Antalya’nın Manavgat ilçesinin coğrafi işaretle tescilli, “altın” olarak anılan meşhur susamında hasat başladı. Yüzde 60’a varan yağ oranıyla dünyanın en kaliteli susamlarından biri olarak kabul edilen üründe bu yıl yaklaşık 4 bin ton rekolte beklenirken, kalitesiyle göz dolduran susamın kilogramı 130-140 liradan alıcı buluyor.
Manavgat altın susamını diğerlerinden ayıran en önemli özellik, bilimsel analizlerle de kanıtlanmış olan yüksek yağ oranı. Diğer susamların yağ oranı yüzde 40 civarında seyrederken, Manavgat susamında bu oran yüzde 60’lara ulaşıyor. Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası tarafından coğrafi işaret alınarak tescillenen ürün, eşsiz aromasıyla da öne çıkıyor.
Üreticinin Gündemi: Artan Maliyetler ve İşçi Sıkıntısı
Üretici Ali Durmaz, bu yıl verimin iyi olduğunu ancak artan maliyetlere rağmen fiyatın geçen yıla göre çok az değiştiğini belirtti. Durmaz’ın otelde muhasebeci olarak çalışan oğlu Osman Durmaz ise sektörün kanayan bir yarasına dikkat çekti: “Ne yazık ki artık tarımda işçi bulamıyoruz. Şu an biz ürünümüzü imece usulü akraba ve komşularımızla kaldırıyoruz” dedi.
Manavgat’ın “altın susamı”, coğrafi işaretin bir ürüne nasıl değer kattığının ve onu nasıl koruduğunun en parlak örneklerinden biridir. %60 gibi rakipsiz bir yağ oranına sahip bu milli hazine, şüphesiz bölge için büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak bu parlak tablonun arkasında, Türk tarımının iki yapısal sorunu kendini gösteriyor. Birincisi, fiyat-maliyet makası. Çiftçinin maliyetleri artarken, ürün fiyatının geçen yıla göre neredeyse aynı kalması, üreticinin kar marjının nasıl eridiğini gösteriyor. İkincisi ve daha tehlikelisi ise işçi sorunu. Bir üreticinin, hasadını ücretli işçi bulamadığı için “imece usulü” ile yapmak zorunda kalması, bu tür emek yoğun ürünlerin geleceği için ciddi bir alarm sinyalidir. Manavgat’ın susamı “altın” değerinde olabilir; ancak bu altını topraktan çıkaran çiftçinin emeğinin karşılığını alması ve üretimini sürdürebilmesi için bu temel sorunlara acil çözümler bulunması şarttır.