Marmara Havzası’nda Su Güvenliği ve Taşkın Alarmı: 10 Milyar ₺’lik Hasarın Ardından Kriz Değil Risk Yönetimi Kararı!…
-
[İSTANBUL]
Türkiye yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’ünü kaplamasına rağmen ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 22’sini barındıran Marmara Havzası’nda; iklim değişikliği, taşkın riskleri, kuraklık ve su kalitesinin korunmasına yönelik hayati kararlar alındı. Marmara Havza Su Kurulu Toplantısı, Marmara Havzası Koordinatör Valisi ve İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever, havza illerinin vali yardımcıları, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek odalarından oluşan 220 delegasyonun katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi.
Toplantıda, geçtiğimiz hafta İstanbul’da meydana gelen ve 7 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 10 milyar ₺ ekonomik kayba yol açan taşkın felaketinin ardından su yönetiminde yeni bir dönemin başlatılması kararlaştırıldı.
“Koordinatör Vali Davut Gül: Bu Taşkınlar Marmara İçin 17 Ağustos Gibi Bir Milat Olmalıdır”
Toplantının açılışında konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, yaşanan can kayıplarının derin üzüntüsünü paylaştıktan sonra taşkınların yalnızca meteorolojik aşırı yağışlarla izah edilemeyeceğini kaydetti. Vali Gül, şu somut tespit ve uyarıları yaptı:
“Yaşanan taşkın afeti sonucunda 7 vatandaşımızı kaybettik; yaklaşık 10 milyar ₺’lik doğrudan ve dolaylı bir ekonomik zarar oluştu. Ancak bu felaket yalnızca metrekareye düşen aşırı yağışla açıklanamaz. Dere yataklarındaki çarpık yapılaşma, suyun doğal akış kesitlerinin daraltılması ve gerekli teknik önlemlerin zamanında hayata geçirilmemesi zararı bu boyuta taşımıştır. Taşkın riskini azaltmak yalnızca betonarme dere ıslahıyla çözülemez; mekânsal planlamadan imar denetimine kadar radikal adımlar atmalıyız. 17 Ağustos depremi nasıl afet yönetimimizde yapısal bir dönüm noktası olduysa, bu son taşkınlar da İstanbul ve Marmara için benzer bir milat olmalıdır. Suyun hem fazlalığını taşkınla mücadeleyle hem de yokluğunu kuraklık tedbirleriyle yönetmek zorundayız.”
“Genel Müdür Afire Sever: Kriz Yönetimi Değil, Risk Yönetimi Esastır”
Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever ise afet anında reaksiyon göstermek yerine afetten önce önleyici tedbirleri uygulamanın şart olduğunu vurguladı. Sever, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İklim değişikliği su rejimini kökten değiştirdi; artık kriz yönetimi anlayışını terk edip havza bazlı risk yönetimi modeline geçmek zorundayız. Havza ölçeğinde hazırladığımız Taşkın Yönetim Planları’ndaki tedbirlerin ilgili tüm kurumlarca gecikmeksizin sahada uygulanması gerekir. Suyun kaynağında kirlenmesini önlemek, kayıp-kaçak oranlarını mevzuat hedeflerine indirmek ve kurumlar arası eşgüdümü sağlamak Marmara’nın geleceği için ertelenemez bir görevdir.”
“Marmara İçin Kritik Kararlar: Riskli Alan İarları ve Bodrum Katlar Taranıyor”
Havza sekretaryasını yürüten İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün teknik sunumlarının ardından kurulda bağlayıcı kararlar alındı:
Taşkın Yönetim Planları, İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) ile entegre edilecek.
Taşkın riski altındaki dere yatağı güzergahlarında imar planları yeniden gözden geçirilecek.
Can güvenliği açısından kritik tehlike oluşturan bodrum kat bağımsız bölümleri tespit edilecek.
Taşkın önleme projelerinin gerektirdiği kamulaştırma bütçeleri ve acil finansman imkanları oluşturulacak.
Öncelikli atıksu ileri arıtma yatırımları hızlandırılacak, şebeke su kayıpları düşürülecek.
Toprak TV Olarak;
Marmara Havzası’ndaki su kaynaklarını ve havza topraklarını; tarımın, sanayinin ve 20 milyonu aşan nüfusun ortak yaşam temeli olarak görüyoruz. Dere yataklarının imara açılması, suyun doğal yatağından koparılması ve yetersiz altyapı sebebiyle her yağmurda can ve mal kayıpları yaşanması kabul edilemez bir ihmaldir. 10 milyar ₺’lik ekonomik yıkım, afet öncesi mühendislik önlemlerine harcanmayan her bir liranın katbekat fazlasıyla can ve mal olarak ödendiğini göstermektedir.
Karar vericilere çağrımızdır: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri (DSİ) koordinasyonunda; Marmara Havzası’ndaki tüm aktif ve kuru dere yatakları taşkın risk haritalarına göre mutlak yapılaşma yasağına tabi tutulmalı, taşkın bantları yeşil rekreasyon koridorlarına dönüştürülmelidir. Riskli bodrum katların tahliyesi için acil kentsel dönüşüm fonu ayrılmalı; DSİ ve yerel yönetimlerin dere ıslahı kamulaştırma bütçeleri genel bütçeden doğrudan finanse edilmelidir. Tarımsal alanlardaki yüzey akışını dizginlemek amacıyla üst havzalarda teraslama, ağaçlandırma ve tersip bendleri yatırımlarına Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında tam hibe tahsis edilmelidir.
Tüketicilerimize ve yetiştiricilerimize tavsiyemiz ve çağrımız ise; çiftçilerimizin taşkın yataklarındaki eğimli arazilere dik sürüm yapmayıp kontur (tesviye eğrilerine paralel) sürüm yapmaları, dere seddelerini tahrip etmemeleridir. Şehirde yaşayan vatandaşlarımızın ise dere yataklarına yakın su basma riski bulunan bodrum katlarda barınma ve depolama yapmaktan kaçınmaları, yerel yönetimlerin taşkın erken uyarı anonslarını tavizsiz takip etmeleridir.





