Site icon Toprak Radyo Televizyonu

Toroslar’ın Akdeniz’le Kucaklaştığı Bereket Yurdu: Ceyhan Havzası’nda Tarım, Su ve Sanayi Dengesi…

Bu hafta ise kervanımızın yönünü; Toroslar’ın yüce bağrından kopup Akdeniz’e ulaşana kadar geçtiği her karışı ihya eden, Çukurova’nın mağrur doğu kanadına can suyu veren Ceyhan Havzamıza çeviriyoruz. Kendine has mikroklimaları, stratejik sanayi-tarım dengesi ve bereketiyle nam salmış ovalarıyla Ceyhan, bence müstakil bir incelemeyi ve derin bir saygıyı sonuna kadar hak ediyor.

Ceyhan Havzası; Kahramanmaraş ve Elbistan çöküntülerinden başlayarak Kadirli, Osmaniye, Ceyhan ve Yumurtalık hattı üzerinden İskenderun Körfezi’ne uzanan devasa bir üretim sahasıdır. Seyhan Havzası ile ikiz kardeş gibi görünse de Ceyhan, doğu silsilesindeki özgün yüksek yaylaları, Çukurova’nın doğu kanadındaki sanayi-liman baskısı, zengin kıyı ekosistemi ve çeşitliliğiyle kendine has bir kimliğe sahiptir. Bir yanda Türkiye’nin tekstil, enerji ve lojistik koridorları, diğer yanda beyaz altından narenciyeye, mısırdan yer fıstığına kadar sofralarımızı donatan ve ülke üretiminde devasa paya sahip tarımsal zenginlik yan yana var olma mücadelesi vermektedir.

Sevgili Dostlar,

Ceyhan Havzası’nı anlamak; Akdeniz’in cömert güneşi ile Toroslar’ın serin nefesi arasında yeşeren bu zenginliği, kontrolsüz büyümenin ve değişen iklim koşullarının getirdiği tehditlere karşı koruyabilmektir. Büyük şehirlerimizin mutfağına uzanan taze gıda zincirinde kilit bir rol oynayan bu coğrafya, vatanımızın gıda arz güvenliğini omuzlayan en sağlam sütunlardan biridir.

Ancak sahayı derinlemesine irdelediğimizde karşımıza çıkan gerçekler açıktır: Verimli alüvyon tabanlarımıza göz diken sanayi parselleri, bacalar ve düzensiz yapılaşma; sulama ağları üzerindeki kirlilik yükü ve kapımızı çalan kuraklık riski… Bu coğrafya, bir yandan kalkınmanın çarklarına güç verirken diğer yandan toprağındaki bereketi ve hayatı korumak gibi tarihi bir sınavdan geçmektedir.

Şimdi gelin; Çukurova’nın bu mağrur doğu kanadındaki köklü geçmişe, verimli topraklara ve Ceyhan’ın sularına birlikte kulak verelim!

SINIRLAR ve RUH: Şahmeran Efsanesinden Antik Piramos Ovalarına Ceyhan’ın Mirası

Kıymetli Dostlar,

Doğu Toroslar’ın güney yamaçlarından başlayıp Tahtalı Dağları ve Nur Dağları (Amanoslar) ile çevrelenen Ceyhan Havzası; Kahramanmaraş, Osmaniye ve Adana’nın doğu ilçelerini kucaklayarak Akdeniz’e ulaşır. Elbistan Ovası çevresindeki Hurman ve Söğütlü çaylarının birleşmesiyle ana yatağını bulan Ceyhan Nehri; Göksun, Aksu, Fırnız, Körsulu, Mağara Gözü, Tekir ve Sabunsuyu gibi güçlü kollarla beslenerek ovaya hayat pompalar. Bu sarp ve görkemli coğrafi yapı; ova tabanındaki alüvyon zenginliği kadar, ani taşkınlara karşı akılcı sulama altyapılarını ve yüksek irtifadaki su kaynaklarının titizlikle korunmasını zorunlu kılmaktadır.

Geçmişin izlerini ve bölgenin hafızasını araladığımızda, bu toprakların mayasında antik Kilikya’dan günümüze uzanan köklü bir tarımsal bilgelik buluruz. Hititlerin bereket dualarından Roma’nın ambarlarına, Çukurova’yı vatan kılan Türkmen boylarının konar-göçer üretim disiplininden Osmanlı sofralarına kadar bu vadi; buğdayı, pamuğu ve zeytiniyle medeniyetleri ayakta tutmuştur.

Nitekim bu coğrafyanın folklorunda dillere destan olmuş, kuşaktan kuşağa aktarılan kadim bir miras yaşar: Şifa ile bilgeliğin timsali, yılanların şahı Şahmeran Efsanesi’nin tam da antik çağdaki adıyla Piramos Vadisi’ne, yani Ceyhan Nehri’ne tepeden bakan o efsane Yılan Kale surlarında vücut bulduğu anlatılır. Şahmeran’ın topraktaki şifalı otların sırrını, bitkilerin dilini ve doğanın hassas dengesini insanoğluna miras bırakması; esasen Ceyhan insanının toprağa gösterdiği vefanın, doğaya duyduğu derin saygının kültürel ve tarihsel bir emaresidir.

İklimin ve topoğrafyanın sunduğu bu cömert imkanlar, havzanın her biriminde ayrı bir bereket tablosu çizer. Yüksek yaylalarda ceviz, elma ve mera hayvancılığı gelişirken; Kadirli ve Osmaniye hattında ülke üretiminde stratejik yer tutan yer fıstığı, turp ve zeytin, Ceyhan Ovası’nın engin düzlüklerinde ise pamuk, mısır, narenciye bahçeleri ve soya üretimi başı çeker.

İklim ve Su Rejiminde Su Yönetimi, Enerji ve Kıyı Ekosistemi Dengesi

Akdeniz iklimi ile karasal iklimin birbirine temas ettiği geniş Ceyhan Havzası; aşağı kesimlerde yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı; yukarı kesimlerde ise daha sert ve karasal bir rejim sergiler. Ancak iklim değişikliğinin getirdiği Düzensiz yağışlar, üst havzada kar örtüsünün erken erimesiyle aşağı havzanın sulama takvimini bozmakta ve yaz aylarında yaşanan kuraklık dalgalarıyla su kaynaklarımızı sınırlandırmaktadır.

Bu noktada havzadaki su baskılarını çok yönlü okumamız gerekir. Menzelet, Kılavuzlu, Sır, Berke ve Aslantaş gibi büyük su yapıları; enerji üretimi, taşkın kontrolü ve sulama bakımından stratejik değer taşımaktadır. Ancak baraj işletme programlarında hidroelektrik santral talepleri tek belirleyici olmamalı; aşağı havzadaki sulama takvimi ve deltaya ulaşması gereken ekolojik debi ile eşit ağırlıkta değerlendirilerek hazırlanmalıdır.

Öte yandan ovadaki kontrolsüz ve salma sulamadan kaynaklanan tuzlanma riskinin yanı sıra, Yumurtalık ve aşağı Ceyhan kesimlerinde yeraltı suyunun aşırı çekilmesi, deniz suyunun akiferlere ilerlemesi ve sulama suyunun kalitesinin bozulması tehlikesini doğurmaktadır. Kıyı kuyularında iletkenlik ve tuzluluk değerlerinin sürekli izlenmesi mühendislik açısından zorunluluktur.

Ceyhan’ın yolculuğu yalnızca tarlaları sulamakla son bulmaz; nehrin Akdeniz’e ulaştığı delta ve Yumurtalık çevresindeki lagünler, sazlıklar, kıyı meraları ve su ürünleri yaşamı da aynı su sisteminin ayrılmaz parçalarıdır. Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile korunan Yumurtalık Lagünü, binlerce göçmen kuşun ve soyu tehlike altındaki yeşil deniz kaplumbağalarının Akdeniz’deki en hayati üreme ve kışlama alanıdır. Nehrin debisinin aşırı azaltılması, drenaj kanallarıyla taşınan tarımsal kirlilik ve kıyıdaki sanayi baskısı; yalnızca balıkları ve kaplumbağaları değil, bölgenin tarımsal üretimini koruyan bütün ekolojik dengeyi tehdit etmektedir. Bu nedenle havza yönetiminde tarlanın su ihtiyacı kadar nehrin denize ulaşma ve deltayı yaşatma hakkı da gözetilmelidir.

TOPOGRAFYA ve TOPRAK: Verimli Alüvyon Ovalar, Üst Havza Erozyonu ve Arazi Koruma İradesi

Sevgili Dostlar,

Ceyhan Havzası’nın toprak varlığı; Ceyhan Nehri’nin yüzyıllar boyunca taşıdığı zengin minerallerle oluşan Kadirli, Osmaniye ve Ceyhan düzlüklerindeki derin alüvyon arazilerden meydana gelir. Bu alanlar, ülkemizin yüksek verimli üst sınıf tarım arazileridir.

Ancak unutulmamalıdır ki; aşağı ovalardaki verimli alüvyon tabakasının geleceği, yukarı havzanın (Göksun, Andırın ve Elbistan hattı) toprak sağlığına bağlıdır. Yukarı havzada yaşanan erozyon ve heyelan riski, üst havzadaki toprak kaybını artırırken alt havzadaki barajların ömrünü kısaltmakta ve sulama kanallarını mil ile doldurmaktadır.

Öte yandan, Sakarya-Kocaeli Havzamızdaki gibi, bu havzamızdaki en büyük tehdit de; lojistik avantajlar, otoyol bağlantıları ve İskenderun Körfezi’ne yakınlık gerekçesiyle verimli ovaların sanayi tesisleri, enerji santralleri ve plansız depolarla işgal edilmesidir. Kahramanmaraş hattındaki yoğun tekstil tesislerinin atık su yükü, Yumurtalık-Ceyhan hattındaki Sugözü termik santralı ve bölgede planlanan potansiyel kimya yatırımlarının kümülatif baskısı, tarım-sanayi gerilimini daha belirgin hale getirmektedir. Tarım dışı kullanım talepleri istisna değil olağan uygulama haline getirilmemeli; zorunlu kamu yararı bulunmayan sanayi, lojistik ve imar yatırımlarına kesinlikle izin verilmemelidir. Sanayi ile tarımın iç içe olduğu Ceyhan hattında; toprak, sulama suyu, deniz kirliliği ve ürün numunelerini periyodik olarak analiz eden sürekli bir izleme altyapısı kurulmalıdır.

SOSYOLOJİK YAPI: Çukurova’nın Alın Teri, Etnik Mozaiği ve Deprem Sonrası Kırsal Direniş

Değerli Dostlarım,

Ceyhan Havzamızın toplumsal dokusu; Toroslar’ın konar-göçer Avşar ve Yörük kültüründen kök alan köklü yerel doku ile tarih boyunca berekete ortak olmak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelip bu topraklara tutunan farklı etnik kökenlerden vatandaşlarımızın harmanlandığı muazzam bir toplumsal desendir. Türkmen geleneklerinin, Doğu’nun kırsal imece ruhunun ve tarım işçiliğiyle yoğrulmuş ailelerin yan yana ter döktüğü bu coğrafyada çiftçilik; sadece bir geçim kapısı değil, etnik ve kültürel zenginlikleri toprak paydasında birleştiren köklü bir yaşam biçimidir.

Bu rengarenk ve üretken yapının en sağlam direklerinden biri her zaman olduğu gibi hiç şüphesiz kadın emeğidir. Pamuk tarlasındaki çapadan narenciye bahçelerindeki hassas hasada, yer fıstığının kırılması ve ayıklanmasından yayla seralarına kadar kırsal ekonominin esas yükünü kadınlarımız sırtlamaktadır. Osmaniye, Kadirli ve Ceyhan hattında filizlenen kadın kooperatifleri; farklı arka planlardan gelen emektar kadınlarımızı aynı çatı altında buluşturup yerel ürünlerimize katma değer kazandıran harika birer dayanışma örneğidir.

Bölgemizin, hatta tüm ülkemizin en hayati ve duyarlılıkla yaklaşılması gereken temel meselelerinden biri hiç şüphesiz mevsimlik tarım işçilerimizin durumudur. Pamuk, yer fıstığı, narenciye ve sebze hasadının görünmeyen omurgasını oluşturan bu emektar insanlarımızın güvenli barınma, temiz su, sağlık hizmeti ve sosyal güvenceye erişimi havzanın ertelenemez sosyal sorumluluğudur. Bununla birlikte, mevsimlik işçi çocuklarının eğitim hakkının fiilî takibi ve okul devamlılığı mutlak suretle sağlanmalıdır. Artan yaz sıcaklıkları karşısında çalışma saatleri insani koşullara göre yeniden düzenlenmeli; gölgelik alan, içme suyu, dinlenme ve sıcaklık erken uyarı protokolleri hukuki güvenceye bağlanmalıdır.

Havzanın toplumsal ve ekonomik yapısını değerlendirirken 6 Şubat depremlerinin Kahramanmaraş, Osmaniye ve çevre ilçelerde bıraktığı ağır izi de göz ardı edemeyiz. Yalnızca konutlar değil; ahırlar, depolar, sulama hatları, tarımsal işletmeler, kırsal iş gücü düzeni zarar görmüş ve geçici genç nüfus göçü yaşanmıştır. Yeniden yapılanma sürecinde geçici çözümler yerine depreme dayanıklı tarımsal yapılar, güvenli kırsal yerleşimler ve afet anında üretimin devamlılığını sağlayacak bölgesel gıda lojistiği kurulmalıdır.

HAVZANIN HAZİNELERİ: Beyaz Altından Yer Fıstığı ve Kadirli Turpuna Bereket Yelpazesi

Kıymetli Dostlar,

Ceyhan Havzası, doğru bir planlama ve mevcut potansiyeliyle ülkemiz ekonomisine devasa değer katan stratejik zirai varlıklara ve köklü bir üretim mirasına sahiptir:

Coğrafi İşaretli ve AB Tescilli Osmaniye Yer Fıstığı: Türkiye’de yer fıstığı işlemesinin, ticaretinin ve pazarının adeta kalbi konumunda olan Osmaniye yer fıstığı; yüksek aroması, besleyici değeri, çerezlik kullanımı, ezme, un ve yağ sanayisindeki stratejik rolüyle havzanın küresel ölçekteki en büyük markasıdır.

Coğrafi İşaretli Kadirli Turpu: Kendine has lezzeti, gevrek yapısı ve kış aylarındaki erkenci üretim avantajıyla Türkiye’deki turp üretiminin çok büyük bir kısmını tek başına karşılayan Kadirli turpu, havzanın sebzecilik kültürünü simgeleyen eşsiz bir değerdir.

Nitelikli Ceyhan Pamuğu (Beyaz Altın): Tekstil ve lif sanayimizin en stratejik ham maddelerinden biri olan, yüksek verimi ve lif kalitesiyle öne çıkan pamuk üretimi, havzanın tarihsel ve ekonomik lokomotifidir.

Kadirli ve Ceyhan Mısır ile Soya Üretimi: Türkiye’nin nişasta, sıvı yağ, glikoz ve yem sanayisinin hammadde ihtiyacını karşılayan, yüksek rekoltesiyle ova tabanını donatan devasa bir tarımsal üretim gücüdür.

Çukurova Narenciyesi: Erkenci ve geççi çeşitleriyle Ova düzlüklerini süsleyen, iç pazarın tazelik güvencesi ve ihracatımızın can damarı olan narenciye bahçeleri, havzanın yeşil ziynetidir.

Yukarı Havza Mera Hayvancılığı ve Yayla Meyveciliği: Göksun ve Andırın yamaçlarındaki ceviz ve elma bahçeleri ile zengin mera varlığına dayalı büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık; aşağı havzadaki mısır ve soya üretimiyle birbirini tamamlayan özgün bir kırsal ekonomi oluşturmaktadır.

DÜNYADAN BİR AYNA: ABD’nin Kaliforniya Central Valley (Merkez Vadisi) Modeli

Sevgili dostlar,

Sıkça dile getirdiğim üzere, havzalarımızı geleceğe hazırlarken dünyada benzer sınavlardan geçmiş, iklimi, sulama bağımlılığı, ürün çeşitliliği ve sanayi-tarım ilişkileri bakımından dikkat çekici benzerlikler taşıyan gelişmiş örnekleri incelemek ufkumuzu genişletmektedir. Ceyhan Havzamızı kıyasladığımızda, karşımıza ABD’nin Kaliforniya Central Valley (Merkez Vadisi) Modeli çıkmaktadır.

Central Valley de tıpkı Ceyhan Havzamız gibi haşmetli dağ silsileleriyle çevrelenmiş, Akdeniz ikliminin tüm cömertliğini taşıyan, devasa sulama kanallarıyla beslenen bir üretim havzasıdır. Bu dev vadi; pamuk, mısır, narenciye ve sert kabuklu meyvelerde (badem ve fıstık) dünya pazarını yönlendiren bir güç olmanın yanı sıra, tıpkı Ceyhan gibi tarım arazilerinin sanayi ve kentsel yayılma baskısı altında olduğu bir sahadır.

Kaliforniya örneğini Ceyhan Havzamıza ayna tutmak için seçmemin asıl nedeni ise şudur: Bölge, geçmişte ağır biçimde yüzleştiği kuraklık ve yeraltı suyu çekim krizlerine karşı; 2014 yılında kabul edilen Sürdürülebilir Yeraltı Suyu Yönetimi Yasası (SGMA) çerçevesinde yerel havza kuruluşları, uzun vadeli akifer planları, su ölçümü ve yeraltı suyu besleme uygulamaları geliştirmiştir. Sorunlar bütünüyle çözülmüş değildir; ancak bu kurumsal yaklaşım, dairesel su yönetimi ve tarladaki ürünü katma değerli ihracat malına dönüştüren işleme merkezleri Ceyhan için çok kıymetli dersler taşımaktadır.

PEKİ NE YAPABİLİRİZ? HAVZANIN REFORM REÇETESİ

Yıllardır tarlada nasır tutan ellerin, toprağın ve akan suyun sesini dinleyen bir ziraatçi kardeşiniz olarak resmi açıkça ifade etmek isterim: Ceyhan Havzamızın kadim üretim gücünü muhafaza etmek ve tescilli bereketi küresel ölçekte hak ettiği noktaya taşımak asla tesadüflere bırakılamaz. Ülkemizin yarınları ve gıda arz güvenliğimiz adına sahadaki bu büyük potansiyeli harekete geçirecek öncelikli adımları şöyle sıralamakta fayda var diye düşünüyorum:

1. Resmi Havza Planlarının Şeffaf ve Eşgüdümlü Uygulanması

Ceyhan Havza Koruma Eylem Planı, Kuraklık Yönetim Planı ve Taşkın Yönetim Planı kapsamında belirlenen su kalitesi, atık su arıtımı, tarımsal kirlilik, kuraklık ve taşkın tedbirleri; ilgili kurumların güçlü koordinasyonuyla, ölçülebilir hedeflere ve kamuya açık bir takvime bağlanarak hayata geçirilmelidir.

2. Üst Sınıf Tarım Arazilerinin Şartsız Korunması ve Sanayi İzleme

Ceyhan, Kadirli ve Osmaniye ovalarındaki yüksek verimli alüvyon topraklar 5403 sayılı Kanun ve Büyük Ova hükümleri çerçevesinde korunmalı; zorunlu kamu yararı bulunmayan sanayi, lojistik ve imar yatırımlarına kesinlikle izin verilmemelidir. Kahramanmaraş ve Yumurtalık hattındaki mevcut ve planlanan sanayi/enerji tesislerinin toprak ve su kalitesine etkisi kümülatif olarak sürekli izlenmelidir.

3. Kapalı Borulu Sulama, Enerji-Sulama Dengesi ve Dairesel Su Yönetimi

Vahşi sulama yöntemleri sonlandırılarak kapalı, basınçlı ve damlama sulama altyapısına geçilmeli; baraj işletmelerinde hidroelektrik üretimi ile sulama takvimi ve ekolojik debi dengelenmelidir. Tarımsal drenaj suları ve uygun sanayi atık suları ileri arıtmayla yeniden tarıma kazandırılmalıdır.

4. Üst Havza Erozyon Kontrolü, Mera Islahı ve Yayla Entegrasyonu

Yukarı Ceyhan’da (Göksun-Andırın-Elbistan) orman ve mera ıslahı, erozyon kontrolü ve heyelan riski azaltım çalışmaları hızlandırılmalı; meraların aşırı otlatmaya karşı korunması sağlanarak üst havzadaki hayvancılık ve yayla meyveciliği (ceviz, elma) ile alt havzadaki mısır ve soya yem sanayisi arasında dairesel bir havza ekonomisi kurulmalıdır.

5. Yer Fıstığı, Pamuk ve Kadirli Turpunda İhtisaslaşmış İşleme ve Katma Değer Hamlesi

AB tescilli Osmaniye yer fıstığı, Kadirli turpu ve Ceyhan pamuğunda İyi Tarım Uygulamaları sertifikasyonu yaygınlaştırılmalı; fıstık ezmesi, fıstık unu, kaliteli sıvı yağ, paketleme, soğuk zincir, ulusal perakende bağlantıları ve nitelikli iplik/tekstil üreten entegre gıda ve sanayi tesisleriyle bu ürünlerimiz tarladan ham madde olarak çıkmak yerine katma değerli markalara dönüştürülmelidir.

6. Yer Fıstığında Aflatoksin, Hızlı Kurutma ve İzlenebilirlik Seferberliği

Türkiye yer fıstığı ticaretinin kalbi olan Osmaniye’de; hasat sonrası hızlı kurutma tesisleri, nem kontrollü lisanslı depolama, sıkı aflatoksin analizi ve parti bazlı dijital izlenebilirlik sistemi zorunlu hale getirilerek Osmaniye markası iç ve dış pazarda tam korumaya alınmalıdır.

7. Narenciyede Soğuk Zincir, İşleme Altyapısı ve Pazar Güvencesi

Narenciye üreticisinin mahsulü dalında bırakmaması, erkenci ve geççi çeşitlerin hak ettiği değeri bulması için bölgesel dondurulmuş gıda, konsantre meyve suyu, püre, modern paketleme ve soğuk hava depoları kurulmalı; ihracat lojistiği doğrudan üretici örgütleriyle desteklenmelidir.

8. Çukurova Genç Çiftçi ve Yeni Nesil Finansman Modeli

Genç nüfusun toprağa dönüşünü ve üretimde kalıcılığını sağlamak amacıyla; Genç Çiftçi Başlangıç Hibeleri, tesis kurulum destekleri, sıfır faizli/düşük faizli Ziraat Bankası ve Tarım Kredi yatırım kredileri ile KGF (Kredi Garanti Fonu) kefaletli özel finansman paketleri devreye sokulmalıdır. Klasik ipotek şartları yerine; tarladaki beklenen ürünü, lisanslı depodaki fıstık/mısır/soya makbuzunu veya sözleşmeli üretim modelini doğrudan teminat kabul eden yeni nesil tarım finansmanı (Agri-Fintech) çözümleriyle genç üreticilerimizin sermayeye erişimi güvence altına alınmalıdır.

9. Kadın Emeğinin Katma Değere Dönüşmesi ve Kırsal Kadın Kooperatifleşmesi

Çukurova kırsalında tarladan depoya kadar üretimin her safhasında alın teri döken kadınlarımızın görünmeyen emeğini ekonomik güce dönüştürmek birincil önceliğimiz olmalıdır. Bu kapsamda Kadirli, Osmaniye ve Ceyhan merkezli kurulacak kadın kooperatifleri bünyesinde; yer fıstığı ezmesi ve un imalatı, narenciye kurutma/reçel tesisleri, Kadirli turpu paketleme üniteleri ile yöresel gıda işleme atölyeleri hayata geçirilmelidir. Kadın üreticilerimize mikro-hibe imkanları, doğrudan makine-ekipman desteği, hazine arazilerinde öncelikli kiralama hakkı ve kooperatif üst birliklerinin yönetim mekanizmalarında aktif karar yetkisi sağlanarak kırsaldaki kadın varlığı sosyal güvence ve finansmanla güçlendirilmelidir.

10. Depreme Dayanıklı Kırsal Üretim Altyapısının Güçlendirilmesi ve Afet Planlaması

6 Şubat depremlerinin ardından devletimizin Kahramanmaraş, Osmaniye ve Ceyhan hattındaki kırsal alanlarda başlattığı ihya, inşa ve altyapı yenileme hamleleri takdire şayandır. Devletimizin sahada başarıyla yürüttüğü bu çalışmalara ilave olarak; henüz ulaşılmamış noktalardaki ahır, ürün deposu, soğuk hava tesisi, kooperatif binaları ve sulama kanallarının deprem dirençli standartlara kavuşturulması süreci hızlandırılmalıdır. Var olan yatırımların kapasitesi artırılmalı; muhtemel afetlerin hemen ardından bitkisel ve hayvansal üretimin aksamadan devam edebilmesi için ilçe ve alt havza bazlı “Tarımsal Afet Müdahale ve Lojistik Planları” güncellenerek tamamlanmalıdır.

11. Mevsimlik Tarım İşçileri ve Çocuk Eğitimi Güvencesi

Geçici barınma alanları; temiz su, kanalizasyon, elektrik ve sağlık birimiyle planlanmalı; çocukların eğitime devamı fiilen takip edilmelidir. Aşırı sıcaklarda çalışma ve dinlenme sürelerini düzenleyen bölgesel iş sağlığı protokolü uygulanmalıdır.

12. Ceyhan Deltası, Ramsar Alanı ve Kıyı Akiferleri Koruma Programı

Aşağı Ceyhan ve Yumurtalık kıyılarında yeraltı suyu çekimi, tuzluluk, deniz suyu girişimi ve drenaj kirliliği kuyu bazında izlenmeli; Ramsar alanı olan Yumurtalık Lagünü ile yeşil deniz kaplumbağalarının yaşam alanlarını koruyacak mevsimsel ekolojik debi güvence altına alınmalıdır.

13. Bölgesel Sanayi-Tarım Entegrasyonlu Yerel Tedarik Modeli

Kahramanmaraş, Osmaniye, Ceyhan ve Yumurtalık hattındaki organize sanayi bölgelerinde, dev tekstil fabrikalarında, liman/enerji tesislerinde, hastaneler ve kamu kurumlarında her gün yüz binlerce kişilik yemek çıkmaktadır. Bölgedeki bu dev tüketim potansiyeli; aracıları ortadan kaldıran, dijital takipli ve doğrudan bölge çiftçisini destekleyen bir pazarlama ağına dönüştürülmelidir. Sanayi tesisleri ve kamu kurumları, yemekhanelerinde kullandıkları narenciye, bakliyat, sebze, sıvı yağ ve süt ürünlerini öncelikli olarak havzadaki üretici birliklerinden ve kadın kooperatiflerinden sözleşmeli modelle tedarik etmeli; böylece tarım ile sanayi arasında tarladan tabağa uzanan somut bir dayanışma köprüsü kurulmalıdır.

14. Tozlayıcı (Polinatör) Koridorları, Veri Merkezi ve Erken Uyarı

Tarım arazileri ile sanayi bölgeleri ve otoyollar arasında ağaçlandırılmış yeşil tampon bölgeler oluşturularak doğal ekosistem ve tozlayıcı (polinatör) arı popülasyonu korunmalıdır. Toprak, su, rekolte ve kirlilik verileri dijital ortamda kamuoyuna açık izlenmeli; erken uyarı sigorta mekanizmaları kurulmalıdır.

BENCE: Ceyhan Havzası, Çukurova’nın Doğu Kalesi ve Üretim Güvencesidir…

Sevgili Dostlarım,

Toroslar’ın heybetli gölgesinde, Ceyhan’ın hayat veren sularıyla toprağını alın teriyle buluşturan emektar çiftçimiz; yalnızca kendi ailesinin iaşesini sağlamamakta, tüm Türkiye’nin mutfağına uzanan taze gıda zincirini ve bölgesel kalkınmanın sağlam dengesini omuzlarında taşımaktadır. Fabrika çarkları dönebilir, sanayi hamleleri ihracat rekorları kırabilir; ancak hiçbir sanayi tesisi tarlada olgunlaşan mısırın, bahçede renklenen narenciyenin, toprakta filizlenen yer fıstığının o saf ve hayati yerini dolduramaz.

Tam da bu sebeple; hazırlanmış olan nehir havza yönetim planlarını raflarda bırakmayıp yerel yönetimler, üretici birlikleri ve sanayi temsilcilerinin ortak iradesiyle sahaya yansıtmak, ülkemizin yarınları adına hayati bir sorumluluktur. Altını çizerek ifade etmek isterim: Sanayinin gücüne, üretimine ve istihdamına sırt çevirmek elbette düşünülemez. Ancak toprağı betona kurban eden, hele ki Çukurova gibi bereketin merkezinde zirai üretimi tıkayan bir sanayileşme anlayışı, nihayetinde kendi ayağına sıkmaktan farksızdır. Bizim amacımız sanayi ile tarımı çatıştırmak değil; doğru arazi kullanımı ve disiplinli su yönetimiyle her iki sektörü aynı havzada birbirini besleyecek şekilde büyütmektir.

Hadi o zaman gelsin mottomuz:

“Toprağın bereketini sanayinin aklıyla harmanlayıp, bu kadim mirası geleceğe lekesiz taşımaktır.”

Yazın kavurucu sıcağında tarlada, bahçede ve meralarda nasırlı elleriyle rızkını topraktan çıkaran; bu cömert coğrafyada verimli bir sezon geçirip 3. ürüne kalkan, yani üretme sevdasını durmaksızın devam ettiren Ceyhan Havzası çiftçilerimize ve ülkemizin tüm bölgelerinde verimli bir hasat geçiren bütün üreticilerimize güç, kuvvet ve gönül ferahlığı diliyor; en derin saygılarımı sunuyorum. Güneşin altında toprağa damlayan her damla ter, soframızdaki aşın ve evlatlarımızın yarınlarının en sağlam teminatıdır. Ürettiğiniz her değerin karşılığını sağlık, esenlik ve bol bereketle almanız en büyük temennimdir.

Gelecek hafta kervanımızın yönünü; Çukurova’nın diğer yarısını kucaklayan, Akdeniz’e dökülen bereketli suları, pamuğu, narenciyesi ve stratejik konumuyla havza yazıları dizimizin son durağı olan Seyhan Havzası’na çevireceğiz. Bu büyük havza maratonumuzun taçlanacağı son buluşmamızda görüşmek dileğiyle…

“Toprak Senin Özün, Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”

Kalın Sağlıcakla.

Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyon A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

toprak haber

Exit mobile version