-
[ANKARA]
Türkiye genelinde yaklaşık 9 milyon arılı kovan varlığıyla sürdürülen 2026 yılı bal sağım sezonunda sona yaklaşıldı. Yayla ve ova ballarında hasat büyük ölçüde tamamlanırken, Ege ve Akdeniz çanağında çam balı sağım mesaisi sürüyor. Sezona ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ali Demir, 2026 yılı Türkiye bal üretiminin 97 bin ile 100 bin ton seviyesinde gerçekleşmesini beklediklerini açıkladı.
Yıl boyunca bölgesel iklim farklılıklarının rekolte üzerinde belirleyici olduğunu ifade eden TAB Başkanı Ali Demir, bazı havzalarda yağışların flora gelişimine ve nektar akımına olumlu yansıdığını, bazı bölgelerde ise aşırı sıcaklık ve kuraklık sebebiyle verim kayıpları kaydedildiğini belirtti. Kesin üretim tablosunun çam balı hasadının neticelenmesiyle kesinleşeceğini bildirdi.
“Bir Kilogram Balın Arkasında Bir Yıllık Ağır Maliyet Var”
Arıcıların en öncelikli beklentisinin balın hak ettiği reel değerden pazarlanması olduğunu vurgulayan TAB Başkanı Ali Demir, üreticinin yalnız sağım gününde değil, 365 gün boyunca sahada ter döktüğünü kaydetti. Demir, “Bir kilogram balın arkasında yalnızca sağım günü bulunmuyor. Kolonilerin mevsimsel bakımı, arı keki ve şurup beslemesi, varroa gibi hastalık ve zararlılarla mücadele masrafları, konaklama ücretleri, nakliye navlunu, işçilik ve her geçen gün katlanan üretim girdileri var. Bu nedenle binbir emekle üretilen hakiki Türk balının değerinin altında fiyatlandırılması asla kabul edilemez” dedi.
“Kovan Başına Temel Destek 250 ₺, İlave Kriterlerle 475 ₺’ye Yükseldi”
2026 yılı hayvansal üretim destekleme modelinde arıcılık sektörüne sağlanan iyileştirmelerin önemine dikkat çeken Demir, “Birlik üyesi arıcılarımıza yönelik temel kovan desteğinin 250 ₺’ye, ilave kriterlerle birlikte toplam desteğin kovan başına 475 ₺’ye kadar yükselmesi örgütlü üretim ve kayıtlı arıcılık adına çok değerli bir kazanımdır. Bizim önceliğimiz üreticimizin dağda ve yaylada kalması, emeğinin karşılığını tam alması ve Türk balının sahte ürün baskısından kurtularak hak ettiği itibara kavuşmasıdır. Arıcımız güçlendikçe Türkiye arıcılığı dünyada liderliğe yürüyecektir” ifadelerini kullandı.
Toprak TV Olarak;
Ekosistemin ve bitkisel tozlaşmanın can damarı olan arıların korunmasını ve bal üretiminin 100 bin ton eşiğine tutunmasını stratejik bir çevre ve gıda güvenliği başarısı olarak değerlendiriyoruz. Sahte ve taklit glikoz şuruplu ürünlerin piyasadan tamamen temizlenmesi, hem üreticimizin alın terini hem de tüketicimizin sağlığını korumanın ilk şartıdır.
Karar vericilere çağrımızdır: Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği koordinasyonunda; piyasadaki sahte bal denetimleri karekodlu izlenebilirlik sistemiyle dijitalleştirilmeli, göçer arıcıların konaklama ve mazot nakliye masraflarına doğrudan akaryakıt indirimi sağlanmalı, bal üretici birliklerine sıfır faizli işletme sermayesi açılarak taban alım fiyatı mekanizması devreye sokulmalıdır.
Arıcılarımıza tavsiyemiz ise; çam balı sağımı sonrası kışlatma dönemine girerken kolonileri genç ve sağlıklı ana arılarla takviye etmeleri, kovan içi varroa mücadelesini ruhsatlı organik asitlerle zamanında yapmaları ve ürünlerini değerinde pazarlamak adına TAB çatısı altındaki birlik sözleşmelerine sadık kalmalarıdır.

