Ticaret Bakanlığı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) kaynaklı olduğu belirtilen “üreticide 5 liralık patatesin market raflarında 25 liraya satıldığı” yönündeki iddialara ilişkin bir açıklama yaptı. Bakanlık, bu rakamların genel piyasa fiyatlarını yansıtmadığını bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, üretici ile market arasındaki fiyat farklarının düzenli olarak takip edildiği vurgulandı. Açıklamada, “Ticaret Bakanlığımızın saha denetimleri ve zincir marketlerden alınan resmi veriler doğrultusunda patatesin 3 ulusal zincir markette ortalama perakende satış fiyatı 12,75 lira seviyesinde olup, kamuoyunda yer alan 25 lira gibi rakamlar genel piyasa fiyatlarını yansıtmamaktadır” denildi.
Fiyat farklarının; arz-talep dengesi, nakliye maliyetleri, depolama giderleri ve komisyoncu payları gibi etkenlerden kaynaklandığının analiz edildiği belirtildi.
“Haksız Fiyat Artışlarına Yaptırım Uygulanıyor”
Bakanlık, haksız fiyat artışları, stokçuluk ve tüketici aleyhine spekülatif uygulamalara karşı ülke genelinde etkin denetimler yürütüldüğünü ve mevzuata aykırı durumlarda gerekli idari yaptırımların kararlılıkla uygulandığını kaydetti.
Açıklamada, “Vatandaşlarımızdan, doğruluğu teyit edilmemiş bilgi ve paylaşımlara itibar etmemelerini, resmi açıklamalarımızı takip etmelerini önemle rica ederiz” çağrısında bulunuldu.
Bu, tarladan rafa uzanan zincirdeki klasik “fiyat farkı” polemiklerinden biri. Bir yanda TZOB‘un (üreticiyi temsilen) “5 TL’ye mal ettim, 25 TL’ye satılıyor” feryadı, diğer yanda Ticaret Bakanlığı‘nın (piyasayı temsilen) “3 büyük marketin ortalaması 12,75 TL” savunması var.
“BİZ”im duruşumuzla olaya baktığımızda, her iki tarafın da kendi gerçeğini yansıttığını görüyoruz. 25 TL rakamı muhtemelen bir semt pazarındaki veya lüks bir manavdaki en yüksek fiyatı, 12,75 TL ise 3 ulusal marketin (belki de en düşük kaliteli ürün veya kampanya) ortalamasını temsil ediyor.
Ancak asıl sorun şu: Tarlada 5 TL olan patates, en ucuz ortalamayla bile (12,75 TL) rafa gelene kadar neden %150’den fazla değer kazanıyor?
Bakanlık denetim yaptığını söylüyor, bu güzel. Ancak denetim sadece sonuç (raf fiyatı) üzerinden değil, süreç (tarladan rafa kadarki zincir) üzerinden yapılmalı. Bakanlığın da bahsettiği o “nakliye maliyetleri, depolama giderleri ve komisyoncu payları”nın ne kadarının makul, ne kadarının “haksız kazanç” olduğunu şeffafça ortaya koymak gerekiyor.
Çözüm; TZOB’u veya Bakanlığı haklı çıkarmak değil, tarladaki 5 TL’lik emeğin üzerine binen o 7,75 TL’lik (Bakanlığın kendi hesabına göre) aracı maliyetini denetlemek ve adil bir seviyeye çekmektir.