Toprakta Galoş İzleri: Bir Çiftçi Şikâyetnamesi ve Sessizlik Bildirgesi…
-
Sükûtun Sonu: Görüp de Susmak İki Yüzlülüktür!
Buraya kadar sabretmek, sükûtun o ağır zincirini omuzlarımızda taşımak varmış… Bugüne dek inceden gördük sustuk, kalından gördük edebimizden sineye çektik; fark ettirmeden, o koltukların kurumsal saygınlığını incitmeden usulca, kelimelerin ardına sığınarak işaret ettik ama olmadı. Ne o fildişi kulelerden aşağıya süzülen kibirli gözler toprağın büyüklüğü karşısında durulmayı bildi ne de o gösterişli dünyalar üreticinin nasırlı elleri önünde eğildi. Fakat artık her şeyi, tüm bu unvan saltanatını görüp de, hele ki bu son kareyi –toprağın bağrına çekilen o mavi naylon setleri– gördükten sonra susmak; bence iki yüzlülüktür, bu vatana ve o kutsal toprağa ihanettir. Sözün bittiği, sabrın tükendiği ve kalemin mürekkebini feryada dönüştürdüğü o sınırdayız efendiler! Bu son kare, bardağı taşıran değil, yıkan o son damladır.
Anadolu’nun Nasırlı Ellerine; Çiftçimize Nükteli Bir Sitem
Ey toprağı tırnaklarıyla kazıyan, nasırlı elleriyle vatanı doyuran, çamuru çizmesine şeref madalyası yapan aziz çiftçimiz!
Siz ki; tohumu toprakla buluştururken yağmura yoldaş, çamura gardaş olursunuz. Sizin ayağınız topraktan kesilse sofralarımız aç kalır. Fakat dönüp bir bakın aynaya; sizi temsil etsin, hakkınızı savunsun diye o en tepedeki koltuklara emanet ettiğiniz irade, sizin en mukaddes varlığınız olan toprağa basarken ne yapıyor?
Bakın o fotoğrafa, iyi bakın… Karşımızda duran sadece dondurulmuş bir an değil; iki ayrı dünyanın, iki taban tabana zıt zihniyetin sessiz ama çığlık çığlığa bir çarpışmasıdır. Bir tarafta, tarlanın çamuruyla helalleşmiş, çizmesindeki her bir lekeyi toprağın bereketiyle yoğrulmuş birer nişan gibi taşıyan o teknik personelin kök salmış, vakur duruşu… Diğer tarafta ise, bastığı o kuru otun yeşilinden, bağrından fışkıran toprağın tozundan pahalı kösele kundurasını korumak için ayağına çift kat mavi plastik galoş geçiren Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar. Biri toprağa basarak yücelen, diğeri ise toprağa dokunmaktan imtina ederek küçülen iki ayrı akıl…
Sorarım size ey MİLLETİN EFENDİLERİ; anası toprak olan bir mesleğin başındaki kişi, nasıl olur da anasının bağrına basarken araya petrol atığı plastik çeker? Toprağı “kir” gören, onun tozundan sakınan bir akıl, o toprağın döktüğü alın terinin kıymetini nasıl bilsin? Gitgide birer unvan saltanatına dönüşen, neredeyse cumhuriyetle yaşıt yönetim kurullarının o köhneleşmiş koltuklarında, üretmekten çok sadece “titr” taşımayı marifet sayanların çiftçimize verebilecek tek bir faydası kalmamıştır.
Ametist, kehribar, akik ve kuvars gibi şifalı taş sevdalarınız; her yıl milyonlarca lira harcanarak adeta birer saray yavrusuna dönüştürülen, sürekli tadil edilip lüks döşenen o şatafatlı makam odalarınız; pahalı kıyafet ve temiz pak takım elbise takıntılarınız olabilir; fakat unuttuğunuz bir şey var: Siz tarlaya iniyorsunuz efendiler! Gittiğiniz her bölgede, o kutsal üretimin önünde eğilip çiftçinin nasırlı elini öpmeniz gerekirken, fildişi kulelerinizden devşirdiğiniz o kibirle çiftçiye el öptürmeye yelteniyorsunuz. Sahada kibir, arkada azar, her adımda bir üstten bakış… Çiftçinin ayağı çamura batarken, temsilcisinin ayağına galoş geçirdiği gün, tarımın ruhuna fatiha okunmuştur.
Cumhurbaşkanımıza Edebi Bir Şikâyetname
Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız,
Zat-ı devletlerinizin öncülüğünde, “Millî Bağımsızlığın Temeli Tarımdır” düsturuyla tarladaki her bir karış toprağı işlemeye, korumaya ve üreticimizi desteklemeye çalışırken; ne yazık ki bu üretimin en büyük sivil temsil makamında oturanların durumu içler acısıdır.
Biz bu toprağı vatan bildik, kutsal bildik. Toprak, bizim secdeye durduğumuz, sonunda döneceğimiz en sadık yarimizdir. Ancak bugün, ömrünün ve mesleki kariyerinin neredeyse tamamını o koltukta geçirmiş, yaşıyla başıyla artık toprağın asaletine ve bilgeliğine daha çok sığınması gerekirken; milyonlarca çiftçimizin hakkını, hukukunu ve sesini temsil etme makamında bulunan Şemsi Bayraktar’ın tarlaya basarken sergilediği bu “steril” ve kibirli tavır, üretici ile Ankara arasındaki o uçurumu en berrak haliyle ortaya koyan son damladır. Koltuğunda yaşlanan ama toprağına yabancılaşan bu zihniyet, devletimizin tarımsal vizyonuna ve üreticimizin samimiyetine tamamen terstir.
Gittiği her köyde çiftçinin elini öpmesi gerekirken, makamının gücüyle kibir abideliği yapan, üreticinin karşısında azarlayan ve üstten bakan bir yönetim anlayışı, üreticimizin samimiyetiyle bağdaşmamaktadır. Sahanın çamuruna batmayanların, çiftçinin masasındaki kuraklığı ve derdi anlaması mümkün değildir. Toprakla arasına mesafe koyan bu zihniyeti, önce toprağın asıl sahibi olan çiftçilerimizin vicdanına, sonra da zat-ı devletlerinizin yüksek takdirlerine arz ediyoruz.
Toprak TV Sessizlik Bildirgesi
Biz, bilimin ışığında ter döken uzman mühendislerin, tarlada nasır tutan ellerin ve toprağın sadakatine inananların gür sesiyiz.
Biliriz ki anlarız ki; tarım dünyasının dışından gelen, tarlayla ve toprakla hiçbir bağı bulunmayan herhangi bir yabancının ya da dışarıdan gelen bir ziyaretçinin sahaya adım atarken ayakkabısını korumak istemesi doğal bir davranış veya bir tercih olarak kabul edilebilir. Ancak milyonlarca çiftçimizin hakkını ve sesini temsil etme iddiasındaki bir genel başkanın böyle bir konfor lüksü, böyle bir sterilizasyon tercihi kesinlikle olamaz! Toprağı bir hijyen sorunu, çamuru ise sakınılması gereken bir “kir” olarak gören bu steril zihniyetlerin bizim ekranımızda, sayfalarımızda ve bültenlerimizde yeri yoktur.
Toprak TV olarak, Şemsi Bayraktar bu makamdan ve bu anlayıştan tamamen ayrılana dek; kendisiyle ve beyanatlarıyla ilgili hiçbir habere, görsel veya yayına mecralarımızda asla yer vermeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. Bizim kapımız; ayağı çamura batanların, eli toprak kokanların kapısıdır.
Toprak TV Olarak;
Tarlada dökülen alın terini, sivil toplumun en tepesinde kibirle ezenlerin ve toprakla arasına yapay bariyerler koyanların karşısında durmak, tarımsal geleceğimizi savunmaktır. Sivil toplum temsilcilerinin üreticimizle hemhal olması, onun çamuruna ortak olması gerekirken fildişi kulelerinden hobi bahçesi gezer gibi steril turlar düzenlemesi kabul edilemez bir durumdur. Bu köhneleşmiş zihniyetlerin karşısında, nasırlı ellerin ve çamurlu çizmelerin yanında sarsılmaz bir kale gibi durmaya devam edeceğiz. Üreticinin onuru, hiçbir makamın kibrine feda edilemeyecek kadar kutsaldır.
”Toprak Senin Özün Nasıl Bakarsan Öyle Görür Gözün”
Levent ÖZDEMİR
Ziraat Yüksek Mühendisi
Toprak Radyo Televizyonu A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı

