// Form verilerini güvenle işleyen ve mail atan fonksiyon
add_action('admin_post_nopriv_toprak_form_gonder', 'toprak_form_islemi');
add_action('admin_post_toprak_form_gonder', 'toprak_form_islemi');
function toprak_form_islemi() {
if ($_SERVER['REQUEST_METHOD'] == 'POST') {
$ana_kategori = isset($_POST['ana_kategori']) ? sanitize_text_field($_POST['ana_kategori']) : '';
$islem_turu = isset($_POST['islem_turu']) ? sanitize_text_field($_POST['islem_turu']) : '';
$tesis_tipi = isset($_POST['tesis_tipi']) ? sanitize_text_field($_POST['tesis_tipi']) : '';
$arazi_konum = isset($_POST['arazi_konum']) ? sanitize_text_field($_POST['arazi_konum']) : '';
$arazi_detay = isset($_POST['arazi_detay']) ? sanitize_text_field($_POST['arazi_detay']) : '';
$danismanlik_turu = isset($_POST['danismanlik_turu']) ? sanitize_text_field($_POST['danismanlik_turu']) : '';
$isletme_durumu = isset($_POST['isletme_durumu']) ? sanitize_text_field($_POST['isletme_durumu']) : '';
$ad_soyad = isset($_POST['ad_soyad']) ? sanitize_text_field($_POST['ad_soyad']) : '';
$kurum_adi = isset($_POST['kurum_adi']) ? sanitize_text_field($_POST['kurum_adi']) : '';
$telefon = isset($_POST['telefon']) ? sanitize_text_field($_POST['telefon']) : '';
$eposta = isset($_POST['eposta']) ? sanitize_email($_POST['eposta']) : '';
$aciklama = isset($_POST['aciklama']) ? sanitize_textarea_field($_POST['aciklama']) : '';
$kime = 'lozdemir@topraktv.com.tr';
$konu = 'Toprak TV - Yeni Yatırım / İlan / Danışmanlık Talebi!';
$icerik = "--- TOPRAK TV TALEP FORMU ---\n\n";
$icerik .= "Temel İlgi Alanı: " . $ana_kategori . "\n";
if(!empty($islem_turu)) $icerik .= "İşlem Türü: " . $islem_turu . "\n";
if(!empty($tesis_tipi)) $icerik .= "Tesis Tipi: " . $tesis_tipi . "\n";
if(!empty($arazi_konum)) $icerik .= "Arazi Konumu: " . $arazi_konum . "\n";
if(!empty($arazi_detay)) $icerik .= "Arazi Detayı / Kapasite: " . $arazi_detay . "\n";
if(!empty($danismanlik_turu)) $icerik .= "Danışmanlık Türü: " . $danismanlik_turu . "\n";
if(!empty($isletme_durumu)) $icerik .= "İşletme Durumu: " . $isletme_durumu . "\n";
$icerik .= "\n--- İLETİŞİM BİLGİLERİ ---\n";
$icerik .= "Ad Soyad / Unvan: " . $ad_soyad . "\n";
if(!empty($kurum_adi)) $icerik .= "Kurum / Şirket: " . $kurum_adi . "\n";
$icerik .= "Telefon: " . $telefon . "\n";
$icerik .= "E-posta: " . $eposta . "\n\n";
$icerik .= "Talep Detayları / Açıklama:\n" . $aciklama . "\n";
$basliklar = 'From: noreply@topraktv.com.tr' . "\r\n";
if (wp_mail($kime, $konu, $icerik, $basliklar)) {
echo "";
} else {
echo "";
}
exit;
}
}
// Gelen yatırımları ve ilanları veritabanına kaydeden fonksiyon
function toprak_talep_tablosu_olustur() {
global $wpdb;
$table_name = $wpdb->prefix . 'toprak_yatirim_talepleri';
$charset_collate = $wpdb->get_charset_collate();
$sql = "CREATE TABLE IF NOT EXISTS $table_name (
id mediumint(9) NOT NULL AUTO_INCREMENT,
tarih datetime DEFAULT CURRENT_TIMESTAMP NOT NULL,
ana_kategori text NOT NULL,
islem_turu text,
tesis_tipi text,
arazi_konum text,
arazi_detay text,
danismanlik_turu text,
isletme_durumu text,
ad_soyad text NOT NULL,
kurum_adi text,
telefon text NOT NULL,
eposta text NOT NULL,
aciklama longtext,
PRIMARY KEY (id)
) $charset_collate;";
require_once(ABSPATH . 'wp-admin/includes/upgrade.php');
dbDelta($sql);
}
add_action('after_setup_theme', 'toprak_talep_tablosu_olustur');
Van’da Kuraklığa Ve Tuzluluğa Dayanıklı “Tuz Çalısı” Hamlesi: Meralar Islah Edilecek, Kaba Yem Maliyetleri Düşecek!… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Geniş mera ve yayla varlığına sahip Doğu Anadolu Bölgesi’nde, kuraklık ve çoraklaşma risklerine karşı Tarım ve Orman Bakanlığı TAGEM ve BÜGEM iş birliğiyle başlatılan “Tuz Çalısı (Atriplex canescens)” projesi başarıyla sürüyor.
20 Dönümlük Damızlık Sahada Üretim Başladı
Van Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde 2024 yılında başlatılan adaptasyon çalışmalarının ardından seralarda tohumdan fide üretimine geçildi. Gelişimini tamamlayan 2 bin adet tuz çalısı fidesi, yaklaşık 20 dönümlük damızlık tohum üretim alanında toprakla buluşturuldu. 4 mevsim yeşil kalabilen ve yüksek protein içeriğine sahip olan bitki; çorak ve kurak alanları yeşillendirirken, hayvansal üretim işletmelerinin en büyük gider kalemi olan kaba yem temininde stratejik bir alternatif sunuyor.
“Temel Hedefimiz Çayır-Mera Islahı ve Kaba Yem Giderlerini Azaltmak”
Enstitünün Van’ın yanı sıra Bitlis, Muş, Ağrı ve Hakkari illerine de hizmet verdiğini belirten Van Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Gülüstan Korkmaz, projenin bölge için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Enstitü Müdürü Dr. Gülüstan Korkmaz, “Van Gölü ve Zap Havzası başta olmak üzere bölgede bitkisel üretim ve hayvansal üretimin verimliliğini artırmak için çalışıyoruz. 2024 sonunda eğitimlerini tamamlayan personelimizle 20 dönümlük alanda 2 bin fideli damızlık bahçemizi kurduk. 2026 itibarıyla seralarımızda tohumdan fide üretimine başladık. Gelecek yıl buradan alacağımız tohumlarla fide üretimini hızla büyüterek bölge meralarına yayacağız. Böylece hem erozyonla mücadele edeceğiz hem de meraların ot verimini artırarak üreticilerimizin kaba yem maliyetlerini doğrudan düşüreceğiz” dedi.
Toprak TV Olarak;
Doğu Anadolu’nun çetin iklim şartlarında bilimsel araştırmalarla kuraklığa meydan okuyan, tuz çalısı üretimiyle mera varlığımızı ve hayvansal üretimimizi güçlendiren Tarım ve Orman Bakanlığını, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünü (TAGEM), Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünü (BÜGEM), Van Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünü, Enstitü Müdürü Dr. Gülüstan Korkmaz’ı ve tüm araştırmacı ziraat mühendislerimizi tebrik ediyoruz. Bilimle ıslah edilen meralarımız, milli tarımımızın güvencesidir.
Van’da Kuraklığa Ve Tuzluluğa Dayanıklı “Tuz Çalısı” Hamlesi: Meralar Islah Edilecek, Kaba Yem Maliyetleri Düşecek!… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Adilcevaz’da Ceviz Seferberliği: 12 Bin Aşılı Fidan Toprakla Buluştu… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Türkiye’nin en kaliteli cevizlerinin yetiştiği merkezlerden biri olan Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde, üretim kapasitesini artırmak için önemli bir adım atıldı. Bitlis Valiliği koordinesinde yürütülen proje kapsamında, üreticilere 12 bin adet aşılı ceviz fidanı dağıtıldı.
Vali Karakaya: “Kaliteyi ve Verimi Artırıyoruz”
Adilcevaz İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen törende konuşan Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, ilçenin iklim ve toprak yapısının ceviz için mükemmel olduğunu vurguladı. Karakaya, “Dağıttığımız bu fidanlar bölge şartlarına uygun ve yüksek verimli türlerdir. Hem üreticimizin kazancını hem de ilçe ekonomisini güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Toprak TV olarak:
Adilcevaz cevizi, kabuğunun inceliği ve içinin doluluğuyla meşhurdur. Bu topraklara dikilen her bir ceviz fidanı, aslında geleceğe dikilen bir fabrikadır. 12 bin fidan demek, yarınların binlerce tonluk rekoltesi demektir. Valiliğin “aşılı ve bölgeye uygun” fidan seçimi yapması ise işin bilinçli yapıldığını gösteriyor. Çiftçimize düşen, bu fidanlara gözü gibi bakmak; bize düşen ise bu markayı dünyaya tanıtmaktır. Bereketli olsun.
Adilcevaz’da Ceviz Seferberliği: 12 Bin Aşılı Fidan Toprakla Buluştu… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Kadim Toprakların Serhat Ruhudur: Doğu Anadolu Havzası… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Burası sadece bir tarım havzası değil, ülkemizin su güvenliği, gıda güvenliği ve sınır güvenliğinin kesiştiği stratejik bir kapıdır. Doğu Anadolu Havzamız, Fırat ve Dicle’nin doğduğu, Anadolu’nun damarlarına can veren “kar havzasıdır”. Bakir, geniş, düşük yoğunluklu, yüksek rakımlı… Ama bir o kadar da potansiyelli.
Ve unutmayalım: Bu havza, Türkiye’nin gelecekteki iklim krizine karşı “soğuk tampon bölgesi”dir. Tüm dünya küresel ısınmanın en sert etkilerini yaşarken, Doğu Anadolu Bölgemiz serin yapısıyla ülkemizin stratejik sigortası haline gelmiştir.
SINIRLAR ve RUH: Sert Soğuğun İçinde Mert Bir Duruş
Doğu Anadolu Havzası; kuzeyde Karadeniz dağlarının güney yamaçlarından, güneyde Güneydoğu Torosların kuzeyine, batıda Fırat’ın çizdiği o keskin çizgiden, doğuda ise en ulu zirvemiz Ağrı Dağı’nın gölgesindeki “serhat” illerimiz Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan’a kadar uzanan o “yüksek” coğrafyadır.
Bu havzamız, Erzurum, Erzincan, Malatya, Elazığ, Van, Bitlis, Muş, Bingöl ve Hakkari’nin tamamını içine alan, Türkiye’nin “çatısıdır”.
Doğu Anadolu’nun ruhu “yüksek”tir. O ruh, Ağrı Dağı’nın 5 bin metrelik zirvesinde, “serhat” bekleyen bir duruştur.
Doğu Anadolu insanı “sert” derler; doğru. Ama o sertlik, -30 derecede kar altında donmamak içindir. O sertlik, 2000 metre rakımda volkanik toprağı inatla sürmek içindir. O “sert” duruşun altında, mert bir yürek, töreye bağlılık ve bu vatanın serhat bekçisi olmanın gururu vardır.
Bu bölge, sadece coğrafi bir sınır değil, milli bir iradenin, kültürün ve vatan nöbetinin yüzlerce yıllık mührüdür.
TOPOGRAFYA VE İKLİM: Karın Yorgan Olduğu Topraklar
Bu havzanın iklimi “kar” ile yazılır.
Burada toprağı besleyen, gökten yağan rahmet değil, gökten inen o bembeyaz sessizliktir. O kar, toprağın altındaki tohuma “yorgan” olur, toprağa ”maya”; baharda eridiğinde ise, Fırat’a ve Dicle’ye “can suyu” olur. Bu havza, Anadolu’nun damarlarını besleyen pınardır.
Toprağı, volkanik dağların öfkesinden miras kalmıştır; zengindir, minerali boldur. Ama bu zengin toprağın kaderi, “kısa vejetasyon süresi” (Yetişme Süresi) ile mühürlenmiştir. Burada yaz kısadır, ayaz serttir; tarım, zamana karşı bir yarıştır.
Ancak benim gördüğüm, tam da bu “sertlikte” saklı olan fırsattır.
Akdeniz ısındıkça, Ege kavruldukça, bu “soğuk” havza, ülkemizin “serin sığınağı”, “soğuk hava üretim kalesi” ve “stratejik sigortası” olacaktır. Tıpkı Norveç’in, Kanada’nın o soğuğu “SEÇKİN” bir değere dönüştürmesi gibi, Doğu Anadolu Bölgemizin geleceği de “yüksek kaliteli tarım”dadır.
Ve o donmuş toprağın asıl sırrı altındadır: Ağrı’dan Erzurum’a, Van’dan Erzincan’a uzanan o “jeotermal damar”… Bu ateş, o “kısa vejetasyon” kaderini kıracak, bu havzayı 12 ay üretim yapan bir “jeotermal sera cennetine” dönüştürecek gücün ta kendisidir.
SOSYOLOJİK DOKU: Töre, Mecburiyet ve Göçün Yaralı Hikâyesi
Bu havzanın sosyolojisi, iklimi kadar sert, toprağı kadar derindir. Bu sosyoloji, “töre” ve “mecburiyet” üzerine kuruludur.
Burada “töre”; o -30 derecelik ayazda birbirine kenetlenmenin, o “serhat bekçiliği” duruşunun ve o “mert” yüreğin sarsılmaz kuralıdır.
Araziler, o uçsuz bucaksız platoların aksine, “parçalıdır”. Bu parçalanmanın sebebi sadece “miras” değildir; geçmişten bugüne uzanan o “feodal kırıntıların” da payı vardır.
Ve “gurbet”…
“Gurbet” burada, Karadeniz’deki gibi bir “ek gelir” kapısı değil, çoğu zaman bir “mecburiyetin göçüdür”. Yıllarca süren terör belasının açtığı yaralar, ekonomik yokluk, o “kısa vejetasyon” döngüsüne sıkışıp kalmak; Doğu’nun gençlerini toprağından koparmıştır.
Bu, bir “göçün yaralı hikâyesidir”.
Doğu’nun gençleri gurbete gitmiş ama hepimizin bildiği gibi, gönülleri hep Palandöken’in zirvesinde, Munzur’un suyunda, Van Gölü’nün mavisinde kalmıştır.
İşte bu toprakların en büyük kaybı, en büyük trajedisi budur: Toprağa küserek göç eden gençlerimiz.
Eğer o gençleri, “dijital köy” vizyonuyla, “jeotermal sera” umuduyla geri döndürecek modeli kuramazsak, bu havzanın kaderi “verimsizlik” değil, “sahipsizlik” olur.
Üretimden kopan her genç, Fırat’ın, Dicle’nin can damarından kopan bir parçadır. Onları geri döndürecek güç, sadece ekonomik teşvik değil; bu bölgenin kaderini değiştirecek “büyük vizyonu” onlara sunmaktır.
HAVZANIN HAZİNELERİ ve TEHDİTLERİ
Kıymetli Dostlar,
Doğu Anadolu Havzamız bizim; et ambarımız, süt ambarımız, bal ambarımız ve endemik bitki cennetimizdir. Palandöken, Munzur, Bingöl yaylaları binlerce endemik çiçekte saklı birer “ilaç eczanesi”dir. Kars’ın gravyerine, Bitlis’in balına eşsiz aromayı veren şey, işte bu çiçek dokusudur. Bu floristik zenginliktir. İşte bu doku, Avrupa’nın birçok ülkesinin toplam endemik tür sayısından kat ve kat daha fazladır.
ANCAK… bu hazine, her güzelin bir kusuru olurcasına, birçok temel sorunla karşı karşıyadır ve yıllardır da bu sorunlarla boğuşa gelmektedir. Uygun pazara olan uzaklık; sulama randıman kaybı gibi altyapı problemleri; zayıf kooperatifleşmeden doğan dağınıklık ve yem maliyetleri başta olmak üzere tüm girdi maliyetlerinin yüksekliği, maalesef bölgemizin potansiyelini sınırlayan en baş aktörlerdir.
Peki Ne Yapabiliriz? Bu Yüksek Gücü Nasıl Ayağa Kaldırırız?
1. Hayvansal Üretim (Yerinde Katma Değer)
Havzamızın en önemli değeri olan hayvansal üretim için çözümün ana fikri, “yerinde katma değer” yaratmak olmalıdır. Buna, “Tarımsal Üretim Adaları” kurarak başlanmalıdır. Örneğin; Kars, Coğrafi İşaretli “Peynir Üretim Adası” olmalı; Erzurum, “Markalı Pastırma, Kavurma ve Cağ Kebabı Üretim Merkezi” olmalıdır. Ürünler batıya ucuz karkas olarak gitmemeli, yerinde işlenip paketlenmelidir. Yem maliyetiyle mücadele için de, Muş Ovası gibi yerlerde devletimiz eliyle geniş kapsamlı kaba yem (korunga–fiğ–yonca) üretimi teşvik edilmelidir.
2. Bitkisel Üretim (Bölgesel Kümelenme)
Hayvansal üretimde yapılacak “kümelenme” modeli aynen bitkisel üretimde de uygulanmalıdır: Örneğin; Iğdır “Soğuk İklim Meyve İhracat Üssü” olmalı; Van Gölü çevresi “Ceviz ve Kayısı Katma Değer Adası”, Muş/Bitlis hattı ise “Sertifikalı Bakliyat & Patates Adası” olarak planlanmalıdır. Ve tabii ki o “sarı altın” Malatya Kayısısı için en büyük tehdit olan “zirai don”a karşı çözüm de, “Lisanslı Depoculuk” ve “12 ay ihracat” modeli olmalıdır.
3. Arıcılık (Genetik Kale + Blockchain)
Değerli Dostlar, Doğu Anadolu havzamız hepimizin bildiği üzere, “ilaç” niteliğinde üretilen balların anavatanıdır. Kars–Ardahan, Saf Kafkas Arısı gen merkezidir. Bu bölgemiz için, “arı girişine kapalı Milli Gen Koruma Kalesi” ilan edilmelidir. Bal üretiminde sadece “DNA barkodlama” yetmez, bir adım daha öteye geçip “Blockchain tabanlı şeffaf izleme” sistemi zorunlu hale getirilmelidir. Tüketici QR kodu okuttuğunda, örneğin; “Bu bal, Ardahan’daki 17 no’lu kovandan, 14 Temmuz’da alındı” garantisini görmelidir. Sahtecilik ancak böyle biter ve balın fiyatı pazarda gerçek fiyatını bulur.
4. Tarım Finansmanı (Pozitif Ayrımcılık)
Karadeniz Havzamız için önerdiğim tarımsal finansta “Pozitif Ayrımcılık”, bu havzamızda da uygulanmalıdır. Finans kurumlarının olmazsa olmazı olan taşınır/taşınmaz varlıkların ipotek edilmesi durumu, parçalı arazi yapısından dolayı bu havzamızda da maalesef uygun değildir. Burada çözüm, Karadeniz Havzamızda olduğu gibi, “proje temelli kredi modeli”dir. TKDK (IPARD) hibeleri bu havzamız için %70–80’e çıkarılmalı; Dünya Bankası & AB fonları gibi “yurt dışı ucuz hibe ve kredileri” bölgeye yönlendirilmeli ve finans kurumlarımız da kredi mevzuatında esneklik göstermelidir.
5. Lojistik & Fiyatlama (Doğu Ekspresi Kargo)
Doğu Anadolu Havzamız için uygulamaya konulacak en temel politika, o 1000+ km’lik uzak pazar mesafesini sıfırlamaktır. “Ulaşım Teşvik Modeli” daha da somutlaşmalı: TCDD ile “Soğutmalı Doğu Ekspresi Kargo Treni” kurulmalı; Erzurum’dan İstanbul’a 18 saatte, tırın yarı maliyetine taze et, süt, peynir ulaşmalıdır. Erzurum Havalimanı, Avrupa’ya taze ürün gönderecek bir “Kargo Üssü” yapılmalı, Bölgesel Ürün Borsaları ve Lisanslı Depoculuk da bu lojistik ağıyla projeye entegre edilmelidir.
6. Geleceğin Vizyonu: “Dijital Köy” ve “Akıllı Seralar”
Bölgemizde “don” riski taşıyan toprağın altındaki hazineyi, “akıl teri” ile kesinlikle birleştirmeliyiz. Tıpkı İzlanda’nın jeotermalle domates ihraç etmesi gibi, Erzurum–Erzincan–Kars hattında “Jeotermal Sera Kuşakları” kurulmalıdır. Ama bu seralar, Yapay Zeka destekli iklim kontrolü ve Drone ile hassas tarım teknolojileriyle donatılmalıdır.
Ve en önemlisi de; “göçün yaralı hikâyesi”ni bitirmek için “Genç Çiftçi Geri Dönüş Programı” da “paradan” daha fazlasını sunmalıdır gençlerimize. Tıpkı Estonya’nın kırsal dijitalleşme modeli gibi, “Dijital Köy” projesi başlatılmalıdır: Her köye fiber internet, ortak çalışma alanları ve e-ticaret eğitim merkezleri kurulmalıdır. Genç çiftçi, köyünden Kars gravyerini dünyaya satabilmeli, drone ile tarlasını yönetebilmeli ve akşam sosyal hayata bağlanabilmelidir.
Yıllardır oturdukları koltuklardan tarım nüfusunun yaşlandığından dem vuran, “gençleri sektöre çekmeliyiz” diye beylik laflar eden o yaşını başını almış Ziraat Odası başkanlarına ve onların seçtiği Ziraat Odaları Genel Başkanı’na sesleniyorum: ”Bu toprakların geleceğini değiştirecek olan şey, toprağa yeniden dokunan “dijital” genç eller olmalıdır.” Gelin bu projeyi ete kemiğe büründürün de, bırakın ellerinizi, ayaklarınızdan öpeyim.
BENCE…
Değerli Dostlar,
Doğu Anadolu Havzası bu ülkenin sert ama mert gücüdür. Bu topraklardaki alın terinin artık akıl teriyle birleşmesi şarttır.
Bu havzanın en büyük düşmanları: yüksek yem maliyeti, göç, parçalı üretim gücü ve küresel manipülasyonlardır. Ama en büyük fırsatı: iklim değişikliği, soğuk iklim avantajı ve jeotermal kaynaktır.
Ve her fırsatta şunu hatırlatmak isterim ki: Doğu Anadolu, sadece geçmişimizin serhat bekçisi değil; geleceğimizin gıda güvenliği kalesidir.
Akdeniz +4°C ısınırken, Doğu Anadolu’da +1.5°C ısınma olacaksa, acele etmeliyiz. 2030’a kadar bu jeotermal kuşakları ve “dijital köy” dönüşümünü tamamlayamazsak, o fırsat kaçar.
Bilimi, lojistik teşviklerini, dijital izlemeyi ve gençleri bu coğrafyaya taşırsak, Doğu Anadolu yeniden Türkiye’nin serhat üretim kalesi olacaktır. Benden söylemesi…
Gelecek hafta, Ülkemizin ‘tahıl ambarı’ olan, bozkırın tam ortasında, Mevlana’nın hoşgörüsüyle yoğrulmuş o bereketli havzamız; İç Anadolu Havzası‘nda buluşmak dileğiyle…
“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün.”
Levent Özdemir
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş
Yönetim Kurulu Başkanı
Kadim Toprakların Serhat Ruhudur: Doğu Anadolu Havzası… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Güroymak’ın Yıllardır Beklediği Proje Hayata Geçiyor: Modern Hayvan Pazarı ve Mezbahane Yıl Sonunda Açılıyor… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bitlis’in Güroymak ilçesinde, kasap esnafının ve bölge halkının yıllardır ihtiyacı olan modern “Hayvan Pazarı ve Mezbahanesi” projesinde sona yaklaşıldı. Güroymak Kaymakamı Mehmet Zahid Uzun ve Güroymak Belediye Başkanı Eşref Mutlu, %83’ü tamamlanan inşaat alanında incelemelerde bulundu.
Güroymak Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Eşref İnal, tesisin bölgenin önemli bir ihtiyacı olduğunu belirterek detayları paylaştı. 21 bin metrekare alan üzerine kurulan tesisin 560 metrekarelik bir mezbahane binasına sahip olduğunu söyleyen İnal, “Tamamlandığında konforlu ve hijyenik şartlarda hizmet verecek olan mezbahanede günlük 50 adet küçükbaş, 8 adet de büyükbaş hayvan kesimi yapılabilecek” dedi. Tesiste ayrıca 150 büyükbaş ve 200 küçükbaş kapasiteli hayvan padokları da bulunuyor.
İnal, idari binada veteriner hekim odaları, zabıta odası ve sosyal alanların bulunacağını belirterek, “Tesis, veteriner hekimler tarafından denetlenecek, hayvanların sağlığına ve güvenliğine büyük önem vererek halk sağlığını ön planda tutacaktır. Yıl sonuna kadar hizmete açılması planlanmaktadır” diye konuştu.
Toprak TV Olarak
Bu, Bitlis Güroymak‘ın hayvancılık sektörü için bir “altyapı” projesinden çok daha fazlası; bu, bir “çağ atlama” hamlesidir. Yıllardır kasap esnafının talep ettiği bu tesis, bölgedeki en önemli iki soruna kökten çözüm getiriyor: Halk Sağlığı ve Hayvan Refahı.
Halk Sağlığı: Modern, hijyenik ve en önemlisi veteriner hekim kontrolünde bir mezbahanenin kurulması, “merdiven altı” veya sağlıksız koşullarda yapılan kesimlerin önüne geçecektir. Bu, doğrudan vatandaşın sofrasına gelen etin güvenliğini garanti altına alan bir halk sağlığı adımıdır.
Ekonomik Katkı ve Hayvan Refahı: 21 bin metrekarelik bu tesis, sadece bir kesimhane değil, aynı zamanda 350 hayvan kapasiteli modern bir “Hayvan Pazarı”dır. Bu, bölgedeki hayvan ticaretini kayıt altına alacak, şeffaflaştıracak ve üreticiye daha iyi bir pazar imkanı sunacaktır. Hayvanların konforlu padoklarda beklemesi ise “hayvan refahı” açısından takdire şayan bir detaydır.
%83’ü tamamlanan bu projenin yıl sonunda açılmasıyla, Güroymak‘ın hayvancılık potansiyeli, hem sağlık hem de ekonomik açıdan daha güçlü bir zemine oturacaktır.
Güroymak’ın Yıllardır Beklediği Proje Hayata Geçiyor: Modern Hayvan Pazarı ve Mezbahane Yıl Sonunda Açılıyor… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bitlis’in Altın Değerindeki Karakovan Balı Hasatta: Vali Karakaya Tulum Giydi, Rekolte Düşse de Kalite Zirvede… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Dünyanın en kaliteli balları arasında gösterilen, coğrafi işaret tescilli Bitlis karakovan balının hasadı, Bitlis Valisi Ahmet Karakaya‘nın katılımıyla başladı. Yüksek rakımlı yaylalarda arıcılarla birlikte tulum giyerek petekleri kovanlardan çıkaran Vali Karakaya, Bitlis balının sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir marka değeri taşıdığını belirtti.
Vali Karakaya, Bitlis’in coğrafyası, zengin bitki örtüsü (polifloral) ve ikliminin bu özel balın kalitesini artırdığını vurguladı. “2024 yılı verilerine göre Bitlis’te 2 bin 225 ton bal üretimi gerçekleşmiştir. Türkiye’de bu haliyle 12’nci sırada yer alıyoruz. Kovan sayısı itibarıyla ise 5’inci sıradayız. Karakovan sayısıyla da Türkiye’de 1’inci sırayı teşkil ediyoruz” diyen Vali Karakaya, bu başarının üreticilerin gayreti ve devlet destekleriyle mümkün olduğunu söyledi.
Geçtiğimiz yıl Bitlis Eren Üniversitesi ve Bitlis Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişimleriyle Bitlis balının coğrafi işaret aldığını hatırlatan Vali Karakaya, “Gururla ifade etmek istiyorum ki, 2025 yılında Avrupa’ya ilk bal ihracatımızı da gerçekleştirmiş durumdayız. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığımız ve diğer kurumlarımızın teşvikleriyle 181 projeye yaklaşık 340 milyon TL destek sağlamış bulunuyoruz” dedi.
Rekolte Düştü Ama Kalite Arttı
Bitlis Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Caner Güngördü, sezonun bereketli olduğunu ancak rekoltenin beklentinin biraz altında kaldığını belirtti. Bal üreticisi Güven Güngördü ise iklim şartları nedeniyle rekoltede %30-40’lık bir düşüş yaşandığını ancak bunun kaliteye olumlu yansıdığını ifade etti: “Bal bu sene daha da kaliteli.”
Hasat etkinliğine Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, Jandarma Komutanı Tuğgeneral Barış Soyal, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, Bitlis İl Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Çolak ve Birlik Başkanı Caner Güngördü de katıldı.
Toprak TV Olarak
Bu hasat, Bitlis‘in sadece tarihiyle değil, balıyla da nasıl bir “marka şehir” olduğunun kanıtıdır. Karakovan sayısında Türkiye birincisi olmak, coğrafi işaret almak ve Avrupa’ya ihracat kapısını aralamak… Bunlar, Bitlis balının sıradan bir bal olmadığının, “dünyanın en kaliteli balları” liginde oynadığının göstergeleridir.
Vali Ahmet Karakaya‘nın bizzat tulum giyip hasada katılması, devletin bu “altın” ürüne ne kadar sahip çıktığının sembolik bir ifadesidir. 181 projeye sağlanan 340 Milyon TL’lik destek de bu sahiplenmenin somut karşılığıdır.
Bu yıl yaşanan %30-40’lık rekolte düşüklüğü, iklim değişikliğinin acı bir gerçeği. Ancak üreticinin “kalite arttı” demesi, Bitlis florasının ve arıcısının direncini gösteriyor. Daha az ama daha öz, daha kıymetli bir bal elde edilmiş. Bu durum, Bitlis balının sadece miktar değil, “kalite” odaklı bir üretim felsefesiyle yönetilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Coğrafi işaretin getirdiği katma değer ve Avrupa pazarının açılması, bu kalite odaklı stratejiyi daha da önemli kılacaktır.
Bitlis’in Altın Değerindeki Karakovan Balı Hasatta: Vali Karakaya Tulum Giydi, Rekolte Düşse de Kalite Zirvede… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bakan Yumaklı’dan Tarihi Müjde: Doğa Harikası Nemrut Kalderası Milli Park Oluyor… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Bitlis’in Tatvan ilçesinde bulunan ve eşsiz doğal güzellikleriyle büyüleyen Nemrut Kalderası‘nın “Milli Park” ilan edilmesi için yürütülen çalışmalarda sona gelindiğini açıkladı. Bakan Yumaklı, bölgenin sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gündemine gireceğini belirtti.
“Koruma-Kullanma Dengesi Gözetilecek”
Nemrut Kalderası‘nda yaptığı incelemelerin ardından konuşan Bakan Yumaklı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü‘nün biyoçeşitliliğin korunması için büyük çaba sarf ettiğini vurguladı. Yumaklı, “Mevcut güzelliklerin aynı şekilde devamı konusunda çok önemli çalışmalar yürütülüyor. Bitlis Valiliğimizin öncülüğünde bunu bir adım öteye götürüyoruz. Artık koruma kullanma dengesini gözeterek Nemrut Kalderası’nı dünyanın gündemine sokmak için başka bir çalışma yapalım diye düşündük. Uzun süren bir hazırlık sürecinin ardından buranın milli park ilan edilmesiyle ilgili çalışmalarda sona gelindi,” dedi.
Dünya Turizmine Açılacak
Nemrut Kalderası‘nın bitki ve hayvan türleriyle çok nadide bir yer olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı, statü değişikliğinin ardından bölgenin turizm potansiyelinin artacağını ifade etti. Yumaklı, “Sadece yurt içinden değil, yurt dışından da çok ciddi bir ziyaretçi kitlesinin buraya geleceğini düşünüyoruz. Üniversitelerle çalışmalar yapılacak. Dağ ve kış sporları için bu kalderanın hem içi hem dışı bütün bunlara müsait. Seyir terasları da dahil olmak üzere yaz ve kış için gözlemlemek mümkün olacak,” şeklinde konuştu. Bakan Yumaklı’ya incelemelerinde Bitlis Valisi Ahmet Karakaya ve Tarım ve Orman İl Müdürü Ramazan Çolak da eşlik etti.
Toprak TV Olarak
Nemrut Kalderası‘nın “Milli Park” ilan edilmesi, Türkiye’nin doğal mirasına sahip çıkma adına atılmış alkışlanacak bir adımdır. Ancak Bakan Yumaklı’nın altını defalarca çizdiği “koruma-kullanma dengesi” ifadesi, bu sürecin en kritik şifresidir. Zira asıl başarı, tabelayı asmak değil, o tabelanın ardındaki eşsiz biyoçeşitliliği ve atmosferi koruyarak sürdürülebilir bir turizm modeli kurmaktır. Bu karar, Nemrut için bir şans olduğu kadar, aynı zamanda büyük bir sınavdır. Eğer bu denge doğru kurulursa, Nemrut, doğaya saygılı bir kalkınmanın nasıl olabileceğini tüm Türkiye’ye gösterecek bir örnek modele dönüşebilir. Bu hassas süreçte atılacak her adım, kalderanın geleceğini şekillendirecektir.
Bakan Yumaklı’dan Tarihi Müjde: Doğa Harikası Nemrut Kalderası Milli Park Oluyor… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Dünyaca Ünlü Tescilli Adilcevaz Cevizinde Hasat Başladı: Fiyatı 600 TL’yi Gördü… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Türkiye’nin en kaliteli cevizleri arasında gösterilen, ince kabuğu, büyük iç oranı ve kendine has aromasıyla dünya çapında ün kazanan coğrafi işaret tescilli Adilcevaz cevizinde hasat sezonu başladı. Van Gölü’nün yarattığı özel iklimde yetişen bu değerli üründe, bu yıl verimin geçen yıla göre daha yüksek olması bekleniyor.
Fiyatı 600 TL’ye Kadar Çıkıyor
Adilcevaz‘da yaklaşık 25 bin dekarlık alanda üretilen ceviz, kalitesine göre kilogramı 300 ile 600 TL arasında alıcı buluyor. Üreticiler, mevsim şartlarının uygun gitmesiyle birlikte cevizin hem iriliğinin hem de lezzetinin bu yıl zirvede olduğunu belirtiyor.
Hedef: Markalaşma ve İhracat
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü‘nün destek programlarını artırmasıyla birlikte, üreticilerin en büyük hedefi markalaşarak yurt dışı pazarlara açılmak. Üretici Mehmet Akkoyun, “Adilcevaz cevizi sadece ülkemizde değil, yurt dışında da tanınmaya başlandı. Kalitesi ve lezzetiyle öne çıkan cevizimizi markalaştırmak, üreticilerimize daha fazla kazanç sağlamak için çalışıyoruz” dedi.
Toprak TV Olarak
Adilcevaz cevizinin bu hasat hikayesi, bir ürünün “coğrafi işaret” tescili aldığında kaderinin nasıl değişebileceğinin en somut delilidir. Bu tescil, Adilcevaz cevizine sadece bir kimlik değil, aynı zamanda bir “kalite pasaportu” vermiştir. Bu pasaport sayesinde, kilogram fiyatı 600 TL gibi, Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir rakama ulaşabilmektedir. Bu, katma değerli tarımın ve markalaşmanın gücüdür. Üretici Mehmet Akkoyun‘un “yurt dışında tanınmaya başlandı” sözü, bu başarının tesadüf olmadığının, bilinçli bir çabanın sonucu olduğunun altını çiziyor. Şimdi yapılması gereken, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü‘nün öncülüğünde, bu bireysel çabaları bir kooperatif çatısı altında birleştirerek, “Adilcevaz Cevizi” markasını dünya pazarlarında daha da güçlü bir oyuncu haline getirecek modern paketleme, pazarlama ve ihracat stratejilerini hayata geçirmektir.
Dünyaca Ünlü Tescilli Adilcevaz Cevizinde Hasat Başladı: Fiyatı 600 TL’yi Gördü… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bitlis’te “Can Dostlar” İçin 59 Dönümlük Yaşam Alanı Kuruldu: Atık Yemekler Mamaya Dönüşüyor… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bitlis’te, sahipsiz sokak hayvanları sorununun çözümü için hem hayvan refahını hem de insan güvenliğini merkeze alan 59 dönümlük “Geçici Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı” hizmete açıldı. Ameliyathane ve karantina bölgeleri gibi modern ünitelerle donatılan tesisin en dikkat çekici özelliklerinden biri ise, kentteki yemek atıklarını mamaya dönüştüren üretim ünitesi oldu.
Bitlis’te “Can Dostlar” İçin 59 Dönümlük Yaşam Alanı Kurulduİçişleri Bakanlığı‘nın ülke genelinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Bitlis Valiliği öncülüğünde birçok kurumun işbirliğiyle hayata geçirilen merkez, il ve ilçelerden toplanan sahipsiz hayvanlara yuva oluyor.
“Atık Yemeklerden Mama Üretiliyor”
Tesisi inceleyen Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, projenin en yenilikçi yönlerinden birini anlattı. Vali Karakaya, “20-25 civarında işletme ve yurtlarla anlaşma yaptık. Onlardan atık yemekleri toplayan bir ekibimiz var. Buraya getirilen yemek atıklarını mama makinesi ünitesinde köpek mamasına dönüştürüyoruz,” dedi. Bu sistemle hem israfın önüne geçiliyor hem de barınağın mama ihtiyacı sürdürülebilir bir şekilde karşılanıyor.
“Hem Hayvan Refahı Hem İnsan Güvenliği”
Vali Karakaya, projenin iki temel amacı olduğunu vurguladı: “Köpeklerin esenliğini düşünmek zorundayız. Bunlar da can, bize emanettir. Ama şehirlerimizin güvenliği, huzuru ve esenliği için bu sokak hayvanlarının güvenli alanlarda tutulması gerekiyor.” Şu ana kadar 1200’e yakın köpeğin toplatıldığını belirten Vali, merkezde hayvanların tedavi, bakım ve kısırlaştırma işlemlerinin de veteriner hekimler tarafından yapıldığını söyledi.
Toprak TV Olarak
Bitlis‘te hayata geçirilen bu proje, Türkiye’deki birçok belediyeye örnek olması gereken, bütüncül ve modern bir yaklaşımdır. Bu, sadece hayvanların toplanıp bir yere kapatıldığı klasik bir barınak değil; bir rehabilitasyon, üretim ve yaşam merkezidir. Projenin en devrimci yönü, “mama üretim ünitesidir.” Bu, sıfır atık felsefesini ve döngüsel ekonomiyi hayvan refahıyla birleştiren, hem akılcı hem de vicdanlı bir çözümdür. “Doğal yaşam alanı” konsepti ise, eski tip kafesli barınak anlayışından, hayvanların refahını önceliklendiren modern bir anlayışa geçişin simgesidir. Bitlis, bu projeyle “sokak hayvanları sorununun” sadece toplayarak değil; kısırlaştırarak, tedavi ederek, sürdürülebilir kaynaklar yaratarak ve en önemlisi onlara “can” olarak saygı duyarak çözülebileceğini göstermektedir.
Bitlis’te “Can Dostlar” İçin 59 Dönümlük Yaşam Alanı Kuruldu: Atık Yemekler Mamaya Dönüşüyor… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Bitlis’te Kuru Fasulye Hasadı Başladı: Hedef Sadece Üretim Değil, Tohumda Liderlik… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Türkiye’nin en önemli kuru fasulye üretim merkezlerinden biri olan Bitlis’te, yaklaşık 110 bin dekar alanda ekimi yapılan ürünün hasadına başlandı. Bitlis İl Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Çolak, Ahlat ilçesindeki hasat çalışmalarına katılarak, hedeflerinin 37 bin tonun üzerinde ürünle Türkiye dördüncülüğünü korumak olduğunu belirtti.
Bitlis’te Kuru Fasulye Hasadı BaşladıTürkiye’nin Tohum Ambarı Bitlis
Bitlis İl Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Çolak, kentin kuru fasulye üretimindeki başarısının yanı sıra, tohumculuktaki liderliğine de dikkat çekti. Çolak, “İlimizde 3 bin dekar alanda tohumluk üretimi yapıyoruz ve 1100 ton civarında ürün bekliyoruz. Tohumculuk üretiminde ilimiz Türkiye’de birinci sırada yer almaktadır,” diyerek Bitlis’in stratejik önemini vurguladı.
Teknolojiyle İşçilik Neredeyse Sıfır
Hasat sürecinde modern tarım teknolojilerinin kullanımı da öne çıkıyor. Hem İl Müdürü Çolak hem de Ahlatlı çiftçi Faruk Canevi, önceden elle yapılan hasadın artık makinelerle yapıldığını, Bakanlık destekleriyle kurulan modern sulama sistemleri ve güneş enerji panelleri sayesinde verimin arttığını ve işçiliğin neredeyse sıfıra indiğini belirtti. 550 dekar alanda üretim yapan çiftçi Canevi, “Geçen yıla oranla bu sene daha iyi verim elde ettik,” dedi. Hasat edilen ürünlerin, 10 gün kurutulduktan sonra patosa verilerek pazara hazır hale getirileceği öğrenildi.
Toprak TV Olarak:
Bitlis‘ten gelen bu hasat haberi, bir bölgenin tarımsal bir üründe nasıl sessiz ve derinden uzmanlaştığının en güzel örneğidir. Kuru fasulye üretiminde Türkiye’de dördüncü olmak önemli bir başarıdır; ancak asıl stratejik zafer, tohumluk üretiminde lider olmaktır. Çünkü tohumu elinde tutan, üretimin geleceğini de elinde tutar. Bitlis, sadece fasulye üretmiyor; aynı zamanda Türkiye’nin dört bir yanındaki tarlalara ekilecek olan tohumluk hazinesini de üretiyor. Bakanlık destekleriyle modern sulama ve tarım teknolojilerini benimseyerek işçilik maliyetlerini düşürmeleri ve verimi artırmaları, planlı ve akılcı tarımın en somut sonuçlarıdır. Bu başarı, doğru ürün, doğru teknoloji ve doğru vizyon bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğini gösteren bir model niteliğindedir.
Bitlis’te Kuru Fasulye Hasadı Başladı: Hedef Sadece Üretim Değil, Tohumda Liderlik… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Çifte Mesaj: “Yangınla Mücadelede Örneğiz, Don Vuran Çiftçiye 46,5 Milyar Lira Destek!”… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>“Yangınlarla Mücadelede Dünyada Örnek Ülkeyiz”
Yaz boyunca birçok ülkenin büyük yangınlarla mücadele ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 27 uçak, 105 helikopter ve 6 bine yakın kara aracıyla tarihinin en büyük filosuna sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Propagandalara rağmen Türkiye, yangınlarla mücadelede dünyada parmakla gösterilen bir ülke konumundadır. Yanan alanların toplam orman varlığı oranına baktığımızda, aynı iklim kuşağında olduğumuz ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir yerdeyiz” dedi.
Acı Gerçek: Yangınların %96’sı İnsan Kaynaklı
Yangınların %96’sının insan kaynaklı çıktığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara hayati bir çağrıda bulundu: “Piknik ateşi, sigara izmariti, anız yakma, sağa sola atılan cam şişeler ve dikkatsiz davranışlar büyük yangınlara sebep oluyor. Vatandaşlarımızdan yağışlı ve serin günlere ulaşana kadar azami dikkat bekliyoruz.”
Don Vuran Çiftçiye 46,5 Milyar Liralık Dev Destek
Nisan ayında yaşanan zirai don hadisesinin üreticileri olumsuz etkilediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere dev bir destek paketini açıkladı. TARSİM sigortası olan 50 bin 300 üreticiye toplam 23 milyar lira hasar tazminatı ödeneceğini belirten Erdoğan, “Sigortası olmayan, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 420 bin üreticimize de yaklaşık 23,5 milyar lira destek ödemesi yapacağız. Toplamda 46,5 milyar liralık bir desteği Kasım ayı sonuna kadar 470 bin üreticimizin hesaplarına yatıracağız” dedi.
Toprak TV Olarak:
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan‘ın Ahlat’tan verdiği mesajlar, Türkiye’nin iki büyük cephedeki mücadelesini özetlemektedir. Birinci cephe, yeşil vatana karşı açılmış savaştır. Bu cephede, ormanın kahramanlarının fedakarlığı ve devletimizin gücüyle dünyada örnek bir mücadele verdiğimiz gerçeği, hepimiz için bir gurur kaynağıdır. Ancak Cumhurbaşkanımızın da altını çizdiği gibi, yangınların %96’sının insan kaynaklı olması, bu gururun yanındaki en büyük utancımızdır.
İkinci cephe ise, iklim krizinin bir diğer acı yüzü olan zirai donla mücadeledir. Bu cepheden gelen 46,5 Milyar Liralık dev destek müjdesi, devletin en zor zamanda üreticisinin elini bırakmadığının en somut kanıtıdır. Bu, sadece bir para ödemesi değil; bir sonraki sezon için tarlaya umut ekmektir. Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın “TARSİM yaptırın” çağrısını bir kez daha yineliyoruz: Alın terinizi ve emeğinizi, %70’ini devletin ödediği bu güvenceyle koruma altına almak, her çiftçimizin en akılcı adımı olacaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Çifte Mesaj: “Yangınla Mücadelede Örneğiz, Don Vuran Çiftçiye 46,5 Milyar Lira Destek!”… yazısı ilk önce Toprak Radyo Televizyonu üzerinde ortaya çıktı.
]]>