-
[ANKARA]
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısıyla tarım politikaları ve çevre mevzuatındaki son gelişmeleri değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal; orman arazilerinin statü değişiklikleri, ayçiçeği ve çeltik hasadında üreticiyi zorlayan girdi-fiyat dengesizliği ve hasat dönemine denk gelen ithalat kontenjanlarına ilişkin kapsamlı bir rapor paylaştı.
Ormanların salt bir ağaç topluluğu değil; toprak, su döngüsü, yaban hayatı ve iklim dengesini ayakta tutan yaşayan bir ekosistem olduğunu vurgulayan Sarıbal, doğal varlıkların korunması ile yerli üretimin desteklenmesinin birbirinden ayrılamaz bir bütün olduğunu ifade etti.
“43 Milyon Metrekare Orman Alanı Statü Dışına Çıkarıldı”
17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar (43 milyon metrekare) alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirten Sarıbal, bu sahaların ağırlıklı bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde yer aldığını bildirdi. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek-16 maddesi kapsamında 2018 yılından bu yana orman rejimi dışına çıkarılan toplam büyüklüğün 9 bin 600 hektara yaklaştığını kaydeden Sarıbal, mevzuat gereğince bu alanların en az iki katı büyüklüğündeki Hazine arazisinin ağaçlandırma amacıyla Orman Genel Müdürlüğü’ne tahsis edilip edilmediğinin kamuoyuna şeffaflıkla açıklanmasını talep etti.
“Ayçiçeğinde Maliyet 38 ₺’ye Dayandı, Fiyat Artışı Yüzde 12’de Kaldı”
Bitkisel yağ sanayisinin temel hammaddesi olan yağlık ayçiçeğinde kilogram üretim maliyetinin verime göre 33 ila 38 ₺ arasında değiştiğini, düşük verimli kıraç sahalarda ise maliyetin 40 ₺ sınırına dayandığını aktaran Sarıbal, birliklerin açıkladığı ön alım fiyatlarını eleştirdi. %44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 ₺, Çukobirlik’in 37,50 ₺, Konya Şeker’in ise 36,50-37,50 ₺ bareminde fiyat verdiğini hatırlatan Sarıbal, geçen yılki 33 ₺ tabanına kıyasla artışın %12,1 seviyesinde kaldığını; mazot, gübre ve sulama maliyetlerindeki artışın bu oranın çok üzerinde olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin 2003’ten 2026 Mayıs ayına kadar 16,5 milyon ton tohum için 9,7 milyar $, 15,9 milyon ton ham yağ için ise 18,2 milyar $ olmak üzere toplam 27,9 milyar $ ithalat faturası ödediğine dikkat çeken Sarıbal, 4 Temmuz 2026’da açılan 1 milyon 250 bin tonluk tohum ithalat tarife kontenjanının hasat döneminde yerli çiftçiyi baskıladığını savundu.
“Çeltikte Maliyet 46 ₺, TMO Hâlâ Fiyat Açıklamadı”
Çeltik üretiminde de benzer bir kriz yaşandığını belirten Sarıbal, hasadın başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 alım fiyatını ve müdahale takvimini henüz ilan etmediğini söyledi. Kilogram başına üretim maliyetinin 41 ila 48 ₺ bandında olduğunu, Türkiye ortalamasının 45-46 ₺’yi bulduğunu ifade eden Sarıbal; 2026 yılı için dekara verilen 825,75 ₺ temel destek ve 550 ₺ sertifikalı tohum desteğinin kilogram başına yalnızca 1,97 ₺ katkı sunduğunu, bunun yetersiz kaldığını vurguladı.
Toprak TV Olarak;
Milli gıda güvencemizin teminatı olan ayçiçeği ve çeltik gibi stratejik ürünlerde üreticinin maliyetinin altında bir fiyat kıskacına alınmasını tarımsal sürdürülebilirlik açısından son derece riskli buluyoruz. Eş zamanlı olarak su rejimimizi ve yeraltı kaynaklarımızı besleyen orman alanlarının muhafazasını, tarımsal kuraklıkla mücadelenin birinci şartı olarak değerlendiriyoruz.
Karar vericilere çağrımızdır: Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Toprak Mahsulleri Ofisi eşgüdümünde; çeltik alım fiyatları hasat tamamlanmadan ivedilikle ilan edilmeli, TMO alım merkezlerinde randevu kotaları genişletilmeli, ayçiçeğinde hasat öncesi bağlayıcı taban fiyat uygulamasına geçilmeli, yerli üreticiyi korumak adına hasat dönemlerinde ithalat tarife kontenjanları askıya alınmalı ve Ek-16 kapsamında orman dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğündeki Hazine sahalarının ağaçlandırma süreci şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Üreticilerimize tavsiyemiz ise; çeltik ve ayçiçeğinde hasat kayıplarını en aza indirecek biçerdöver kalibrasyonlarını titizlikle denetlemeleri, piyasa dalgalanmalarına karşı ürünlerini lisanslı depolara teslim ederek Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) imkânlarından faydalanmaları ve örgütlü üretimi güçlendirmek adına kooperatif ortaklıklarına sahip çıkmalarıdır.

