Gübre Piyasasında “Fiyat Gevşemesi” ve Hammadde Kıskacının Sıkılaşması…
-
Değerli üretici kardeşlerim, sektörün kıymetli temsilcileri;
Geçen hafta “Fiyat Yorgunluğu” ve sessiz direniş olarak tanımladığımız o derin durağanlık, bu hafta yerini daha sinsi ve daha tehlikeli bir tabloya bıraktı. Raporlar artık net konuşuyor: Küresel gübre piyasası, alıcının “bu fiyata almam” direnişiyle ürün fiyatlarında belirgin gevşeme yaşarken hammadde tarafında tam tersine bir yangınla karşı karşıya. Hindistan ihalesinin rüzgârı dinince balon sönmeye başladı; ama kükürt ve amonyak maliyetleri rekor seviyelerde uçmaya devam ediyor. Artık klasik arz-talep dengesi değil, “maliyet duvarı ile talep yıkımı” arasındaki amansız çekişme konuşuluyor.
Şimdi, bu karmaşık tabloyu daha yakından görelim ve üretim rotamızı belirlemek adına gelin hep birlikte piyasalara bir bakalım.
PİYASADA YENİ GERÇEKLİK: ÜRÜN FİYATLARI GERİ ÇEKİLİYOR, HAMMADDELER TAHT KURUYOR
Kıymetli dostlarım, bu haftanın en çarpıcı gerçeği şu: Ürün fiyatlarındaki düşüş, arz bolluğundan değil; alıcının nefesinin tamamen daralmasından ve sezon sonu sessizliğinden kaynaklanıyor. Brezilya, Avrupa ve Amerika’da sezon bitmiş; Türkiye ve diğer pazarlarda “izle-bekle” modu zirve yapmış durumda. Satıcılar elindeki malı elden çıkarmak için fiyat kırıyor; ama fabrikalar hammaddeyi aynı hızla alamadığı için üretim maliyetleri tavan yapmış durumda. Hürmüz Boğazı hâlâ kapalı ve 800 bin ton üre orada sıkışmış vaziyette. Katar üretime dönse de Umman tek aktif ihracatçı. Piyasa hâlâ “ürün” değil, “o ürünü limandan çıkarabilecek miyiz?” sorusunu fiyatlıyor.
ÜRE: İHALE SONRASI SOĞUMA VE LİKVİDASYON BASKISI
Sevgili dostlar, üre tarafında beklediğimiz soğuma şu anda tam gaz devam ediyor. Hindistan IPL ihalesi sonrası fiyatlar üçüncü haftadır geriliyor. Black Sea granüler (Karadeniz limanlarından, başta Rusya ve Mısır gibi yakın havza üreticileri olmak üzere sevk edilen; tanecik yapısı daha iri ve dayanıklı olan üre tipidir.) FOB 700-720 $/ton bandına, Orta Doğu FOB 800-830 $/ton aralığına çekilmiş durumda. Brezilya CFR’de de 725-740 $/ton seviyeleri konuşuluyor. Nijerya günlük fiyatlamaya geçti, Katar kapasitesini artırdı; ancak bunlar alıcıyı ikna etmeye yetmiyor. Alıcılar “daha ucuz gelecek” beklentisiyle kenarda bekliyor. Bir sonraki talep dalgası (Hindistan’ın haziran ayının ikinci yarısındaki ihtiyacı) gelene kadar likidasyon baskısı sürecek. Fiyatlardaki bu gerileme, üreticiler için “maliyet kıskacını” daraltıyor.
FOSFAT: TEKLİF YAĞMURU ALDATMASIN, MALİYET DUVARI YÜKSELİYOR
Fosfat tarafında Hindistan’ın 1,6 milyon ton DAP/TSP ihalesine 2,7 milyon ton teklif gelmesi ilk bakışta “arz bol” gibi görünse de tam tersi bir mesaj veriyor: Diğer pazarlarda talep çöktüğü için satıcılar Hindistan’a “son çare” olarak yükleniyor. En düşük DAP teklifi 930 $/ton CFR seviyesinde (Nisan başındaki doğrudan satışlardan 65 $/ton daha yüksek). Mısır NCIC satış ihalesini kapattı. ABD NOLA DAP 15 $ yükselerek 740-755 $/ton FOB’a çıktı. Brezilya MAP stabil, Avrupa DAP stabil görünüyor.
Ama asıl tehlike burada: Kükürt ve sülfürik asit fiyatları tarihî zirvede. Entegre olmayan DAP fabrikalarının üretim maliyeti 800-1.100 $/ton FOB bandına dayanmış durumda. Bazı üreticiler “üretmemek daha mantıklı” noktasına geldi. Suudi Arabistan, Kızıldeniz limanlarından ihracatını artırıyor; ancak bu da genel tabloyu değiştirmiyor. Çin’in 2026 boyunca DAP/MAP/NP ihracatını tamamen durdurabileceği endişesi de masada.
AMONYAK VE KÜKÜRT: PİYASANIN SİNİR MERKEZİNDEKİ YANGIN
İşte asıl mesele… Amonyak’ta Tampa kontratı mayıs ayı için 50 $/ton zamla kapandı. Hindistan 521 bin ton amonyak için haziran-ağustos ihalesi açtı. Kükürt’te ise tam bir şok: KPC mayıs KSP’sini 765 $/ton FOB (+195 $), ADNOC OSP’yi 760 $/ton FOB (+160 $) ilan etti. Kükürt ton başına 1.000 $ sınırını zorluyor. Talep yıkımı başlasa da hammadde fiyatları hâlâ yükselişte. Orta Doğu’daki çatışma biterse hafif bir düzeltme gelebilir diye konuşuluyor; ama kimse buna güvenmiyor. Birkaç geminin Hürmüz’den geçmiş olması lojistiğin kırılganlığını değiştirmiyor.
POTAS: TEK SAKİN ADA
MOP fiyatları küresel olarak değişmeden devam ediyor. CFR Güneydoğu Asya 400-440 $/ton bandında stabil. Potas, alternatif ürünlere göre hâlâ “göreceli ucuz” konumunu koruyor.
TALEP YIKIMI: ARTIK “KULLANIM ORANI” DÜŞÜYOR
Değerli dostlarım, artık sadece “fiyat artışı” değil, “tüketimin kırılması” dönemindeyiz. Gübre pahalı diye nikel tesisleri kapanıyor, çiftçi alımı erteliyor, kullanım oranları düşüyor. Bu, tarımsal üretimin temelini sarsan yapısal bir talep yıkımıdır. Stoklar Hindistan’da bile nisan girişinde geçen yıla göre artsa da Kharif Sezonu (Hindistan ve çevre ülkelerde muson yağmurlarıyla başlayan, haziran ve ekim aylarını kapsayan ana ekim-dikim dönemi) için yeterli mi, burası bir muamma.
BENCE: “ERİŞİM GÜVENLİĞİ” FİYATIN ÇOK ÖNÜNE GEÇTİ
Yine söylüyorum; bugün yaşadığımız kriz, sadece rakam meselesi değil. Üreticimiz için en büyük risk, “pahalı almak” değil, “hiç bulamamak”tır. Hammaddeye entegre olmayan, lojistik risklerini yönetemeyen yapılar önümüzdeki dönemde çok zorlanacak. Çin’in olası ihracat yasağı, Hürmüz’ün kapalı kalması, kükürt krizi… Maalesef tüm bunlar 2026’yı “erişim savaşına” dönüştürebilir.
DEVLETİMİZ VE SEKTÖR İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI
Değerli dostlarım, küresel krizlerin derinleştiği dönemlerde devletlerin refleksleri hayati önem taşır. Nitekim son süreçte, Hindistan hükümetinin piyasa dinamiklerini korumak adına satın alma süreçlerini geçici olarak merkezi kontrol altına alması ve stratejik ihale hamleleri, devlet liyakatinin üretim sürdürülebilirliği için nasıl bir kalkan olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir. Ben de bu tecrübeler ışığında, ülkemiz tarımının geleceği adına naçizane şu stratejik adımların değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum:
Gıda güvenliğini milli güvenlik meselesi olarak görmeye devam etmek istiyorsak işte “Leventçe” acil hamleler:
• Tedarik Hattı Güvencesi: Hürmüz riskine karşı alternatif limanlar, kara yolu koridorları ve çoklu taşıma kontratları derhal güçlendirilmeli.
• Milli Hammadde Havuzu: Amonyak ve kükürt stratejik rezerv statüsüne alınmalı; fabrikalarımızın durmaması için sigorta oluşturulmalı.
• Dijital Rezerve Sistemi: Çiftçimizin gübreyi önceden rezerve edebileceği, stok takibinin şeffaf olacağı teknolojik platformlar devreye sokulmalı.
• Entegre Üretim Teşviki: Hammaddeye entegre olmayan tesisler için yeni destek modelleri geliştirilmeli.
TOPRAĞIN UÇ BEYLERİNE: BAYİLERİMİZ İÇİN KRİTİK NOT
Kıymetli yol arkadaşlarımız, tarımın sahadaki en güçlü kalesi olan bayilerimiz;
Yeni dünya düzeninde ticaretin kurallarının yeniden yazıldığının hepimiz farkındayız. Artık “en ucuz malı bulan” değil, “kriz anında çiftçisine kesintisiz ürün ulaştırabilen” vizyoner bayi, gerçek liderdir. Piyasadaki mevcut fiyat gevşemesi sizi yanıltmasın; bana göre bu bir arz bolluğu değil, fırtına öncesi sessizliğidir.
Tavsiyem şudur: Stok yönetiminizi “tam zamanında” modelinden, “güvenli stok” modeline derhal geçirin. Hürmüz’deki düğüm ve kükürt yangını gösteriyor ki; deponuzdaki her bir çuval gübre, sadece bir ticari emtia değil, bu vatanın gıda bağımsızlığına verilmiş bir sadakat sözüdür. Çiftçinizin size en çok ihtiyaç duyduğu bu zorlu günlerde, lojistik krizlerin arkasına sığınmak yerine, deponuzun gücüyle onların yanında durun. Unutmayın; sadakat, en zor zamanda ulaşılan üründür.
TOPRAĞIN SADIK KORUYUCULARINA: ÇİFTÇİMİZE TAVSİYE VE KUTLAMA
Değerli çiftçi kardeşlerim, toprağın bekçileri;
Maliyetler belinizi büküyor ve sizi bir “bekleyiş” içine itiyor; bunun çok farkındayım. Ancak dünya genelinde hammadde kıskacının bu denli daraldığı bir ortamda, yarın tarlaya atacak gübre bulamamak, o gün pahalıya almaktan çok daha büyük bir yıkımdır. Bu sezon “bulunabilirlik”, fiyatın önüne geçmiştir. İmkanlarınız dahilinde, sezon gelmeden ihtiyacınızı deponuzda hazır tutmak, inanın bu belirsizlik iklimindeki en doğru adım olacaktır.
Ve bugün, takvimler 14 Mayıs’ı gösteriyor…
Nasırlaşmış ellerin, toprak kokan alınların, güneşin altında kavrulan ama umudunu asla yitirmeyen yüreklerin günü. Sizler sadece buğdayı, mısırı, pamuğu değil; bu milletin geleceğini, çocukların rızkını, vatanın bağımsızlığını yetiştiriyorsunuz. Şehirler uyurken sabaha karşı tarlasına düşen, toprağı bir evlat gibi sinesine basan siz cefakâr çiftçilerimiz; bilin ki döktüğünüz her damla ter, bu toprakların en kıymetli hazinesidir.
Belki mazotun, gübrenin yükü ağır; belki gökyüzünden beklediğiniz rahmet bazen gecikiyor…
Ama sizin o vazgeçilmez sabrınız, her mevsim yeniden yeşeren azminiz olduğu sürece bu topraklar asla aç kalmayacaktır. Siz bu vatanın asıl gücü, sofralarımızın bitmeyen bereketisiniz.
Dünya Çiftçiler Gününüz kutlu olsun! Ellerinize dert, toprağınıza zeval, hanenize darlık gelmesin. Bereketli sezonların, emeğinizin karşılığı olan kazançların huzuru her daim üzerinizde olsun.
Kalın sağlıcakla…
“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

