Görsel güzelliğiyle kırsal turizmin gözdesi haline gelen lavanta tarlaları, şimdi de damaklara hitap eden katma değerli ürünlere dönüşüyor. Eskişehir‘de, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü‘nün desteğiyle lavanta yetiştiriciliğine başlayan Erhan İnan, yine devlet desteğiyle kurduğu 40 kovanlık arılığıyla, piyasada nadir bulunan ve oldukça değerli olan lavanta balının hasadına başladı.
“Kestane Balı Kadar Değerli”
Hem Göze Hem Damağa: Lavanta Balı Hasadı Başladı!
18 dönümlük lavanta tarlasında üretim yapan Erhan İnan, lavanta balının piyasada çok popüler olmadığını ancak kestane balı gibi değerli bir bal türü olduğunu belirtti. İnan,“Tarım İl ve Orman Müdürlüğü desteğiyle arıcılığa başladık. Şu anda kırk kovan arıyla lavanta balı üretiyorum,” dedi.
Hem Göze Hem Damağa: Lavanta Balı Hasadı Başladı!
Kuraklık Verimi Düşürdü
Ancak bu değerli ürünün üretimi, son yıllarda yaşanan iklim değişikliklerinden olumsuz etkileniyor. Erhan İnan, “Maalesef son üç yıldır bitki florasındaki düşüş ve yağışların az olması nedeniyle bal üretimi geçtiğimiz yıllara nazaran düşmüş durumda,” diyerek kuraklığın etkilerine dikkat çekti. Zorluklara rağmen hasattan memnun olduğunu belirten İnan, “Arıları ve onlarla uğraşmayı çok seviyorum. İnsanlara kaliteli ve sağlıklı bal yedirdiğimiz için çok mutluyuz,” ifadelerini kullandı.
Hem Göze Hem Damağa: Lavanta Balı Hasadı Başladı!
Toprak TV Olarak:
Eskişehir‘den gelen bu haber, modern ve katma değerli tarımın en güzel örneklerinden biridir. Üretici Erhan İnan, sadece lavanta yetiştirmekle kalmamış, aynı arazi üzerinde ikinci bir katma değerli ürün olan lavanta balını da üreterek birim alandan elde ettiği geliri ve verimliliği akılcı bir şekilde artırmıştır. Bu, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü‘nün de doğru yönlendirmesiyle hayata geçen bir vizyon projesidir. Ancak bu başarı hikayesinin bir de “ama”sı var: Kuraklık. Bu durum, en yenilikçi, en akılcı tarım projelerinin bile iklim krizinin acımasız gerçekliği karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Bu hikaye, bize hem katma değerli üretimin potansiyelini hem de bu potansiyeli korumak için su yönetimi ve kuraklıkla mücadele stratejilerinin ne kadar hayati olduğunu bir arada hatırlatmaktadır.