Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu

Tarımın “Magazin” Çıkmazı: Alkış Sizin, Çile Bizim mi?

    Bugün sabah bir büyüğümden, “Bu topraklar seni yordu” diye bir mesaj aldım. Bilmem dışarıdan öyle mi görünüyorum? Aslında yorulmak bir yana, bu kadim toprakların beni nasıl beslediğini içsel bir huzurla düşünerek ona şu cevabı verdim:

    “Abi, inan bu topraklar beni yormuyor; aksine bu topraklar o kadar huzurlu ve o kadar doğurgan ki, ona her dokunuşumda beni yeniden doğuruyor, ruhumu tazeliyor. Kısacası bu topraklar benim yaşam pınarım.

    Beni asıl yoran toprak değil; toprağa hiçbir şey vermeyip ondan bencilce yararlananlar, onun asaletine gölge düşürmeye çalışanlardır. Değerli olanı savunmak, emeği ve hakikati korumaya çalışmak benim için bir yorgunluk değil; aksine sorumluluk bilincimi bileyen ve her seferinde beni daha da huzurlandıran onurlu bir görevdir.

    ‘Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.’ Ben toprağa bakılması gerektiği gibi bakmaya, emeğimi de bu bilinçle korumaya devam edeceğim.”

    Bu yazışmanın ardından; beynimde yine aklımdan hiç gitmeyen, her mecrada konuşmaktan sıkılmayacağım ve hatta bana söz verilen her yerde dile getireceğim o gerçek tetiklendi. Ben de bu tetiklenmeyi cümlelere döküp; hem tarım sevdalısı insanlarımıza hem de tarım sevdalısıymış gibi görünüp tarımı her yönüyle kemirenlere yazmak istedim.

Değerli dostlarım, toprağın gerçek sahipleri;

Bugünlerde memleketin her köşesinde müstesna bir “tarım sevdası” dalgası esiyor. Televizyon ekranlarından sosyal medya mecralarına kadar her yerde tarıma dair kesintisiz bir uğultu yükseliyor. Bakıyorsunuz; dün sahnede sanatıyla devleşen bir aktör, bugün bir zeytin dalının gölgesinde gıda arz güvenliğinden bahsediyor. Yeşil sahalarda fırtına gibi esen bir futbolcu, mahkeme salonlarında adalet arayan bir avukat, şifalı elleriyle hayat kurtaran bir hekim ya da alın teriyle sistemleri onaran bir tesisat ustası…

Hatta bir mimar, bir bankacı, bir öğretmen ya da bir yazılımcı… Toplumun her kesiminden, her meslek grubundan gelen bu ilgiye büyük bir hürmetle bakıyorum. Onların; “Çiftçimiz üretmezse soframız boş kalır”, “Gelecek tarımdadır”, “Toprak ananın bereketine sahip çıkmalıyız”, “Sürdürülebilir gıda insanlık için bir haktır” gibi amatör ama bir o kadar samimi, saf ve iyi niyetli açıklamalarına gıpta ediyorum.

Açıkçası halka mal olmuş, milyonlarca takipçisi olan bu yüksek profilli isimlerin; tarımı sadece bir kazanç alanı değil, bir “yaşam pınarı” olarak görüp toplumda bu yönde bir farkındalık yaratması, tarımsal üretimimizin kutsallığını gündeme taşıması takdire şayandır. Toprağın sesini kitlelere ulaştıran her iyi niyetli nefes, benim için çok kıymetli bir yol arkadaşlığıdır.

Lakin…

İşte o kritik eşik; mesleki onurumuzun ve o sarsılmaz müktesebatımızın zedelendiği o keskin sınırı çiziyor. Bir sanatçının, bir sporcunun ya da bir kanaat önderinin “Tarım önemlidir” demesi başımın tacıdır; ancak aynı ismin uzmanlık alanını fersah fersah aşıp tarım politikası üretmeye, tohum ıslahının teknik detaylarından bahsetmeye veya bitkisel üretimin makroekonomik dengelerini bir uzman edasıyla dikte etmeye çalışması, tam anlamıyla bir “hadsizlik” vesikasıdır.

Asıl can yakıcı olanı ise; medyanın o kokuşmuş dehlizlerinde “tarım yazarı” sıfatına sığınıp, aslında sadece ürün satma derdinde olanların yarattığı illüzyondur. Bu zatlar zannediyorlar ki; tarım sektörü mühendisiyle, teknikeriyle, teknisyeniyle, gece gündüz ahırda ter döken veteriner hekimiyle o kadar kalitesiz ve sahipsizdir ki, “bulduk bir mecra, nasıl olsa anlamazlar” diyerek her istediklerini yapabilirler.

Hayır! Bu sektör; akademik bilgiyi sahanın tecrübesiyle perçinlemiş, pırlanta gibi yetişmiş on binlerce donanımlı vatan evladının omuzlarında yükselmektedir. Üç-beş yüksek takipçili hesabı veya popülist bir ekran yüzünü arkasına alıp, tarımı bir “pazarlama aparatı” haline getirenlere açıkça sesleniyorum: Bizim liyakatimiz, sizin reklam bütçelerinizden büyüktür. Bu toprakların derinliğini bilmeden, bitkinin dilini çözmeden ve hayvan sağlığının kutsallığını kavramadan atılan her slogan, sadece kişisel kibrinizi besler; ama üretimin asaletine gölge düşüremez. Kimse bizi, bulduğu her mecrayı bir “satış tezgahı” sananların insafına terk edilmiş sanmasın. Biz buradayız; bilimimizle ve namusumuzla toprağımızın bekçisiyiz.

“Dedesinin Bahçesiyle Tarım Profesörü Kesilenler”
Nefret ettiğim asıl sakillik şudur: Okuduğu üç beş popüler makaleyle, dedesinden kalma bahçedeki elmanın, domatesin, hıyarın tadıyla veya yanındaki teknik elemandan duyduğu iki terimle kendini “tarım gurusu” ilan edenlerin yarattığı o suni iklim.

Sadece sanatçılar mı? Hayır! İktisatçısından makine mühendisine, bilgisayar mühendisinden doktoruna; hatta koltukta oturan iktisatçı, hukukçu, işletmeci tarım bakanına kadar; tarım profesyonellerine danışmadan, toprağın tozunu yutmadan, bitkinin o sessiz dilini çözmeden politika üretmeye kalkışan herkes bu erozyonun bir parçasıdır. Tarım, kimsenin “boş zaman aktivitesi” ya da “emeklilik hayali” değildir; tarım, her hücresinde bilim, liyakat ve nasırlı ellerin ahını barındıran devasa bir disiplindir.

Belediyeler ve “Pazarlama Hastalığı”
Asıl acı olanı ise; başta belediyelerimiz olmak üzere, tarımsal üretim yapan birçok kurumun “pazarlama” uğruna bu yüksek profilli ama sığ bilgili isimleri vitrine çıkarmasıdır. Sırf üç beş fazla tık almak, kısa vadeli bir siyasi veya ticari rant devşirmek adına tarımı bir “konuşma hastalığına” meze edenler, topluma en büyük bencilliği yapıyorlar.

Bu çevreler zannediyorlar ki; tarım sektörü mühendisiyle, teknikeriyle, veteriner hekimiyle öylesine sahipsizdir ki, “bulduk bir meşhur isim, arkasına sığınıp malı satarız” diyebilirler. Kimse kusura bakmasın; sizin o pazarlama harikası dediğiniz isimlerin tarlada kopardığı domatesle kurduğu cümleler, bizim teknik kadrolarımızın bir ömür verdiği bilimin karşısında sadece birer “gürültü”den ibarettir. Topluma yanlış algılar yükleyerek gerçek uzmanların sesini bastıran bu popülist tavır, tarımın geleceğine vurulan en büyük darbedir.

Son Söz: Çizmeyi Aşmayın!
Değerli dostlarım; her meslek grubu kendi sahasında asildir. Biz ziraat mühendisleri olarak nasıl ki bir ameliyata girip neşter tutmuyor, bir davanın hukuki sürecine müdahale etmiyor ya da uzmanlığımız olmayan başka bir mühendislik projesine imza atmıyorsak; başkalarının da tarımı bir uzmanlık alanı işgaline dönüştürmesine izin vermeyeceğiz.

Evet, maalesef ki hâlâ yazılı basında, ekranlarda ve meydanlarda büyük bir cehaletle “Tarım ve Hayvancılık” cümlesini kuranları ibretle izliyorum. Oysa bu popülist gürültüye kapılanlar bilmiyorlar ki; tarım asil bir üst kavramdır; hayvansal üretim ve bitkisel üretim ise onun stratejik kollarından sadece ikisidir. Şimdi soruyorum; bu temel ve bilimsel ayrımı dahi yapmaktan aciz olanların, kalkıp tarım politikası üretmeye yeltenmesi kelimenin tam anlamıyla trajikomik bir vaka değil midir?

Tıpkı tıp dünyasının; “tıp ve kardiyoloji” gibi teknik olarak hatalı bir cümleyi haklı olarak yan yana kurdurmadığı ve hiçbir hekimin bu kavram kargaşasına izin vermediği gibi; ya da kimsenin bir avukata hukuk, bir mimara statik hesap öğretmeye cüret edemediği gibi; biz de meslek onurumuzu ve uzmanlığımızı kimseye çiğnetmeyeceğiz.

Buradan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası yönetimimize ve ülkemizin dört bir yanında ter döken tüm tarım profesyonellerine sesleniyorum: Lütfen bu mesleki işgal karşısında üzerinize düşen o tarihi sorumluluğu yerine getirin ve her daim müsterih olun. Bu popülist gürültü elbet dinecek, bu sığ günler gelip geçecektir. Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki; bilimin desteklemediği, rasyonel verilerin ve teknik gerçeklerin doğrulamadığı hiçbir yapının sürdürülebilirliği yoktur.

Tarım; sadece konuşanların değil, toprağa bakması gerektiği gibi bakanların özüdür. Lütfen herkes kendi işini, bildiği uzmanlık alanını yapsın. Tarımın magazinleşmesine, sığ beyanatlarla içinin boşaltılmasına sessiz kalmamalı; bilimin ışığı sönmedikçe bu toprakların gerçek sahipleri olarak bizler, nöbetimize devam etmeliyiz. Unutmayın; tarlada izi olmayanın, hasatta sözü olmaz!

“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

toprak haber

Bir yanıt yazın