Türkiye’de tarımsal yatırımların finansmanında yeni bir dönem başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile TKDK tarafından 2025 ve sonrası için açıklanan vizyon, “Dağıtılan para” döneminin bittiğini, “Hak edilen ve denetlenen destek” döneminin başladığını gösteriyor. Konuyu Toprak TV için derinlemesine analiz eden Ziraat Yüksek Mühendisi Semra Vahapoğlu, hibe oranlarının %70’e çıkmasının bir fırsat olduğu kadar, hazırlıksız yakalananlar için büyük bir risk barındırdığını vurguladı.
Semra Vahapoğlu Ziraat Yüksek Mühendisi
“Mesele Parayı Almak Değil, Şartları Sağlamak”
Vahapoğlu, yeni dönemde hibe oranlarının kağıt üzerinde %50 ile %70 arasında değiştiğini ancak bu oranlara ulaşmanın “özel şartlara” bağlandığını belirtti. Vahapoğlu analizinde şu detaya dikkat çekti: “Yüzde 70 hibe oranı, vitrindeki en güzel ürün gibi duruyor ama herkesin erişimine açık değil. Bu oran; genç girişimciler, kadın yatırımcılar ve dezavantajlı dağlık alanlarda yatırım yapanlar için geçerli. Şehir merkezinde, tamamen ticari refleksle kurulan ve ‘kırsal kalkınma’ ruhunu taşımayan projeler bu oranlara ulaşamayacak. Hibe oranı arttı ama elek gözenekleri daraldı.”
Hibe Oranı %70’e Çıktı Ama Şartlar Çok Ağır: İşte Yeni Kurallar
“Dikey Tarım ve Teknoloji: Moda Diye Yatırım Yapılmaz”
Yeni düzenlemelerin modern tarıma kapı araladığını ancak “teknoloji fetişizmine” geçit vermediğini belirten Semra Vahapoğlu, özellikle son dönemde popüler olan Dikey Tarım projeleri için kritik bir uyarıda bulundu: “Dikey tarım projeleri teoride harika görünse de pratikte en çok zorlanan başlıklar. Sebebi basit: Kurulum maliyeti yüksek, enerji gideri çok fazla ve pazar zinciri kırılgan. Yeni sistem, ‘Teknoloji yazdım puan alırım’ diyen dosyaları eliyor. Devlet artık şunu soruyor: ‘Bu pahalı sensörü kullanacak personelin var mı? Enerji faturasını ödeyebilecek misin?’ Sürdürülebilirliği kanıtlanmayan teknoloji, hibe nedeni değil, ret nedenidir.”
“Hibe, Sermayenin Yerine Geçmez”
Yatırımcıların en sık düştüğü hatanın “Devlet parasıyla iş kurmak” olduğunu belirten Vahapoğlu, yeni sistemin “Önce Disiplin” dediğini vurguladı: “Burada acı ama net bir gerçek var: Hibe, sermayenin yerine geçmiyor. Devlet, yatırımcının da elini taşın altına koymasını, öz sermayesini göstermesini istiyor. Pazar bağlantısı olmayan, ‘Hele bir kuralım satarız’ mantığıyla hazırlanan, gerçekçi maliyet hesabından uzak projeler artık kapıdan dönüyor.”
“Denetim Kılıcı: Para Verilince İş Bitmiyor”
Vahapoğlu, sürecin hibe sözleşmesi imzalanınca bitmediğini, asıl sınavın o zaman başladığını hatırlattı: “Yeni dönemde denetim mekanizması çok sert. Tesis kuruldu mu? Makine fiilen çalışıyor mu? Fatura ile sahadaki mal tutuyor mu? Yatırım bittikten sonra yapılan bu denetimlerde usulsüzlük veya atıl kapasite tespit edilirse, verilen hibe faiziyle geri isteniyor. ‘Nasıl olsa devlet parası’ rahatlığı tamamen bitti.”
Hibe Oranı %70’e Çıktı Ama Şartlar Çok Ağır: İşte Yeni Kurallar
“Genç ve Kadın Girişimciye ‘Kimlik’ Uyarısı”
Vahapoğlu son olarak, pozitif ayrımcılık tanınan gruplara seslendi: “Sadece kimliğinizin genç veya kadın olması yetmiyor. Eğer iş planınız zayıfsa, finansman yapınız belirsizse veya ‘başkası adına’ proje yürütüyorsanız sistem sizi eliyor. Kapasite ve liyakat, kimliğin önüne geçti.”
Toprak TV Olarak:
Semra Vahapoğlu‘nun bu analizi, aslında piyasadaki “çantacı” tabir edilen proje simsarlarına da bir cevap niteliğinde. Yatırımcıyı “Kesin çıkar” diye kandırıp, olmayan sermayeyle yola çıkaranların devri kapandı. Semra Hanım’ın “Hayal değil iş planı, slogan değil rakam” sözü, bu yeni dönemin mottosu olmalı. Bu yazı, milyonlarca liralık hata yapmaktan kurtaracak bir reçetedir.
Semra Vahapoğlu Yazdı: “Dikey Tarım Modası Hibe Garanti Etmiyor”