Sorting by

×
Toprak Radyo Televizyonu

Temsiliyet mi, Ticaret mi? Popülizm, Şap ve Samimiyet Krizi Üzerine…

    Tarım, doğası gereği sessiz ve sabırlı bir iştir. Toprağın sesi gürültülü çıkmaz. Ancak ne zaman ki tarım sahipsiz kalır, bir “boşluk” oluşur; o boşluğu mutlaka yüksek sesli figürler, “sözüm ona” kurtarıcılar ve popülist söylemler doldurur. Son yıllarda, tam da bu boşluktan beslenerek büyüyen, medyanın ve farklı siyasi kanatların (bazen muhalif, bazen iktidar yanlısı) “parlattığı” bir figürü hep birlikte izliyoruz.

Dışarıdan aldığı destekle, süslü kelimelerle, “çiftçiyi savunur görünen” bu duruş, elbette zor durumdaki üreticimizden ve hatta siyasi figürlerden destek gördü. Bu destek, o figürü sektörde öyle bir yere taşıdı ki, sonuçta kendisini artık “Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı” olarak görüyoruz.

İşte benim “a-politik duruşum” tam da burada devreye giriyor ve şu soruyu sormak zorunda kalıyorum: Bu Birlik Başkanlığı, çiftçiye hizmet için mi alındı, yoksa kişisel ticarete “imtiyaz” sağlamak için mi?

“Temsiliyet” mi, “Ticaret” mi?

Nasıl Tarım ve Orman Bakanlığı, bir birlik başkanının istifaya çağrıldığı emanet bir koltuksa, Birlik Başkanlığı koltuğu da emanettir. O koltuk, temsil ettiğiniz binlerce küçük ve orta ölçekli üreticinin hakkını, kendi kişisel çıkarlarınızın önünde tutma mecburiyetidir.

Ancak duyuyoruz ki, bu koltuğun gücü, bazı süt firmalarıyla masaya oturulduğunda, “Birlik Başkanı olarak arkanıza binlerce üreticiyi alır, gereğini yaparım” şeklinde bir “imtiyaz” pazarlığına dönüştürülüyorsa ve de bu iddialar doğruysa, bu, o koltuğu binlerce küçük üreticinin sırtına basarak şahsi menfaatler için bir “kalkan” ve “silah” olarak kullanmak büyük bir samimiyetsizliktir.

Dün Savunulan, Bugün Nasıl “İstifa” Eder?

Asıl sorgulamamız gereken ise, tarım politikaları üzerine sergilenen zikzaklardır. Dün, mevcut tarım politikalarını (belki de şirin gözükmek veya yanlış stratejilerle ‘içeriye’ alınmak adına) savunan, Bakanlık ile aynı karede yer alan birinin; bugün, (elbette Şap krizi gibi haklı bir feryat üzerinden de olsa) aynı Bakanı “istifaya” davet etmesi… Bu, “BİZ”im gibi toprağın dilinden anlayanlar için inandırıcı gelmiyor.

Bu, samimi bir sektörel feryat mıdır, yoksa Birlik Başkanlığı koltuğunun verdiği yeni bir güçle “popülizm” yapmak mıdır?

Asıl Sorun “Tarım Düşünceleri”

Benim derdim kişiler değil, fikirlerdir. Bu “parlatılan” figürlerin tarıma bakışı, genellikle devasa, endüstriyel, binlerce başlık işletmeler üzerinden ilerler. Oysa Türkiye gerçeği, benim “Traktör” yazımda da belirttiğim gibi, ortalama 20-30 dekarlık küçük aile işletmeleridir.
Çözüm, dev işletmelerin daha fazla “imtiyaz” alması değil, o küçük aile işletmelerinin ayakta kalmasını sağlayacak “planlama” ve “girdi desteği”dir.

BENCE:

Tarım; kişisel kariyer planlaması, ticari imtiyaz pazarlığı veya siyasi zikzak alanı değildir. Bir Birlik Başkanlığı, omuzlara ağır bir sorumluluk yükler. O sorumluluğu, dün destek verdiğiniz Bakan’a bugün “istifa” diyerek popülizm yapmak veya o koltuğu kendi işletmenize yem pazarlığı yapmak için kullanamazsınız.
O şap feryadını ben de duydum, paylaştım. Çözüm, o feryadı kişisel bir şova dönüştürmek değil, o salgının bir daha yaşanmaması için “yerli aşı” gibi yapısal projelere kafa yormaktır.
Samimiyet, toprağın kendisi gibi net olmayı gerektirir. Çiftçi, arkasından dolanılmasını değil, yanında net durulmasını ister.

Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi

Bir yanıt yazın