Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü, son günlerde Türk çayına yönelik dile getirilen “talihsiz ifadeler” hakkında sert bir açıklama yayınladı. Açıklamada, bu ifadelerin 100 yıllık bir emeği ve bir bölgenin kaderini yok saydığı belirtilirken, Türk çayının en büyük özelliği olan “kimyasalsız üretime” yönelik bu tavrın büyük bir haksızlık olduğu vurgulandı.
“Kimyasalsız Üretilen Çayımıza Haksızlık Yapılıyor!”
“Dünyadaki Benzerlerinden Farklı Olarak Kimyasal Kullanılmadan Üretiliyor”
ÇAYKUR’un açıklamasında, Türk çayının dünyadaki benzerlerinden ayrılan en temel özelliğinin altı çizildi: “Üstelik dünyadaki benzerlerinden farklı olarak kimyasal kullanılmadan üretildiği için sağlık bakımından bambaşka bir konumda bulunan kendi çayımıza yönelik bir tavrın söz konusu olmasını ise bu değere yapılmış büyük bir haksızlık olarak görüyoruz.”
Türkiye Tüketimde Dünya Lideri
“Kimyasalsız Üretilen Çayımıza Haksızlık Yapılıyor!”
Açıklamada, 1924’te kanunla başlayan çay serüveninin bölgeye refah getirdiği ve Türk insanının beğenisini kazandığı belirtildi. Türkiye’nin, kişi başına yıllık 3,5 kilogram çay tüketimiyle dünyada ilk sırada olduğu hatırlatıldı. ÇAYKUR, bu milli değere yönelik olumsuz ifadelerin, “bir oya işler gibi çay bahçelerini tesis eden çiftçilerin mücadelelerini” ve emektar insanları derinden incittiğini ifade etti.
Toprak TV Olarak
ÇAYKUR‘dan gelen bu açıklama, bir kurumun ticari bir ürünü savunmasının çok ötesinde, bir milli değere ve kültüre sahip çıkma feryadıdır. Genellikle “ithal hayranlığı” ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan bu “talihsiz ifadeler”, sadece bir bardak çayı değil, Doğu Karadeniz‘deki milyonlarca insanın emeğini, geçimini ve onurunu hedef almaktadır. Asıl anlaşılması gereken ve üzerine basarak vurgulanması gereken stratejik gerçek şudur: Karadeniz’in iklimi ve coğrafyası sayesinde, Türk çayı, dünyada üzerine pestisit (kimyasal ilaç) sıkılmadan üretilebilen nadir çaylardan biridir. Bu, onu sadece lezzetli değil, aynı zamanda dünyanın en sağlıklı çaylarından biri yapmaktadır. Bu paha biçilmez özelliği görmezden gelip, kendi milli ürünümüzü karalamak, en hafif tabirle kendi ayağımıza sıkmaktır. ÇAYKUR’un “arabamızdan buğdayımıza kadar tüm değerlerimize sahip çıkmalıyız” çağrısı, tam da bu noktada anlam kazanmaktadır. Çünkü milli şuur, milli ürünle başlar.
“Kimyasalsız Üretilen Çayımıza Haksızlık Yapılıyor!”