Doğu Karadeniz’in Şifa Kaynakları Trabzon’da Buluştu: Anzer’den Macahel’e Yöresel Ballar Görücüye Çıktı!…
-
[ORTAHİSAR-TRABZON]
Kafkas arı ırkının ve binbir çeşit endemik yayla florasının ana vatanı Doğu Karadeniz’de, bölgenin tescilli ve şifalı arı ürünleri dev bir organizasyonla tüketiciyle buluştu. Trabzon’da kapılarını açan Arı Ürünleri Fuarı’nda; Artvin’in saf Kafkas arısı gen merkezi Macahel, Rize’nin dünyaca ünlü Anzer Yaylası ile Gümüşhane ve Bayburt’un yüksek rakımlı yaylalarından derlenen hakiki süzme ve petek ballar, polen, propolis ve arı sütü ürünleri ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Fuar boyunca stantları dolduran yüzlerce doğasever ve tüketici tescilli Karadeniz ballarını tatma ve doğrudan üreticiden temin etme fırsatı bulurken; sektör temsilcileri arıcılığın geleceğini tehdit eden yapısal ve çevresel darboğazları masaya yatırdı.
“Birlik Başkanı Yusuf Aksoy: Hedefimiz Karadeniz Balını Dünyaya Tanıtmak”
Fuarın açılışında konuşan ve bölgesel arıcılığın durumunu değerlendiren Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, fuarın temel misyonunun Doğu Karadeniz’in zengin florasını küresel pazarlara taşımak olduğunu belirtti. Aksoy, şu açıklamalarda bulundu:
“Stantlarımızda Artvin Macahel’den Rize Anzer’e, Gümüşhane’nin çiçek yaylalarından Bayburt’un kekiğine kadar bölge genelinden en saf arı ürünlerimizi sergiliyoruz. Doğu Karadeniz muazzam bir biyoçeşitliliğe ve nektar potansiyeline sahip. Ancak son yıllarda yaşanan aşırı yağışlar, ani sıcaklık dalgalanmaları ve değişken iklim şartları nedeniyle arıcılarımız ne yazık ki arzu ettiği bal rekoltesini yakalayamıyor.”
“Genç Nesil Uzaklaşıyor, Yaylalarda Betonlaşma Florayı Yok Ediyor”
Üretim maliyetlerinin yanı sıra arıcılık ekosisteminin ağır tehditler altında olduğunu vurgulayan Aksoy, sektördeki kan kaybına dikkat çekti:
“Arıcılık sektörümüz her geçen gün kan kaybediyor. En büyük yaralarımızdan biri genç kuşağın arıcılığa ilgi göstermemesi ve arılıklardan uzak durmasıdır. Bununla birlikte yaylalarımızda hız kesmeyen betonlaşma ve plansız yapılaşma, arıların nektar topladığı doğal mera ve çiçek florasını tahrip ediyor. Bu baskılar sürerse gelecekte bu tescilli şifalı balları üretecek üretici bulmakta zorlanacağız.”
Toprak TV Olarak;
Sisli dağların dik yamaçlarında, ayı tehlikesine ve zorlu tabiat şartlarına göğüs gererek saf Kafkas arısının emeğini sofralara taşıyan Doğu Karadenizli arıcılarımızın mücadelesini; biyolojik çeşitliliğimizin ve milli servetimizin en kıymetli kalkanı olarak değerlendiriyoruz. Yaylaların betonlaşmasına göz yummak, yalnızca arıcılığı değil, Doğu Karadeniz’in geleceğini ve tarımsal tozlaşmayı (polinasyonu) yok etmek demektir.
Karar vericilere çağrımızdır: Tarım ve Orman Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda; Doğu Karadeniz yaylalarında ‘Doğal Arıcılık ve Flora Koruma Havzaları’ acilen ilan edilmeli, endemik çiçek alanlarındaki betonlaşma ve kaçak yapılaşmaya sıfır tolerans tanınmalıdır. Saf Kafkas arı ırkının gen merkezleri sıkı koruma altına alınmalı; Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında genç arıcılara kovan, güneş enerjili elektrikli çit ve bal süzme ekipmanları için yüzde 85 doğrudan kamu hibesi verilmelidir. İklim krizine bağlı nektar kayıplarını telafi etmek için kovan başına verilen arıcılık destekleri artırılmalıdır.
Tüketicilerimize ve yetiştiricilerimize tavsiyemiz ve çağrımız ise; arıcılarımızın varroa ve diğer kovan hastalıklarıyla mücadelede asla kimyasal kalıntı bırakan ruhsatsız ilaçlara yönelmemeleri, organik asit ve biyolojik yöntemleri tercih etmeleridir. Tüketicilerimizin ise piyasada yol kenarlarında ya da internette ‘Anzer’ veya ‘Karakovan’ adıyla çok ucuza satılan sahte şeker şuruplarından uzak durmaları; Trabzon, Rize ve Artvin Arı Yetiştiricileri Birlikleri bandrollü, barkodlu ve analiz raporu bulunan tescilli saf Karadeniz ballarını tüketmeleridir.


