geliştirilmesi
Seyhan Havzası’nın zengin doğası ve tarımsal üretimi, kırsal turizm yatırımlarıyla çiftçi için ek gelir kaynağına dönüştürülmelidir. Pozantı, Karaisalı ve Aladağ yükseklerinde yayla turizmi ve pansiyonculuk desteklenmeli; tarihi Varda Köprüsü, Kapıkaya Kanyonu ve Seyhan Baraj Gölü çevresinde eko-turizm rotaları oluşturulmalıdır. Bahar aylarında narenciye bahçelerinde “Portakal Çiçeği Hasat ve Çiçek Turları”, bağbozumu döneminde “Geleneksel Bağ ve Meyve Rotaları” ile kırsal kadın kooperatiflerinin işlettiği “Çiftlikten Sofraya Agro-Gastro Durakları” hibe ve mimari altyapı desteğiyle yaygınlaştırılmalıdır.

BENCE: Seyhan Havzası, Çukurova’nın Can Suyu ve Üretim Güvencesidir…

Sevgili Dostlarım,

Toroslar’ın serin nefesiyle Seyhan’ın sularını buluşturan bu bereketli topraklarda ter döken emektar çiftçimiz; yalnızca bir şehri değil, tüm Türkiye’yi besleyen devasa bir üretim çarkını döndürmektedir.
Hazırlanan nehir havza yönetim planlarını klasörler arasında unutmayıp; mülki idarenin, belediyelerin, üretici örgütlerinin ve sanayicilerin ortak kararlılığıyla tarlaya indirmek, geleceğimize olan borcumuzdur.
Şunu açıkça vurgulamak gerekir ki; sanayinin ülkeye kattığı üretime, istihdama ve ihracat gücüne kimse karşı duramaz. Ancak üretken toprakları betonlaşmaya teslim eden, Çukurova gibi bir tarımsal hafızayı sanayi parselasyonuna boğarak tarlayı tıkama hatası, uzun vadede kendi iktisadi temellerimizi sarsmaktan başka bir şey değildir. Gayemiz üretim sektörlerini yarıştırmak değil; akılcı toprak kullanımı ve hassas su yönetimiyle tarım ile sanayiyi Seyhan’ın gölgesinde birbirini güçlendiren iki stratejik güç haline getirmektir.

Toprağı betondan, suyu israftan, emektar çiftçiyi darlıktan koruyup bu cennet coğrafyanın bereketini geleceğe lekesiz taşımak; bizim üretim ahlakımızın ve tarım anlayışımızın asıl özüdür.

Çünkü mesele sadece toprağa tohumu, fidanı düşürüp ürün almak değil; “Toprağın kadim bereketini mühendis aklıyla harmanlayıp, bu ebedi mirası yarınlara lekesiz ve eksiksiz devretmektir.”

Seyhan Havzamızın bu kutsal mücadelesine rehberlik edecek mottomuz tam da burada doğuyor:

“Seyhan’ın Suyuyla Hayat Bulan Alüvyon Topraklar; Akılla Yönetilen Su, Emekle Yeşeren Yarınlar!”

Yazın bu aşırı sıcağında tarlada, narenciye bahçesinde ve yüksek meralarda toprağa emeğini katan; her türlü zorluğa rağmen üretmekten vazgeçmeyen Seyhan Havzası’nın emektar çiftçilerine ve memleketimizin dört bir yanında alın teriyle bereketi büyüten tüm çiftçilerimize, üreticilerimize yürekten kolaylıklar ve iç aydınlığı diliyorum.

Biliyorum ve kalpten inanıyorum ki; o kavurucu güneşin altında toprağa düşen tek bir damla alın teri dahi zayi olmaz. O ter; evlerimizdeki helal ekmeğin, soframıza bereket katan katığın ve evlatlarımızın yarınlara umutla bakmasının asıl harcıdır. Toprağa emanet ettiğiniz her emeğin, verdiğiniz her mücadelenin karşılığını sağlık, huzur ve bol bereketle almanız en büyük duamdır. Çukurova’nın ve memleketin tüm emektarlarına ayrı ayrı şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum.

32 HAVZALIK MARATONUN ARDINDAN DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE BİR TEŞEKKÜR

Değerli Dostlar,

Tam 32 hafta önce başladığım bu yolculukta; ülkemizin tarımsal üretim coğrafyasını, nehir havzalarını ve birbirini tamamlayan üretim bölgelerini esas alarak oluşturmaya çalıştığım 32 havza dosyasını tek tek ele aldım. Konya Ovası’ndan Çoruh Kanyonları’na, Fırat-Dicle’nin kadim ovalarından Edirne’nin çeltik tarlalarına, Gediz’den Seyhan’a kadar bu toprakların üretim haritasını karış karış birlikte inceledik.
Bu yolculuk boyunca kimi hafta bir ovanın bereketinde, kimi hafta bir dağın eteğinde, kimi hafta susuzluğun endişesinde buluştuk. Her Pazar bu uzun yolculuğa ortak olan, eleştirisiyle, önerisiyle ve duasıyla yanımızda duran bütün okuyucularımıza gönülden teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle; haftalardır tarlada nasır tutan ellerin, toprağın ve akan suyun sesiyle ilmek ilmek dokuduğumuz bu 32 havzalık devasa birikimi raflarda bırakmıyor; önümüzdeki günlerde tüm üreticilerimizin, uzmanların ve kamuoyunun tek tıkla erişebileceği “Türkiye Tarım Havzaları Dijital Bilgi ve Yönetim Sistemi” adını verdiğim interaktif bir dijital platforma taşımayı düşünüyorum. Eğer bunu başarabilirsem; Toprak – Su – Ürün – Risk aksında kurgulanan bu platformda; havzalarımızın toprak yapısından su bütçesine, tescilli ürünlerinden reform reçetelerine kadar her detay yaşayan bir rehber olarak varlığını sürdürecektir.

Kıymetli Dostlarım,

Türkiye’nin tüm havzalarını kapsayan bu büyük emek yolculuğunu tamamlamamızla birlikte; önümüzdeki yeni tarım yılı başlangıcına ve sizlerin huzuruna çıkacağım yepyeni bir yazı dizisini olgunlaştırana kadar Pazar yazılarıma kısa bir mola veriyorum. Yeni sezonda, yeni fikirler ve toprağımıza can verecek yepyeni projelerle yeniden kucaklaşmak dileğiyle…

“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”

Kalın Sağlıcakla.

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

toprak haber

Bir yanıt yazın