Gübre Piyasasında Makas Açılıyor: Üre Düşerken, Amonyak ve Kükürt Neden Yükseliyor…
-
Değerli çiftçi dostlarım, sektörümüzün kıymetli temsilcileri,
Geçen hafta, gübre fiyatlarındaki gevşemeyi bir “Yalancı Bahar” olarak nitelendirmiş ve tehlikenin henüz geçmediğini vurgulamıştım. Bu hafta gelen uluslararası raporlar, o temkinli olma halimizde ne kadar haklı olduğumu gösteriyor. Piyasa, bu hafta adeta ikiye bölündü: Çiftçimizin doğrudan kullandığı nihai ürünler olan üre ve fosfat gevşerken, bu ürünlerin ana hammaddeleri olan amonyak ve kükürdün tırmanışa geçtiğini görüyorum. Bu durum, piyasadaki makasın tehlikeli bir şekilde açıldığının ve geleceğe yönelik çok dikkatli olunması gerektiğinin en bariz işareti.
Uluslararası piyasalardan bu hafta elime ulaşan en taze veriler ışığında, piyasaların bize bu günlerde nasıl bir mesaj verdiğine gelin birlikte bakalım.
NOT: Analizlerimde sıkça gördüğünüz FOB terimi gübrenin üretildiği limandaki, CFR terimi ise Türkiye limanına getirilmiş halinin fiyatıdır.
ÜRE: Hindistan Freni Tuttu, Fiyatlar Geri Çekildi!
Geçen hafta “düzeltme hareketi” olarak ifade etmeye çalıştığım durum, bu hafta Hindistan’dan gelen haberlerle teyit edildi ve yerini bir “düşüş trendine” bıraktı. Hindistan’ın ithalat ihalesinde, piyasanın beklediği o devasa alımın bir kısmı olan yaklaşık 2 milyon tonu alması, küresel piyasalarda bir arz fazlası hissiyatı yarattı. Böyle olunca da fiyatlar aşağıya doğru çekildi.
Raporlar, Brezilya’da fiyatların 430 $/ton CFR seviyelerine kadar gerilediğini söylüyor. Mısır’da ise fiyatlar önce düştü ama haftanın sonuna doğru gelen alımlarla 447 $/ton FOB gibi seviyelere toparlandı. Bu hareketlilik, piyasanın hala ne kadar hassas olduğunun kanıtıdır bence.
Bu yaşananların çiftçimiz için anlamı ise şudur: Kısa vadede bu, iyi bir haber. Üre fiyatlarındaki o korkulan sert yükselişin önü kesilmiş durumda. Ama unutmayalım ki ürenin hammaddesi olan amonyak fiyatları da artıyor. Yani üredeki bu düşüş, maliyet baskısının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
FOSFAT (DAP/MAP): Düşüş Eğilimi Netleşti
Fosfat için geçen hafta bahsettiğim “zirvedeki yorgunluk” hali, bu hafta yerini daha net bir “düşüş eğilimine” bıraktı. Küresel piyasaların zayıf talebi ve alıcıların yüksek fiyatlara karşı artan direnci, fosfat fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.
Yine raporlar bize, Hindistan’da DAP fiyatlarının 800 $/ton CFR’nin altına gerilediğini söylüyor. Brezilya’da ise MAP piyasası, likidite eksikliği ve durgunluk yaşıyor. Buradan da taban gübresi olarak bilinen fosfatlı gübrelerdeki maliyet artışının şimdilik durduğunu gözlemlemek mümkün.
Fosfatta yaşanan hareketlerin çiftçimiz için anlamını ifade etmek gerekirse, bu durum taban gübresi olarak kullanılacak fosfatlı gübrelerin maliyetlerinde bir miktar rahatlama olabileceğini gösteriyor. Ancak küresel fosfat arzı hala çok kısıtlı olduğundan, fiyatlarda ani ve sert bir çöküş olma olasılığı da göz ardı edilmemeli.
POTASYUM, KÜKÜRT ve AMONYAK: Karışık Sinyaller ve Gizli Tehlike
Devamlı söylediğim “fırtınalı gübre denizindeki sakin liman” kavramı, potasyum için bu kez yerini dalgalanmalara bırakmış gibi. Brezilya’da fiyatların düştüğü görülüyor. Güneydoğu Asya’da ise palmiye yağı fiyatlarının etkisiyle bir miktar artmış durumda ama genel olarak baktığımızda hala stabildir diyebiliriz.
Kükürde gelince: Geçen hafta sorduğum “acaba?” sorusunun cevabının bu hafta netleştiğini görüyorum. Asya’dan gelen güçlü talep, fiyatları yukarı çekmeye devam ediyor. Evet, kükürt piyasası yükselişini teyit etmiş gibi duruyor.
Bu haftanın en önemli alarm zili ise Amonyak. Raporlarda görülen en belirgin durum, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki arz sıkıntılarının, amonyak fiyatlarını küresel ölçekte tırmanışa geçirmesidir. Biliyoruz ki amonyak, başta üre olmak üzere tüm azotlu gübrelerin ana hammaddesidir.
BENCE:
Özetle tablo şu Kıymetli Dostlar: Bu hafta piyasanın çok net bir şekilde ikiye ayrıldığını söyleyebilirim. Nihai ürünler olan üre ve fosfat fiyatları gevşerken, bu ürünlerin ana hammaddeleri olan amonyak ve kükürt fiyatlarının tırmanışa geçtiğini görüyoruz.
Ben bu durumu, “makasın açılması” kavramıyla açıklamak istiyorum. Bu durum, çiftçimiz için kısa vadeli bir fırsat gibi dururken, orta vadede de bir risk barındırıyor. Yani kısa vadede, üre ve fosfat alımı için bir nebze daha uygun bir ortam oluşmuş olabilir. Ancak orta vadede, artan amonyak ve kükürt maliyetleri kaçınılmaz olarak yeniden nihai ürün fiyatlarına yansıyacaktır. Bu “yalancı bahar”, umduğumuzdan daha kısa sürebilir.
Bereketli Bir Ekim Sezonu İçin Taraflara Düşen Sorumluluklar:
Sevgili Çiftçi Dostlarım ve Sektörümüzün Kıymetli Temsilcileri,
Hububat ekim sezonunun hemen arefesinde, yukarıda açıklamaya çalıştığım tablo doğrultusunda, başta Bakanlığımız olmak üzere gübre sanayicimiz ve çiftçilerimizin sorumlulukları konusunda naçizane düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Bana göre bu süreçte, tüm paydaşların üzerine düşen hayati görevler bulunuyor:
1. Tarım ve Orman Bakanlığı Ne Yapmalı? Bakanlığımızın en acil görevi, mazot ve gübre destek miktarını çiftçi tohumu toprağa atmadan ÖNCE açıklamayı geleneksel hale getirmesidir. Ekimden aylar sonra açıklanan desteğin, çiftçinin o anki alım gücüne bir faydası olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bakanlığımız ayrıca, piyasayı anlık takip ederek stokçuluğu ve haksız rekabeti önlemek için sıkı denetim tedbirleri almalıdır. Yapması gereken bir diğer önemli çalışma ise “toprak analizi” destekleme modelini, bilimi daha da teşvik edecek şekilde güncellemesidir. Çünkü kamunun asli görevi, belirsizliği ortadan kaldırmak ve üreticiyi korumaktır.
2. Gübre Sanayicisi ve Tedarikçisi Ne Yapmalı? Sanayicimiz, bu kritik dönemi bir fırsatçılık aracına dönüştürmekten kaçınmalıdır. Fiyat istikrarı sağlamalı, arz güvenliğini garanti altına almalı ve Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri gibi kurumlarla işbirliği yaparak çiftçiye “hasatta ödemeli” gibi esnek finansal çözümler sunmalıdır. Unutulmamalıdır ki, çiftçi onların tek ve daimi müşterisidir; çiftçi batarsa, sanayici de uzun vadede ayakta kalamaz.
3. Çiftçilerimiz Ne Yapmalı? Çiftçilerimiz eğer maliyetleri samimi olarak düşürmek istiyorlarsa, öncelikle komşunun tavsiyesiyle değil, toprağının raporuyla gübre almalıdır. Bu, maliyetleri düşürmenin ilk ve en önemli kuralıdır. Mümkün olduğunca bir araya gelerek, kooperatifler kanalıyla pazarlık gücünü artırarak toplu alım yapmalıdır. Gübre satıcısı artık çiftçimizi pasif bir alıcı gibi değil, bilinçli bir yatırımcı gibi görmelidir. Bunu sağlayacak olan da çiftçimizin ta kendisidir.
Tekrar ediyorum; bu sezon, gücünü değil, aklını, planını ve birliğini kullanan çiftçi kazanacak.
________________________________________
BİR HAYALİMİZ VAR: “AKILLI TOPRAK, BİLİNÇLİ ÇİFTÇİ” DESTEKLEME MODELİ
Yukarıdaki sorumluluk çağrılarının ışığında, aklıma gelen ve bu dağınık sistemi bir araya getirecek bir model önerisini de sizlerle paylaşmak istiyorum. Uygulansa pek de iyi olur diye düşündüğüm bu modelin temel felsefesi, desteği bir “sadaka” olmaktan çıkarıp, bir “stratejik yatırım aracına” dönüştürmektir.
• 1. Adım (Veri Entegrasyonu): Bakanlık, zaten elinde olan ÇKS verileri (çiftçinin ne ekeceği) ile zorunlu hale getirilen toprak analiz sonuçlarını dijital bir platformda birleştirerek her parselin “sağlık karnesini” çıkarır.
• 2. Adım (Toprak Reçetesi): Ziraat mühendisleri veya tarım danışmanları, bu verilere dayanarak her tarla için özel bir “gübreleme reçetesi” oluşturur. Bu reçetede, hangi gübreden tam olarak kaç kilogram kullanılacağı yazar.
• 3. Adım (Uygulama):
1. Çiftçi, ekimden önce elindeki bu “Toprak Reçetesi” ile gübresini alacağı özel bayisine gider.
2. Bayi, reçeteye göre toplam gübre tutarını hesaplar. Bu tutar üzerinden devletin destek oranını düşerek çiftçinin ödemesi gereken net rakamı ve destek miktarını gösteren bir proforma fatura/teklif hazırlar.
3. Çiftçi, bu belgeyle Ziraat Bankası’na veya Tarım Kredi Kooperatifi’ne gider. Kendi payına düşen kısmı öder veya hasatta ödemeli kredi kullanır.
4. İşlem tamamlandığında, banka/kooperatif, toplam gübre bedelinin bayiye ödeneceğine dair bir “Ödeme Onay Belgesi” veya dijital kod üretir.
5. Çiftçi, bu belgeyle bayisine geri döner, gübresini teslim alır ve tarlasının yolunu tutar.
Bu modelle israf biter, verim artar, çiftçinin finansman yükü hafifler ve piyasadaki spekülasyonlar son bulur.
“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Haftaya görüşmek dileğiyle.
Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

